4 Şubat 2018 Pazar

Sipahiler

SİPAHİ; Osmanlı ordusunda atlı bir asker sınıfı îdi. Sipahiler ordunun yanlarını korurlar, akıncılık, karakolculuk yaparlar, yaya askerleri korurlar, gereğinde de hücuma geçerlerdi.

Sipahilik I. Murat zamanında, o çağın büyük komutanlarından Timurtaş Paşa’nın tavsiyesiyle kuruldu. Atlılar önce 2 bölüktü. Bu bölüklerden birine «sipahi», ötekine «silâhtar» adı verilirdi. Sonra bölükler 6’ya çıkarıldı. Atlıların hepsine birden «Altı Bölük Halkı», «Bölük Halkı», daha sonraları ise yalnızca «Sipahi» denildi. Sipahiler, kırmızı bayrak kullandıkları için bunlara «Kırınızı Bayrak Bölüğü» adı da verilirdi. 

Sipahiler ikiye ayrılmıştı: 
1) Kapıkulu, 
2) Tımarlı (Topraklı) Sipahiler.

Kapıkulu Sipahileri
— Yeniçeri Ocağı gibi doğrudan doğruya Saraya bağlı süvarilerdir. Yeniçeri Ocağına bağlı sayılan bu sipahiler, çıkardıkları sayısız isyanlarla, karışıklıklar ile Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutarlar. Bunlara «Dergâh-ı âli Sipahileri» de denirdi. 

Devşirmelerden toplanırlar, altı bölükte yetiştirilirlerdi. Bu bölüklerin ayrı adları ve bayrakları vardı. Sipahi bölüklerinin «Baş kâhya», «Kâhya Yeri», «Başçavuş» ve «Baş Bölükbaş» adı verilen dört büyük subayı vardı. Bu altı bölüğün komutanına «Sipahi Ağası» denirdi. Bu komutan, savaş sırasında, ordunun baş sancağını taşırdı.

Sipahiler, Yeniçerilerin aksine, evlenebilirlerdi. Oğullarına «Veledeş» denir, delikanlı çağına gelince bölüklere alınırlardı.

Tımarlı Sipahiler 
— Sınır boylarında bekleyen askerlerin çocuklarından, ya da savaşlarda yararlık gösterenlerden seçilirdi. Sayıları Kapıkulu Sipahilerinin kat kat üstündeydi.
Devletten maaş almazlar, buna karşılık kendilerine 1.000 akçeden 19.999 akçeye kadar geliri olan topraklar verilirdi. Tımarlı Sipahiler bu toprakta çiftçilik yapanlardan vergileri toplar, bununlâ at, silâh vs. gibi masraflarını karşılar, kendileri de geçinirlerdi.

Tımarlı Sipahiler her sancakta bölüklere ayrılmışlardı. Her bölüğün «Subaşı», «Bayraktar», «Çavuş» denilen subayları vardı. On bölük bir Alay Beyi’nin komutasında bulunurdu.

Osmanlılar’ın kazandığı zaferlerde, bu Tımarlı Sipahiler’in payı çok büyüktür. Çoğunluğu «devşirme», yani Türk olmayanlardan kurulan Yeniçeri Ocağı ile Kapıkulu Sipahileri’ne karşılık Tımarlı Sipahiler Türk’tü, bunlar yerli ordunun kaynağı sayılırlardı. Sonradan tımarların memleket çocuklarına değil ele padişahın, paşaların adamlarına bol keseden dağıtılması, bu yerli ordu kaynağını bozdu. Sipahiler, uğradıkları haksızlık karşısında bozguncu, devlete kafa tutucu oldular. 

Anadolu’da yer yer başgösteren isyanları, kargaşalıkları çıkaranlar, ya tımarları ellerinden alınan sipahiler, ya da bunların çocuklarıydı. XIX. yüzyıl başlarında Kapıkulu Sipahileri gibi Tımarlı Sipahiler de tam çöküntü halinde bulunuyorlardı.

Yeniçeriler

Osmanlı Devleti’nde askeri bir sınıf olarak kurulmuş olan Yeniçerler, Dünya tarihindeki ilk sistemli ve çağdaş ordudur. 15. yüzyılda oluşturulan ve birçok savaş kazanan bu askeri birlik, aynı zamanda çağının en etkili askeri gücü olarak kabul edilmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemlerinde askeri başarılarını yitirmiş ve zamanla imparatorluğa uygulamış oldukları baskı ve isyanlar nedeniyle ortadan kaldırılmıştır.

Yeniçerilerin Ortaya Çıkışı
Osmanlı Devleti’nin topraklarının giderek genişlemesiyle birlikte yeni bir ordu sistemi arayışı başlamıştır. Yıldırım Bayezid döneminde oluşturulmaya başlanan bu askeri ocağın, aslında Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde çalışmaları yapılmış fakat uygulanamamıştır. 

Bu ocak ani bir kararla değil, zaman içerisinde gelişen askeri düşüncelerin bir düzene oturtulmasıyla oluşturulmuştur. Osmanlının topraklarının genişlemesiyle birlikte imparatorluktaki gayrimüslimlerin sayısı oldukça artmış ve gayrimüslimlere birçok imtiyazlar tanınmıştır. Bu haklardan biri de orduda savaşabilmeleri oluşmuştur. 

Bu nedenle devşirme sistemiyle oluşturulan yeni bir ocak kurulmuştur. Devşirme sisteminde; gayrimüslim ailelerden 10-18 yaş arası erkek çocuklar alınıp, Türk ailelere teslim edilmiştir. Türk aileler bu çocuklara Türklerin; gelenek, görenek, örf ve adetlerini, Türkçe konuşmayı öğretip sonrasında sünnet ettirdikten sonra acemi ocağına yollamışlardır. 

Acemi ocağında başarılı olan gençler daha sonra “Yeniçeri Ocağına” girmeye hak kazanmışlardır. Son olarak kişilerin zekâ seviyeleri ve kişilik özellikleri belirlenerek; eğitimleri alan gayrimüslim gençlere duruma göre sarayda önemli görevler verilmiştir. Geriye kalan erkekler ise ocakta askerlik yapmaya başlamışlardır. 

İlk zamanlarda Kapıkulu ordusunda çok az sayıda bulunsalar da zamanla sayıları 150.000 bulmuştur. Yeniçeri gelirini ise; ulufe denen maaş, yılda bir takım elbise, üç ayda bir yevmiye ve padişahın dağıttığı cülus bahşişi oluşturmuştur.

Yeniçeriler, genellikle savaş alanlarında bulunmamışlardır çünkü ayaklanmaları ve iç huzursuzlukları bastırmak onların temel görevlerinden biri olmuştur. İtibarları gittikçe yayılmış olan bu askeri birliğin, sayı olarak fazlalaşmaları güçlerini gittikçe arttırmıştır. 

Padişahı, sarayı, merkez alanını ve uç bölgeleri gibi devletin kilit noktalarını korudukları için çok itibar görmüşlerdir. Bu ocak sayesinde Türkler, Rumeli’ye çok kolay bir şekilde yerleşmişlerdir. Barış zamanında genellikle İstanbul’u korumakla görevlendirilmişlerdir. 

İlk olarak Edirne’de kurulan bu ocak, devletin merkezinin İstanbul’a taşınması sebebiyle İstanbul’a yerleşmiştir. Yeniçerilerin birçoğu İstanbul’daki at meydanındaki Şehzadebaşı’na, diğerleri ise Aksaray tarafındaki kışlalara yerleştirilmişlerdir.

Yeniçeri Ocağının Sınıflandırılması
Yeniçeri Ocağı, ilk kurulduğu yıllarda yaya bölükleri veya cemaat adı verilen bölüklerden oluşurken, Fatih Sultan Mehmet’in uygulamasıyla bu askeri birliğe Sekban Sınıfı da eklenmiştir. Tabi bazı kaynaklarda cemaat ortalarının, sekbanlar ve ağa bölüklerinden oluştuğu belirtilmiş ve her iki bilginin de doğruluğu kanıtlanmıştır. “Orta” kelimesi tabur anlamına gelmektedir. 

Yeniçeri Ocağının sınıfları ise şu şekildedir;
1. Cemaat Ortaları:  İlk kurulan bölük olan cemaat ortalarının komutanları yaya başıdır. 100 kişiden oluşmaktadır. Bu bölükte askeri rütbe olarak; turnacı, deveci, katrancı ve zemberekçi gibi görevler verilmiştir.
2. Sekban Bölükleri: Fatih Sultan Mehmet’in oluşturduğu bu bölük padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur.
3. Ağa Bölükleri: Padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur. II. Bayezid’in tahta çıkacağı zaman sekbanların ayaklanması ile yeni bir bölük olan ağa bölükleri oluşturulmuştur. Ağa bölüğü en yetkili kişilerden oluşturulmuş ve padişahlar da birinci bölük ağalarından sayılmışlardır. Yeniçerilerin kumandanı olan yeniçeri ağaları en güvenilir kişiler arasından seçilmişlerdir. Bu durumun sebebi ise; padişahların tahta çıkmasında ve devamındaki olaylarda yeniçeri ağasının yönetimde söz sahibi olmasıdır. Padişahla beraber seferlere çıkan yeniçeriler, padişahın bulunduğu “Otağ-ı Hümayunu” korumakla görevlendirilmişlerdir. Yeniçeri ağası Türkçe sözlükte “Bakan” anlamına gelmektedir.
4. Karakullukçu: Bu birlik rütbesiz askerlerden oluşturulmuştur.
5. Usta: Alt rütbeli yeniçeri subayıdır.
6. Baş çavuş:  Askeri birlikteki üçüncü amirdir.
7. Kapıcı Başı: Saray kapılarını koruyan askerlerin subayıdır.
8. Orta Çavuşu: Baş çavuşun yardımcısıdır.
9. Kul Kahyası: Askeri birlikteki ikinci amirdir.

Yeniçeri Ocağının Sancakları ve Sancakların Farklı Özellikleri
Yeniçeri ocağında her askeri bölüğün kendine özgü bir sembolü, filamanlarının üzerine işlenirdi. Her bir askeri bölüğe bir sancak verilir sefere çıkıldığında ise sancak, kumandanın çadırının önünde toprağa saplanılırdı. En önemli sancak ise “Azam Bayrağı”dır. 

Bu bayrak atlastan yapılan ve üzerine altın sırma ile “Fetih Ayet-i Kerimesi” işlenen özel bir bayraktır. Azam bayrağı sefer sırasında Yeniçeri Ağası’nın çadırının önüne dikilirdi fakat Yeniçeri Ağası sefere çıkmadıysa Sekbanların çadırının önüne dikilirdi. Bayrakların bir diğer önemli özelliği ise Beyaz Sancak, ocağın Sünni olduğunu belirtir üniformaları yeşil ve kırmızı renklerinden yapılırdı. Seferden önce veya ulufe dağıtılırken Yeniçeri Duası (gülbengi) bir ağızdan okunurdu.

Yeniçeri DuasıAllah, Allah, İllallah
Baş üryan, sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir
Hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Demine devranına hü diyelim! hüüüüüüüüü…..


Sancakta Yazılı Olan Dua
Hacı Bektaşi Veli’nin bindiği cansız duvar.
Mazharı Nur-i Ali’dendir ona ol yadigar.
Nare-i Düldül ederdi arşı ala da karar.
Şad hazare bin kafiri bir narada etti şikar.
Dedi: Arslanım Ali’dir, kudretine girdikar.
Lâ Fetâ İlla Ali
Lâ Seyfe İlla Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına
Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar.
La Fetâ İlla Ali
Le Seyfe İlla Zülfikar
Padişahım çok yaşa
Devletinle bin yaşa


Yeniçeri Ocağının Sonlanması
İşte, bu nam salmış ve birçok savaş kazanmış olan Yeniçeri, ne yazık ki unvanını bir süre sonra kaybetmiştir. III. Murat döneminde yeniçerililer bozulmaya ve devletin iç işlerine karışmaya başlamıştır. 

III. Murat döneminde akçe değerini kaybedince maaşlarını akçeyle alan yeniçerililer bu duruma karşı çıkıp isyan etmişlerdir. Belki de birçok kişinin yeniçeri ocağına, eskisi gibi zor koşullarla değil de daha kolay şekilde alınması bu düzensizliğin asıl nedenlerinden biri olmuştur. 

Normal şartlarda bir yeniçeri evlenemez ve askerlik dışında da başka bir işle uğraşamazdır. Fakat zamanla kuralların hafifletilmesi durumu oldukça değiştirmiştir. Yeniçeriler evlenmeye başlamış ve başka işlerde çalışmışlardır. Zamanla da halkı rahatsız edecek davranışlarda bulunmaya başlamışlardır. 

17. yüzyıl ortalarında İstanbul’daki birçok isyanı Yeniçeriler çıkarmıştır. І. Mahmut zamanında esnafa “Esame” adı verilen maaş kartları satılmış ve bu kartların her biri bir ulema maaşı anlamına gelmiştir. Yeniçerili askerlerin bazıları bu kartları bilinçsizce zenginlere satmış ve onlarla iş birliği yapmıştır. 

Zaten zamanla birçoğu torpil ile üst görevlere geçmişlerdir. 1560 yılından itibaren İstanbul dışındaki sancaklara yerleştirilen yeniçeriler, yönetimde de söz sahibi olmaya başlamışlardır. Cülus bahşişinin az verilmesi ya da bazen hiç verilmemesi de yeniçerileri isyan ettiren sebepler arasında olmuştur. İlk isyanlarını Fatih Sultan Mehmet’e karşı yapmışlardır.


Padişah ve Çandarlı Halil Paşa arasındaki mücadeleye tepki olarak yapılmış bir isyandır. Fakat padişahın zaferi ile sonuçlanmış ve yeniçeriler padişahın yeni sistemiyle kontrol edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta gecen padişahların çoğu sefere çıkmayıp saray içinde kalmışlardır. 

Bu durum yeniçerililerin daha da bozulmasına ve ayaklanmasına neden olan sebepler arasında olmuştur. Hiç şüphesiz, yeniçerililerin en vahşice isyanı Genç Osman zamanında çıkarılmıştır. Genç Osman seferde başarısız olan ve gittikçe bozulan yeniçeri ocağını kaldırmaya karar vermiştir. 

Bunu kısa sürede duyan Yeniçeriler ayaklanmış ve padişahı boğarak öldürmüşlerdir. Daha sonra değişen şartlar ve olumsuzluklar ІІ. Mahmud döneminde Yeniçerilerin 1826 yılında kaldırılmasıyla son bulmuştur. Yeniçeri ocağının yerine ise Asakar-i Mansure-i Muhammediye Ordusu (Vaka-i Hayriye) kurulmuştur.

Pedro

Muhteşem Yüzyıl'ı bir de Osmanlılara esir düşmüş Pedro'nun anlatımından okuyun!

Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 1557 yılında İspanyolca olarak yazılan İstanbul`daki yaşantıyı anlatan bir elyazması olan bu eser bugün Madrid Milli Kütüphanesi`nde muhafaza edilmektedir.

Fransız gazetelerinde yeni çıkan ve nihayet Fransızcaya çevrildi diye tanıtımı yapılan, övgüyle bahsedilen "Viaje de Turquia" isimli kitap bir Türk olarak ilgimizi çekti ve aldık. Biz de yayınevi olarak bu kitabı Türkçeye çevirip yayınlamaya karar verdik. 

Fakat sonra araştırma yaptıkça bunun daha önce ilk defa 1964'te Fuat Carım tercümesi ile Yeni Savaş Matbaası tarafından Kanuni devrinde İstanbul ismiyle, daha sonra aynı çevirmen tarafından 1996'da Güncel Yayıncılıktan Pedro`nun zorunlu İstanbul seyahati diye tekrar yayınlandığını aynı zamanda Aysel Kurutoğlu'nun çevirisi ile 1974'te 1001 Temel Eserleri adı altında Tercüman Yayınlarından Türkiye`nin dört yılı (1552-1556) olarak çıkmış olduğunu saptadık. 

Biz yayınevi olarak bu eseri tekrar basmaya karar verdik. Çünkü orijinaline sadık kalınmadan kısaltılarak ve birçok bölümünün atılarak çevrilmiş olduğunu gördük. Ayrıca bazı dipnotlar, açıklayıcı bilgi ve haritalar ekleyerek o dönemi okuyucunun gözünde canlandırmaya, tarihi bilgileri aktarmaya çalıştık.

Bu arada bu kitapla ilgili çeşitli yazarlarca birbirinden farklı düşünceleri içeren yazılar yayınlandı. Bu yazıların bazıları Orhan Pamuk'u, 1985'te ilk baskısı yapılan Beyaz Kale romanında Kanuni devrinde İstanbul kitabından intihal yapmış olmakla suçlarken, bazıları da önemli olanın yazarın edebi yaklaşımı olduğunu ve Beyaz Kale'nin intihal olarak değerlendirilemeyeceği düşüncesini savunuyorlardı. 

Biz her iki düşünceye de kitabın sonunda yer vermeyi uygun bulduk. Kitabın özelliği, tarihçesi ve yazarı hakkında açıklayıcı olması açısından Ertuğrul Önalp'ın Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisinde 1990 yılında yayınlanan Bir İspanyol Esiri Gözüyle 1552-1556 yılları arasında İstanbul makalesini, Murat Bardakçı`nın Hürriyet Gazetesi 26 Mayıs 2002 tarihli yazısını ekledik.


Kitabın ilginçliği o devrin bağnaz Avrupası ile Doğunun hakimi Osmanlı İmparatorluğunu karşılaştırmak olanağını vermesidir. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki pek çok şeyi gerçeğe yakın anlatması ve o devirde yaşamış gerçek kişilerden bahsetmesi nedeniyle çok inandırıcı bir belge olarak ele alınabilinir. 

Sinan Paşa, kardeşi Rüstem Paşa, Rüstem Paşa'nın eşi ve aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan, Turgut Reis ve Andrea Doria gibi gerçek şahsiyetler anlatının içinde yer almaktadır. Kitapta Osmanlı Donanmasında forsalık yapmış olan bir İspanyol'un bakış açısıyla, Osmanlı İmparatorluğu hem acımasızca eleştirilir hem de yer yer yüceltilir.

Hans Dernschwam

Hans Dernschwam (d. 23 Mart 1494, Brüx, [bugün Çek Cumhuriyeti'nde Most] - ö. 1568, Kremnica), Alman gezgin.

Macar asıllı olan Dernschwam Bohemya'da doğdu, Viyana ve Leipzig üniversitelerinde okudu.

1533'te Avusturya Arşidükü Ferdinand tarafından İstanbul'a gönderilen ve başında Pécs Piskoposu Anton Vrancic (1504-1573) ile Macar asilzadesi Ferenc Zay (1498-1570) bulunan bir elçilik heyetine katıldı. 

22 Haziran'da Viyana'dan yola çıkan heyet 16 Temmuz'da Budin'e ve oradan Tuna'dan gemilerle Belgrad'a ve karayoluyla Niş ve Sofya üzerinden 25 Ağustos'ta İstanbul'a vardı.

Heyet İstanbul'a geldikten iki hafta sonra Avusturya ve Alman elçilerinin daha önce barındıkları Eminönü civarındaki Yahudi mahallesinde bulunan kervansaraydan, bundan böyle Alman elçiliği olarak kullanılacak olan, Çemberlitaş'taki Atik Ali Paşa Külliyesi'nin parçası olan kervansaraya (Elçi Hanı) taşınırlar. 

Bu fırsatla yazar külliyenin ve kervansarayın ayrıntılı bir tasvirini yaptı. Bir Bizans kilisesinin yerine yapılan kervansaray 1539'da yenik düşen Alman ordusunun tutsaklarını barındırmıştı. Elçilik heyetine verilen erzak bahanesiyle de zamanın yiyecek âdetlerinden ve fiyatlarından uzun uzun söz edilir. 

Aynı dönemde, Fransız elçisinin, bir Rum evini satın alıp yerine bir elçilik binası inşa ettiğini de yazar ki, bugünkü Fransız Sarayı için en eski kayıtlardan biridir.
Dernschwam'ın İstanbul'da görmüş olduğu yerler, Ayasofya, Yedikule'deki Karamanlılar kilisesi (bugün Ayios Kostantinos ve Eleni), ki bu fırsatla bu topluluk hakkında ilginç bilgiler verilir, yapılmakta olan Süleymaniye Camii, çarşı ve bedestenler, Çemberlitaş'ın yakınında olan Tavuk Pazarı, Avrat Pazarı, Atmeydanı'dır.

Ayrıca kentin ahşap evlerinden ve neden oldukları yangınlardan söz edilir. Bunların dışında çoğu zaman günlük biçiminde yazılan metinde, olaylar, kentte yaşayan yabancılar, Osmanlı paşaları ve aileleri, Yahudi cemaati hakkında çok sayıda bilgi vardır.

İstanbul'da bir buçuk yıl kaldıktan sonra Dernschwam, yeni elçi Busbecq ile birlikte 9 Mart 1555'te yola çıkarak Amasya'da kışlayan I. Süleyman'ın yanına gitti. 23 Haziran'da geri döndükten sonra, 3 Temmuz'da, Busbecq'le birlikte yola çıktı ve 11 Ağustos'ta Viyana'ya vardı.

Dernschwam bu tarihten sonra hayatını Viyana'da ve kuzey Macaristan'da geçirdi. Büyük bir olasılıkla 1568 sonlarında öldü. Osmanlı topraklarına yapmış olduğu seyahatin günlüğü Franz Babinger tarafından Hans Dernschwam's Tagebuch, einer Reise nach Konstantinopel und Kleinasien (1553-1555) adıyla yayımlanmıştır (Münih-Leipzig, 1923, tıpkıbasım, 1984). Yaşar Önen tarafından yapılan Türkçe çevirisi İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü (Ankara, 1987) adıyla basılmıştır.​

Tarih ve İlkçağ Uygarlıkları

Tarih Nedir ?

Tarih, geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.

Tarih Çeşitleri :

Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.
Örneğin : Dünya Tarihi
Özel Tarih : Sadece bir devlet ya da milletin siyasi ekonomik ve kültürel tarihini inceler.
Örneğin :Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Siyasi Tarih : Uluslararası siyasi olayları savaşları barışları ve ittifakları inceler.
Örneğin : Osmanlı Siyasi Tarihi
Uygarlık Tarihi : Bütün ulusların meydana getirdikleri uygarlık eserlerini kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.
Örneğin : Çin Uygarlığı

Tarih Anlayışları :

Hikayeci Tarih : Tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi belirtmeden, belgelere dayandırmadan, efsanelere göre inceler. İlk temsilcisi Heredot'tur.
Öğretici Tarih : Tarihi olaylardan ders almak ve liderleri örnek alarak yönlendirici rol oynamak amaçlanır.
Sosyal Tarih : Toplumların her türlü faaliyetlerini inceler.
Bilimsel Tarih : Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde bilimsel olarak inceler. Tarih bilinci bu sayede ortaya çıkmıştır.

Tarihe Yardımcı Bilim Dalları :

Filoloji : Dil Bilimidir. Toplumların dillerini inceler.
Coğrafya : Coğrafi bölgelerin özelliği ve iklimi tarihi olayların değerlendirilmesinde etkilidir.
Örneğin Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşmalarının nedeni coğrafyalarının tarıma elverişli olmamasıdır.
Kronoloji : Takvim bilimidir. Tarihi olayların oluş sırasını verir.
Paleografya : Toplumların eskiden kullandıkları yazıları inceler. (Mısır hiyeroglifi, Sümerlerin çivi yazısı, Türklerin Orhun ve Uygur abideleri gibi) Bu bilim dalı tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında etkili değildir.
Antropoloji : İnsan ırklarını inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.
Diplomatik : Fermanlar, beratlar ve dönemin yazışmalarını inceler. Siyaset bilimi olarak da adlandırılır. Başlangıç noktası Kadeş Barışının imzalanmasıdır.
Etnografya : Toplumların öz kültürlerini inceleyen bilim dalıdır.
Arkeoloji : Kazı bilimidir. Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yararlanılmaktadır.
Sosyoloji : Toplum bilimidir. Tarihi olayları sosyoloji konularını hesaba katarak inceler.
Kimya : C14 metodunu kullanarak eski kullanılmış araç ve gereçlerin yaşları hakkında bilgi verir.
Nümizmatik : Eski paraları inceleyerek, toplumların ekonomik yapısı hakkında bilgi verir.
Epigrafi : Kitabeleri inceler. Örneğin : Göktürk ve Kültepe yazıtları.
Toponomi : Yer adlarını inceleyerek tarihe yardımcı olur.
Heraldik : Mühür bilimidir. Eski mühürleri inceler.
TARİH ÖNCESİ DEVİRLER ve TARİH DEVİRLERİ
İnsan topluluklarının o dönemde kullandığı ve günümüze kadar gelebilen kalıntılardan yola çıkılarak iki bölüme ayrılır.

TAŞ DEVRİ

KABA TAŞ DEVRİİnsanlığın en ilkel ve en uzun dönemidir. Bu dönemde henüz araç ve gereç yapımı başlamamıştır. İnsanlar kendilerini korumak için doğadaki sivri taşları olduğu gibi kullanmıştır.
YONTMA TAŞ DEVRİ
Bu dönemde insanlar taşları yontarak ilk defa araç ve gereç yapmışlardır. Bu aletler savunma ve avlanma amacıyla yapılmıştır. İnsan doğanın asalağı durumundadır. Tüketici, avcı ve toplayıcıdır. Ekonomik etkinliklerden ötürü göçebe bir yaşam sürmüşlerdir Mağara duvarlarına hayvan resimleri yapmışlardır. Dönemin sonlarına doğru ateş denetim altına alınmıştır. (Ateş önce insanları soğuktan ve yırtıcı hayvanlardan korumuş, daha sonraki dönemlerde ise insanlığın gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur. Toprak kapların yapımında madenlerin işlenmesinde olduğu gibi) Yontma Taş Devrinin sonlarına doğru buzullar çözülmüş, iklim yumuşamıştır.
CİLALI TAŞ DEVRİ
Bu dönemde alet yapımı gelişmiş sert ve düzgün aletler yapılmıştır. Taşın yanısıra ilk defa topraktan da araç gereçler yapılmıştır. (Toprakkaplar yapılmış, seramiksanatı ilerlemiştir.) İnsanlık için güzel bir dönemin başlangıcıdır. İnsan doğanın asalağı olmaktan kurtulmuş ilk defa üretim faaliyetlerini başlatmıştır. İlk defa tarım başlamış, hayat tarzı değişerek yerleşik yaşama geçilmiştir. Bunun sonucunda ilk köyler kurulmuş, hayvanlar evcilleştirilmiştir. Menhir ve Dolmen adı verilen anıtlar dikilmiştir. Bitki liflerinden elbiseler dikilmiştir.

MADEN DEVRİ

BAKIR DEVRİ
İşlemesi kolay olduğu için ilk kullanılan madenler bakır, altın ve gümüştür. Ancak doğada fazla bulunduğu için bakırdan daha fazla araç ve gereç yapılmış ve döneme damgasını vurmuştur.
TUNÇ DEVRİ
Bakır ve kalayın karışımından tunç elde edilmiş ve böylece daha sert dayanıklı araç gereçler yapılmıştır. Bu dönemde karasaban bulunmuş ve tarımda gelişim sağlanmıştır. Tüketim fazlası üretim elde edilmiş bu da ticaretin gelişmesini sağlamıştır. İlk şehir ve devlet yapıları kurulmuştur.
DEMİR DEVRİ
Demirin yüksek ısıda işlenebilmeye başlanması ile sanayide önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ticaret hızlanmış ve dönemin sonlarına doğru yazı icat edilmiştir.

TARİH DEVİRLERİ

Tarih, yazının icadı ile başlayan zaman dilimi içerisinde devirlere ayrılırken, insanlık tarihini etkileyen büyük ve önemli olay ve buluşlara göre dört bölüme ayrılır.
İLK ÇAĞ
Yazının bulunmasıyla başlayıp (M.Ö. 4000-3500) Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışına kadar sürer. En uzun süren çağ olarak bilinir.
ORTA ÇAĞ
Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışından (476), İstanbul'un Türkler tarafından fethine kadar (1453) sürer.
YENİ ÇAĞ
İstanbul'un fethinden, 1453 tarihinde başlayıp, 1789 tarihli Fransız İhtilaline kadar sürer.
YAKIN ÇAĞ
1789 Fransız İhtilali ile başlayıp, günümüze kadar sürer.

Çin-Hint-İskit Medeniyetleri
ÇİN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
Çin'in tarihi Yontma Taş Devri'nde başlamıştır.
Şensi ve Kansu'da Türk kültürü etkili olmuştur.
Tunguz, Moğol, Türk ve Tibet kültürleri Çin'de etkili olmuştur.

ÇİN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Çin'de egemen olan dinlerin başında, Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Budizm gelir. İpek üretimi sayesinde İpek yolu gelişti.
Çinliler Çin yazısını kullandılar.
M.Ö. XI' yy'da mürekkep kullandılar.
M.Ö. 105'li yıllarda kağıdı icat ettiler.
M.S. 650'de matbaayı kullandılar.

HİNT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
En eski medeniyetler İndus Medeniyetleri'dir. Hindistan'daki ilk medeniyet Sint Medeniyeti'dir.
İndus ve Ganj nehirleri verimliliği artıran etkendir.
Güçlü devletler oluşamamış, küçük prenslikler ortaya çıkmıştır.
Kast örgütünü Ariler kurmuştur.

HİNT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Eski Hint Medeniyeti'nde en önemli toplumsal kurum KAST Teşkilatı'ydı. Kast Teşkilatı beş bölümden oluşurdu.
1. Brahmanlar : Din adamları
2. Ksatriyalar : Askerler ve soylular
3. Vaysiyalar : Sanatkar, tüccar ve köylüler
4. Südralar : İşçiler
5. Paryalar

İSKİT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İskitler, M.Ö. XI. yy. ile M.S. II. yy. arasında yaşamışlardır.
Göçebe-atlı kavimlerin en büyüğüdürler.
Diğer adları Sakalar olup, tarihte Önemli rol oynayan ilk Türk topluluğudur.
M.Ö. VII. Yüzyıllarda Tuna Nehri'ne ulaştılar.
İskitler, Yakut Türkleri'nin atalarıdır.

İSKİT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
İskitler ölümden sonraki hayata inandıkları için ölülerini Kurgan olarak bilinen çadır mezarlara gömerlerdi.
İskitler, en eski Türk dini olan Şamanizme inanırlardı.
İskitlerin Asya'daki mücadeleleri Alper Tunga Destanı'nda anlatılmıştır

Mezopotamya Medeniyetleri

AKADLAR SİYASİ TARİHİ
Akadlar, Sami Soyundan gelir.
Başkent Akad olmak üzere, M.Ö. 2350 yılında Kral Sargon önderliğinde krallıklarını kurdular.
Kısa sürede tüm Mezopotamya'ya hakim olduktan sonra Sümer Medeniyeti'nin yayılmasını sağladılar.
Kral Sargon önderliğinde tarihteki ilk büyük imparatorluğu kurdular.
Akad Krallığı, M.Ö. 2150 tarihinde Uruk Krallığı tarafından yıkıldı.

AKADLAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Akadlar, Sümer Uygarlığı'nı devam ettirerek büyükbir imparatorluk kurdular.
Tarihte ilk kez daimi ordu kuranlar Akadlar olmuştur.

ASURLULAR SİYASİ TARİH
Asurlular, Sami ırkına mensuptur.
M.Ö. 2000'lerde Mezopotamya'ya geldiler.
Başkentleri en önemli ticari merkezleri Asur kentiydi.
Tüccar bir kavim olan Asurlular, en çok Anadolu'da ticaret yapmışlardır.
Asurluların varlığına M.Ö. 612'de Medler, Babilliler ve İskitler tarafından son verildi.

ASURLULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Asurlular daha çok Anadolu'da yaptıkları ticaret ile tanınırlar.
Anadolu'da ticari koloniler kurdular.
Anadolu'da, Asur Pazar yerlerine KARUM denir.
Büyük bir askeri imparatorluk kurdular.
Güçlü orduları ve şiddetli kanunları vardı.
En ünlü tanrıları Asur'du.
Mezopotamya'da ölümden sonra hayat inancı olmadığından, anıt mezarlara hiç rastlanmaz.

BABİLLİLER SİYASİ TARİH
Sami soyundan gelen Amurrular'a Babilliler denir.
Başkent Babil olmak üzere M.Ö. XIX. yy'da Mezopotamya'nın en güçlü devletini kurdular.
Birinci Babil Devleti'ni M.Ö. 1594'te Hititler yıktı.
İkinci Babil Devleti'ni M.Ö. 539'da Persler yıktı.

BABİLLİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Babilliler, Kral Hammurabi zamanında mutlak krallığa dayalı büyük bir imparatorluk kurdular.
Sümer Kralı Urukagina tarafından yazdırılan ilk kanunlardan sonra Mezopotamya'da bilinen diğer bir kanun ise Hammurabi Kanunları'dır.
Babilliler, astronomi çalışmaları yapmışlar, burçları bulmuşlar ve yılı 354 güne bölmüşlerdir.
Babillilere ait en önemli sanat eserleri şunlardı : Hammurabi Steli, Babil Kulesi ve Babil'in Asma Bahçeleri.

SÜMERLER SİYASİ TARİHİ
Mezopotamya'da kurulan ilk devlet Sümerler'dir.
Sümerlere ait en önemli şehirler, Lagaş, Uruk, Endu, Kalde ve Kaş'tı.
Sümerler, M.Ö. 1950'de Elamlar tarafından yıkıldı.
Çivi yazısını icat eden Sümerler böylelikle tarihi devirleri başlatmış oldular.

SÜMERLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Sümerler krallarına Patesi adını verirlerdi.
Yazı, tarihte ilk defa Sümerler tarafından kullanıldı.
Tarihte bilinen en eski kanunlarda Sümerler'e aittir.
Doğa güçlerine inanan Sümerler'de en ünlü tanrılar, Anu (Gök tanrısı), Enlil (Yeryüzü tanrısı), Enki (Okyanus tanrısı)'dır.
Sümerlerde en önemli sanat eserleri zigguratlardır.

Sümerler meydana getirdikleri yüksek uygarlık seviyesinde bilimde de ileri gitmişler bilim alanında şu çalışmaları yapmışlardır.
1. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar.
2. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler.
3. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar.
4. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar.
5. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar.
6. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular.
7. Daireyi 360 dereceye böldüler.

İbrani-İran-Fenike Medeniyetleri

İBRANİ MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İbraniler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. XVII. yy'da Filistin'de ilk devletlerini kurdular.
İbrani Devleti, Hz. Süleyman zamanında İsrail Devleti ve Yahudi Devleti olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Eski İsrail Devleti'ni Asurlular yıktı.
Eski Yahudi Devleti'ni, Babilliler yıktı.
1948'de İsrail Devleti yeniden kuruldu.

İBRANİ MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Yahudiler, tek tanrılı din olan Museviliğe inandılar. Musevilik, sadece Yahudilere ait bir dindir.
İbranilere ait en önemli sanat eseri, Kudüs'teki Hz. Süleyman Tapınağı (Mescid-i Aksa)'dır.

İRAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İran Medeniyeti'ni, Medler ve Persler meydana getirdi.
Medleri M.Ö. 550'de Persler yıktı.
Persleri M.Ö. 330'da Büyük İskender yıktı.

İRAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Devlet yönetiminde mutlak krallık vardı.
Kral, tanrı Ahuramazda'nın yeryüzündeki temsilcisi.
İranlılar Zerdüştlük dinine inandılar.

FENİKELİLER SİYASİ TARİH
Fenikeliler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. 2000 yılında devletlerini kurdular.
Toprakları tarıma elverişli olmadığı için deniz ticareti yaptılar.
Asurlular, Babilliler ve Persler tarafından yıkıldılar.

FENİKELİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Fenikeliler daha çok deniz ticaretiyle uğraştılar. Deniz ticareti sonucunda bir çok koloni elde ettiler.
Kendilerine özgü 22 harflik bir Fenike Alfabesi kullandılar.
Ön Asya Uygarlığı'nı Ege Havzası'na taşıdılar.

Mısır Medeniyetleri

MISIR MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Eski Mısır'ın tarihi M.Ö. 3000 yıllarında başlar.
M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'in Mısır'ı almasıyla son bulur.

MISIR MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mısır'da monarşik-bürokratik devlet yapısı vardı.
Devlet yönetiminde en tepede firavunlar bulunur, firavunlar tanrının oğlu sayılırdı.
Firavunlar tanrının oğlu olduğundan ilah-kral anlayışı görülürdü.
Vezirlik ilk kez Mısır'da görülmüştür.
Mısırlıların en önemli tanrıları Amon-Ra ve Ösiris'ti.
Mumyacılık ve tıp alanında ilerlemişlerdi.

24 harflik hiyeroglif denen bir resim yazısı kullanılmıştır.
Mısır bilimini Nil Nehri'nin hareketliliği etkilemiştir.
Yılı 365 gün ve 12 ay olarak hesapladılar.
Matematikte ve tıpta ileri gittiler.
Önemli sanat eserleri :
Piramitler
Amon Tapınağı
Beni Hasan Mezarları
Labirentler

Anadolu Medeniyetleri
HİTİTLER SİYASİ TARİH
Anadolu'da ilk devlet kuranlar Hattiler'dir.
Hattilerin başkenti Alacahöyük'tü.
Hititler M.Ö. 2000'lerde devletlerini kurdular. Hititlerin başkenti Hattuşaştır.
M.Ö. 1280'de Mısırlılarla savaştılar.
Mısır savaşı sonunda tarihte bilinen ilk antlaşma olan KADEŞ Antlaşması imzalandı.
Hititler, M.Ö. 1200'de Asurlular'ın ve Frigler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

HİTİTLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Hititlerdekralın yetkileri pankuş meclisi ile sınırlandırıldı.
Hititler, anayasa ile taht kavgalarını engellediler.
Hititler'demerkezi krala Tabarna denirdi.
Kraldan sonra ana kraliçe Tavananna söz sahibiydi.
Hititlere ait en önemli sanat eserleri, Alacahöyükteki Sfenks, Yazlıkaya Kabartması ve İvriz Kabartması'dır.

Anadolu'da feodal bir tımar sistemi vardı. Hititler'in,güçlü orduları vardı.
Hititler, Asurlular'dan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar.
Hititler hiyeroglif yazısı da kullandılar. Hititler'in tanrılar için yazdıkları yıllıklara Anal denir. Evliliği sözleşmeye dayandırıp aile hukuku meydana getirdiler.
Anadolu ekonomisi tarıma dayalıydı.
Hititler dokumacılıkta ilerlediler.
Hitit ülkesine Bin Tanrı İli denir.
Hititler'de öbür dünya inancı yaygın değildi.
Teşup ve karısı Hepat Hitit tanrılarıdır.

FRİGYALILAR SİYASİ TARİH
M.Ö. 750 Yıllarında kuruldu.
Başkenti Gordion, yani Yassıhöyüktü.
M.Ö. 676 yılında Kimmerler ve Lidyalıların saldırısı sonunda yıkıldı.

FRİGYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Frigyalılar Kaya mimarisi, dokumacılık ve kilimcilikte ileri gittiler.
En önemli sanat eseri Midas Mezarı'dır.
Frigyalılar Fenike harf yazısını kullandılar
Tarımı koruyucu yasalar yaptılar.

LİDYALILAR SİYASİ TARİH
Lidya Devleti M.Ö. 687'de kuruldu.
Başkentleri Sart'tı.
M.Ö. 546 yılında Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

LİDYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Lidyalılar mimaride ileri gittiler.
Kuyumculuk ve heykelcilikte ilerlediler.
Paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdular.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Tarihte parayı ilk defa Lidyalılar kullandı.
Dünyanın en eski serbest pazar şehri Sart'ı kurdular.
Sart'tan başlayan ve Ninova'da biten Kral Yolu'nu yaptılar.
Kibele, Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına taptılar.

İYONYALILAR SİYASİ TARİH
İyonya Devleti, Batı Anadolu'da Akalar tarafından kuruldu.
Batı Anadolu'da polis (Şehir devletleri) kurdular.
Bu polislerin en önemlileri Milet, Foça, Efes ve İzmir'dir.
M.Ö. VII. Yüzyılda Lidyalılar'ın ve Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

İYONYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
İyonyalılar, önce monarşi ve oligarşi ile daha sonra demokrasi ile yönetildiler.
Zaman zaman tiran yönetimi de görüldü.
İyonyalılar daha çok dini mimaride ileri gittiler.
En önemli sanat eserleri, Artemis Tapınağı ve Apollo Tapınağı'dır.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Özgür düşünce, demokrasi ve bilimde ileri gittiler.
Denizcilikle uğraştılar, koloniler kurdular.
İyonyalılarda, öbür dünya inancı yoktu.

URARTULAR SİYASİ TARİH
Urartu Devleti M.Ö. IX. Yüzyılda Hurriler tarafından kuruldu.
Başkentleri Tuşpa, yani bugünkü Van'dı.
M.Ö. 600 yılında,İskitler ve Medler'in saldırısı sonunda yıkıldı.

URARTULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mimaride oldukça ilerleyen Urartular, bir çok kale, bend ve kanal yaptılar.
Urartular'dan günümüze kadar gelen en önemli sanat eserleri, Van Kalesi, Çavuştepe Kalesi ve Altıntepe Kalesi'dir.
Urartular, çivi yazısını kullandılar.
Mezopotamya'nın aksine Anadolu'da ölümden sonra hayata inanış görüşmüştür.


Roma-Yunan-Helen Medeniyetleri

ROMA MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Roma şehir Devleti, M.Ö. 753'de Etrüskler tarafından kuruldu.
M.S. 395 yılında Batı Roma ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrıldı.
Batı Roma İmparatorluğu, M.S. 476'da yıkıldı.
Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans), 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından yıkıldı.
Krallık Devri (M.Ö. 753-M.Ö. 510)
Cumhuriyet Devri (M.Ö. 510-M.Ö. 27)
İmparatorluk Devri (M.Ö. 27-M.S. 395)
Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile Orta Çağ bitti, Yeni Çağ başladı.

ROMA MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Roma halkı üç gruba ayrılırdı. Bunlar :
Patriciler : Her türlü hakka sahip olanlar. (Yönetime katılabiliyor)
Plepler : Hiç bir siaysi hakkı olmayan çiftçi, köylü ve sanatkarlar.
Köleler : Ne siyasi ne de toplumsal hakka sahip.
Roma medeniyeti denince akla ilk gelen On İki levha Kanunları'dır.
Roma Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri şunlardır :
Aspendos Tiaytrosu (Antalya)
Ogust Mabedi (Ankara)
Elmadağ Su Yolu (Ankara)
Roma Hamamı (Ankara)
Bozdoğan Kemeri (İstanbul)
Çemberlitaş (İstanbul)

YUNAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Ege medeniyetini meydana getiren medeniyetler şunlardır. Yunan medeniyeti, Makedonya Medeniyeti, Trakya Medeniyeti, Anadolu Medeniyeti, Girit Medeniyeti ve Rodos Medeniyeti. Yunan Medeniyeti, M.Ö. 1200 yılında Dorlar tarafından kuruldu.
Yunan Medeniyeti denince akla Polis (şehir devletleri) gelir.
Yunan Medeniyeti'ne ait en önemli polisler şunlardır. Atina, Isparta, Korint, Tebai, Larissa, Magara.

YUNAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Tarihte bilinen ilk demokrasi denemeleri Yunanistan'da görülür.
Yunanistan!da sınıf farkını ortadan kaldırmak için Drakon, Solon ve Kleistenes Kanunları ortaya çıkmıştır. Yunanistan'da felsefenin öncülerinden Sokrates, Platon, Aristotales ve Thukidides yetişmiştir.
Eski Yunan'da sanat alanında heykelciliğe önem verilmiştir.

HELEN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Makedonya kralı Büyük İskender, M.Ö. IV. yy.'da Doğu'ya bir sefer yaptı.
Bu sefer sonunda Hellenizm Uygarlığı doğdu.
Helen Medeniyeti'ne ait en önemli kültür merkezleri İskenderiye ve Antakya'dır.

HELEN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Helen Medeniyeti'nde daha çok pozitif bilimlerde ilerleme görülmüştür.
Helen Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri, Zeus sunağı ve İskender Lahiti'dir.

İslamiyet'ten Önce Orta Asya'da Kurulan Türk Devletleri

Türkler'in İlk Ana Yurdu
Türkler'in ilk ana yurdu Orat Asya'da; Batı'da Hazar Denizi'nden Doğu'da Kingan Dağları'na, Kuzey'de Altay Dağları'ndan Güney'de Hindukuş ve Karanlık Dağları'na kadar uzanan bölgedir.
Bu bölge, coğrafi yapısı ve iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt olarak tercih edilmiştir.
Göçebe kültürünün sonucunda şu durum ortaya çıkmıştır.
Merkezi yapı güçlenememiş,
Teşkilatçı özellik gelişememiş,
Mimari ve şehircilik ortaya çıkmamış,
Ekonomi, hayvancılığa dayalı kalmış,
Askeri yapıysa gelişmiştir.


Türkler'in Orta Asya'dan Göç Etmenlerinin Nedenleri :
Topraklarının tarıma elverişsiz olması,
Hayvanlar için otlakların yetersiz olması,
İklim koşullarının değişmesi nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,
Türk boyları ve yabancı kavimlerle yapılan mücadelelerdir.


Asya Hun (Büyük Hun) Devleti
Merkez Ötügen olmak üzere Orhun ve Selenga nehirleri çevresinde kuruldu.
Tarihte bilinen ilk Türk devletidir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Teoman'dır.
Çinlilere karşı seferler yaptılar, Çinliler de bu seferleri durdurmak için Çin Seddi'ni yapmak zorunda kalmışlardır.
Teoman'ın oğlu Meta Han döneminde; diğer Türk devletlerine de örnek olacak "onluk sistem"e dayalı ilk düzenli Türk ordusu kuruldu.
Asya Hun Devleti'nin Yıkılışı
Mete Han'ın ölümünden sonra oğulları ülkeyi iyi yönetemediler.
Çin entrikaları ve bu devletle yapılan savaşlar ülkeyi zayıflattı.
İpek Yolu'nun Çin kontolüne geçmesi nedeniyle Hun ekonomisi bozuldu.
Artan Çin baskısı nedeniyle ülke iyice zayıflayarak Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı.


Kavimler Göçü :
Çin baskısından kaçan Kuzey Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmaparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.
UYARI : Avrupa'ya ve Anadolu'ya ilk Türk akını bu dönemde düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu'ya yerleşme ve yurt edinme amacı taşımamaktadır.


Avrupa Hun Devleti
M.S. 400'lerde başkent Etzelburg olmak üzere Avrupa Hun Devleti kuruldu. Bu sırada Hun hükümdarı Balamir'di.
Avrupa Hunları'nın en ünlü hükümdarı Attila'dır.
Attila, 447 yılında büyük bir ordu ile Doğu Roma (Bizans) üzerine yürüdü ve onları vergiye bağladı.
451 yılında Batı Roma İmparatorluğu üzerine ve 452 yılında da İtalya üzerien iki büyük sefer yaptı.


Göktürk Devleti
552'de Avarlar'a karşı isyan ederek, Bumin Kağan önderliğinde Ötügen merkez olmak üzere kuruldu.
Tarihte Türk ismini devlet isimlerinde kullanan ilk topluluktur.
Bumin Kağan'ın yerine geçen Mukan Kağan zamanında devlet en parlak dönemini yaşadı.
İstemi Yabgu döneminde Bizans ile Sasani Devleti'ne karşı büyük mücadeleler yapıldı.
Göktürk Devleti, Çin entrikaları sonucu, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldı.
UYARI : Bu dönemde İpek Yolu, Göktürk, Sasani ve Bizans Devletleri'ni karşı karşıya getirmiştir. İlk Türk-Bizans ittifakı Sasaniler'e karşı bu dönemde olmuştur (571). Hedef doğu-batı ticaretini ele geçirmektir.


II. Göktürk (Kutluk) Devleti
682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde kuruldu.
Ünlü hükümdarları Bilge Kağan döneminde, vezirleri Kültigin ve Tonyukuk ile birlikte, en parlak dönemlerini yaşadılar.
Bilge Kağan'ın ölümünden sonra zayıflayarak Basmil, Karluk ve Uygurlar'ın isyanı sonucu yıkıldılar.
UYARI : Türk tarihinin ve Türk edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhun yazıtları bu dönemde yazılmıştır. Bu yazıtlarda Göktürk Tarihi ve Türk Uygarlığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir.


Uygur Devleti
Yerleşik yaşamı benimseyen ilk Türk topluluğudur.
Budizm ve Maniheizm'i benimsediler.
Çin'den sonra matbaayı geliştirerek ikinci kez kullanılan ve hareketli harfleri icat ettiler.
840 yılında Kırgız Türkleri tarafından yıkıldılar.
UYARI : Budizm ve Maniheizm Uygurların hem mimari alanında hem de savaşçı özelliklerini kaybetmelerinde etkili olmuştur.
Kırgızlar, Uygurları yıkarak Türk yurdunun Moğollar'ın eline geçmesine neden olmuşlardır. Bu yüzden Türk tarihinde olumsuz anılmışlardır.


Avarlar
En ünlü hükümdarları Bayan Kağan döneminde Doğu Roam İmparatorluğu üzerien bir çok sefer yaptılar.
Sasanilerle birleşerek ilk defa İstanbul'u kuşattılar fakat ele geçiremediler.
Hristiyanlığı kabul eden Türk topluluklarındandırlar.
istanbul'u ikinci defa kuşattılar fakat bundaki başarısızlıkları zayıflamalarına sebep oldu ve 805 yılında Franklar'ın saldırısı sonucunda yıkıldılar.
UYARI : İslamiyet'i kabul eden boylar bugünkü Kazan Türklerinin temelini oluşturur.


Bulgarlar
Orta Asya'dan ve Oğuzlar'dan koparak Batı'ya göç eden kabilelerin birleşmesiyle oluştular.
Bir kısım Bulgar Türkleri Volga Nehri çevresine gelerek İdil (Volga) Bulgar Devleti'ni kurdular. Bu devlet 1236 yılında Altın Ordu Devleti tarafından yıkıldı.
Türk boylarına gelen diğer Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Tuna Bulgarları zamanla Slavlaşarak ve IX. yüzyılda da Hristiyanlığı kabul ederek tarih sahnesinden silindiler.


Hazarlar
Hazar Türkleri tarafından Karadeniz'in kuzeyi ile Kafkaysa arasında kuruldu.
Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında İslam ordusu ile mücadele ettiler.
Hazar Türkleri, Museviliği kabul eden ilk Türk topluluğu olduklarından İslamiyet'in Avrupa'da yayılmamasında etkili oldular.
UYARI : Museviliği daha çok merkez yönetiminde bulunanlar kabul etmişlerdir. Halk arasında ise daha çok Hristiyanlık, Müslümanlık ve Şamanizm görülür.


Macarlar
Macar boyları Peçenek baskısı sonunda bugünkü Macaristan'a yerleştiler.
Avrupa'nın batısına ve güneyine akınlar yaptılar.
995 yılında Germen Kralı'nın karşı akını sonucunda büyük yenilgi aldılar.
Bu tarihten itibaren yavaş yavaş Hristiyanlaşarak kültürel özelliklerini kaybettiler.
UYARI : Macarlar, Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyen tek Türk boyudur. Dinlerindeki değişim devlet yapılarına yansımış, boylar birliğine dayalı siyasi yapıdan, krallık sistemine dayalı bir yapıya geçmişlerdir.
macarlar aynı zamanda, Germenlerin Balkanlara inmesi ve Balkanlardaki Slavlarla kuzeydeki Slavların birleşmesini engellemişlerdir.


Peçenekler
Göktürk ve Uygur hakimiyetinde yaşadıktan sonra, X. yüzyılda Batı'ya göç ettiler. Macar ve Rus tarihinde etkili oldular.
XI. yüzyılda Hristiyanlığı kabul ettiler.
Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlarla birlikte Bizans ordusuda yer aldılar.
1091 'de Kıpçaklarla yaptıkları bir savaşta yenildiler ve giderek dağıldılar.
UYARI: Peçenekler, Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev almıştır. Bizans, Peçenekler'in bazılarını da Anadolu'ya yerleştirmiştir.


Kıpçaklar (Kumanlar)
Kıpçaklar, XI. yüzyılın başlarında Moğollar'ın baskısıyla Orta Asya'dan göç ederek Doğu Avrupa'ya geldiler.
Ruslarla büyük mücadeleler sonucunda Ruslar'ın Karadeniz'e inmelerini engellediler.
Zamanla ortadan kalktılar.
UYARI : Kıpçakların Seyhun Irmağı boylarında Oğuzlarla yaptıkları savaşlar, Dede Korkut Hikayeleri'ne konu olmuştur.


Oğuzlar
Oğuzlar başta Selçuklu ve Osmanlı olmak üzere daha bir çok Türk devletinin kurucuları olarak bilinirler.
Göktürk Devleti yıkıldıktan sonra Uygurların hakimiyeti altına girdiler.
Uygurların yıkılmasından sonra başkent Yenikent olmak üzere devlet kurdular.
Malazgirt Savaşı'nda, Bizans ordusunda yer aldılar.
UYARI : Oğuzların tarihte büyük devletlerin kuruluşunda etkili olmaları Türk toplulukları içinde en önemli boy kabul edilmelerine neden olmuştur. Türk toplulukları içinde İslamiyet'i kabul eden Oğuzlara "Türkmen" denilmiştir.
Uzların bir kısmı Hristiyanlığı kabul ederek Hristiyanlaşmışlar, Kafkasya'nın güneyine inen diğer bir kısmı ise İslamiyet'i kabul ederek Müslümanlaşmışlardır.


Türgeş Devleti
I. ve II. Göktürk Devletleri hakimiyetinde yaşadıktan sonra VII. yüzyılda Balasagun merkez olmak üzere devletlerini kurdular.
Sulu Kağan önderliğinde Emevilerle uzun yıllar mücadele ettiler.
Yerleşik yaşamı benimsediler ve tarihte parayı kullanan ilk Türk topluluğu oldular.
766 yılında Karluklar tarafından hakimiyetlerine son verildi.
UYARI: İslamiyet'in Orta Asya'da yayılmasını bir süre engellemişler böylece Orta Asya Türkleri'nin Araplaşmasını önlemişlerdir.


Karluklar
VI. yüzyılda Doğu Göktürk Devleti'ne bağlı olarak, Altay Dağları'nın batısında Kara İrtiş Nehri boylarında yaşadılar.
Talas Savaşı'nde Müslümanlar'ın tarafını tutarak Orat Asya'nın Çinlileşmemesinde önemli rol oynadılar.
Talas Savaşı'ndan sonra İslamiyet'i kabul ederek Müslüman olan ilk Türk boylarından biri oldular.


Sabirler
Ural Dağları'nın Güneyineve Kuzey Kafkasya'ya yerleştiler.
VI. yüzyıldan itibaren Doğu Avrupa'ya kadar inerek bu bölgedeki Bizans ve Sasani Devleti ile mücadele ettiler.
557 yılında Avarlarla yaptıkları savaşta yenilip, bu tarihten itibaren gittikçe zayıflayarak tarih sahnesinden silindiler.
Sibirya bölgesi, Sibirlerin bu bölgede yaşamalarından dolayı bu adı almıştır.

İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık

Devlet Yönetimi

Uygurlar dışında bütün Türk Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır.
Aileler obaları, obalar boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi.
Devlet, hanedanın ortak malı kabul edilirdi.
Hakanın yetkileri "Kurultay" denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı.
UYARI : Bu durum Türk devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar alınırdı.
Kurultay, Türklerde askeri yapıda demokrasinin olduğunu gösterir.


Hukuk

İslamiyet öncesinde kurulan Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz.
Genelde, sosyal hayatı düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler baskındır.
Devlet yapısında töreyi uygulayan adalet teşkilatının başı hükümdardır.
Töre hükümleri ile çok ağır cezalar verildiği görülmüştür.


Ordu

İlk Türk devletlerinde kadın-erkek her Türk asker sayılırdı.
İlk düzenli Türk ordusu Asya Hun İmparatoru Mete Han tarafından kuruldu.
Ordunun başında başbuğ denilen başkomutan bulunurdu.
Türkler savaşlarda en çok sahte ricat denilen geri çekilme taktiğini uygulayarak başarılı oldular.
UYARI : Mete Han tarafından kurulan ordu, Türk Kara Kuvvetleri'nin temeli olarak kabul edilmiş ve Çin, Moğol, İran, Bizans ve Roma'yı da etkilemiştir.


Din

Tek bir tanrının varlığına inanılmış, Tanrı'ya "tengri" adı verilmişti.
Bu tanrı Gök tanrı olarak da bilinmekteydi.
Doğa da bir takım gizli güçlere inanılırdı.
Şamanizm yani iyi ruh ile kötü ruhun varlığına inanılan bir inançta yaygındı.
Öldükten sonra yaşama inanç vardı.
UYARI : İslamiyet öncesi Türklerde görülen tek Tanrı inancı, İslamiyet'in kabul edilmesinde etkili olmuştur. Bu Türklerde öldükten sonra yaşama inanılır, mezarlara Balbal'lar dikilirdi. (Balbal, öldürülen düşman sayısı kadar dikilirdi.)


Ekonomik Hayat

Bozkır kültürünün bir sonucu olarak göçebe ve yarı göçebe bir hayat sürmüşlerdir.
Göçebe hayatın bir sonucu olarak hayvancılık zorunlu geçim kaynağı olmuştur.
Bununla birlikte balıkçılık, tarım ve yağmacılık da ekonomik hayatta önemli yer almıştır.


Dil ve Edebiyat

Türklerde görülen en eski dil Göktürkçe ve alfabe olarak da Göktürk alfabesidir.
VII. yüzyılda Göktürkler tarafından Göktürk alfabesi ile yazılan Orhun kitabeleri bilinen en eski Türk yazıtları olarak kabul edilir.
Uygurlar da Uygur alfabesini kullanmışlar ayrıca hareketli harfleri bulmuş ve matbaayı kullanmışlardır.


Bilim ve Sanat

Oniki hayvanlı Türk takvimini meydana getirmişlerdir.
Bilim adamlarından meydana gelen ve Keneş Meclisi adı verilen bir meclisi meydana getirmişlerdir.
Göçebe hayat sürdükleri için taşınabilir sanat eserleri olarak kemer, kılıç, at koşumu gibi el sanatları ile uğraşmışlardır.
Uygurlar döneminde Maniheist mabetler yapılmış, mezar anıtları ve saray yapılarına da rastlanmıştır.

İslamiyet'in Doğuşu

Dünyanın Durumu

Arap Yarımadası'nın kuzeyinde Bizans İmparatorluğu, Doğu'da Sasani Devleti, Mısır'da Romalılar, Orta Asya'da Göktürk Devleti, Avrupa'da Kavimler Göçü sonrasında Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştı.


Arap Yarımadası'nın Durumu

Arap yarımadası; Uzak Doğu, Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü görevi yapmaktaydı.
En yaygın din çok tanrılı putperestlikti.
Bu dinin en büyük putları olan Lat, Menat, Hubel ve Uzza, Hz. İbrahim'in yapmış olduğu Kabe'de bulunmaktaydı.
Arap Yarımadası'nın en önemli bölgesi; Mekke ve Medine'nin de içinde bulunduğu Hicaz bölgesiydi.
Mekke'ye V. yüzyıldan itibaren Hz. İsmail soyundan gelen Kureyş Kabilesi hakimdi.

Hz. Muhammed Dönemi

Hz. Muhammed'in Doğuşundan İlk Vahye

Hz. Muhammed 570 yılında Mekke'de dünyaya geldi.
25 yaşında Hz. Hatice ile evlendi.
610 yılında Hz. Cebrail, kendisine Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerini getirdi.
Ona ilk inananlar, eşi Hz. Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke'li tüccarlardan Ebubekir ve azat ettiği kölesi Zeyd'di.
621'de Medine'li 12 Müslüman Hz. Muhammed'e biat etti.


Hicret

622 yılında Mekke'li Müslümanlar artan baskıdan kurtulmak ve İslamiyet'i yaymak amacıyla Mekke'den Medine'ye göç ettiler.
Medine'liler de Akabe Biat'ından sonra Müslümanlar'ı kendi şehirlerine çağırmışlardı.
Hicret sonunda İslamiyet daha güvenli bir ortamda yayılma olanağı buldu.
Hicret sonunda Medine halkı üç gruba ayrıldı: Muhacirler, Ensar ve Yahudiler.
Siyasi ve askeri bakımdan Hz. Muhammed'in liderliği kabul edildi.


Hz. Muhammed'in Savaşları

Bedir

Bedir savaşı Medineli Müslümanlarla Mekkeliler arasında yapılan ilk savaştır.
624 yılında Bedir Kuyusu çevresinde yapılmıştır.
Savaş Müslümanlar'ın zaferi ile sonuçlandı.
Savaş sonunda, diğer İslam Devletleri içinde örnek oluşturacak ganimet paylaşma geleneği başladı.
Savaşta ele geçirilen Mekkeli esirler, Müslümanlar'a okuma yazma öğretme koşuluyla serbest bırakıldı.
Bedir Zaferi ile birlikte bedir Kuyuları ve Şam ticaret yolu Müslümanlar'ın eline geçti.


Uhud

Bedir Savaşı'nın Müslümanlar'ın zaferi ile bitmesi üzerine Ebu Süfyan komutasındaki Mekkeliler, Bedir Savaşı'nın intikamını almak amacıyla 625 yılında Medine üzerine yürüdü.
700 kişiden olaşan İslam ordusu da Uhud Dağı'nın olduğu yere geldi ve bu dağın eteklerine okçular yerleştirip savaşa başlandı.
Savaşı tam Müslümanlar kazanmak üzereyken, okçuların yerlerini terketmeleri ile savaşın kaderi Müslümanlar'ın aleyhine değişti ve islam ordusu ilk yenilgisini almış oldu.

UYARI : Bu savaşın sonucu İslamiyet'in yayılmasına engel olmadı. Müslümanlar Uhud Savaşı'nda yenilmesine rağmen İslamiyet yayılmasını devam ettirmişti. Hz. Muhammed, Mekke ve Medine arasında yaşayan kabilelerle iyi geçinerek Mekke'yi siyasi açıdan yalnız bırakma politikası izlemiştir.


Hendek

Mekkeliler Uhud galibiyeti ile istedikleri sonuca ulaşamamış, İslamiyet'in hızla yayılmasını önleyememişlerdi.
İslamiyet'i tamamen yok etmek isteyen Mekkeliler, Ebu Süfyan komutasında yeni bir orduyla, 627 yılında Medine üzerine yürüdüler.
İran'lı Salman-ı Farisi'nin önerisi üzerine şehrin etrafına hendek kazıldı.
Mekkeliler alışık olmadıkları bu savunma tekniği karşısında geri dönmek zorunda kaldılar.
Hendek Savaşı Mekkeliler'in, Müslümanlar üzerine son saldırısı oldu. Bu savaştan sonra Müslümanlar saldırı gücü elde ederken Mekkeli müşrikler savunmaya çekildiler.


Hudeybiye Barışı

Müslümanlar hac vazifesini yerie getirmek amacıyla 1500 kişiyle Mekke'ye doğru yola çıktı.
Hudeybiye Kuyusu'na gelindiğinde Mekkelilerle bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre;
1. Taraflar birbirleri ile 10 yıl süreyle savaşmayacaklar,
2. Arap kabileleri istedikleri tarafa geçebilecekler ancak iki taraf da kendisine bağlı olan kabileye askeri yardımda bulunmayacak,
3. Velisinin izni olmayan Mekkeli bir genç, İslamiyet'i kabul etmesi halinde Medine'ye alınmayacak fakat Müslümanlar'dan Mekke tarafına geçen olursa kabul edilecek,
4. Müslümanlar hac ziyaretini ertesi yıl da yerine getirebileceklerdi.


Hayber'in Fethi

Hz. Muhammed, 629 yılında Şam kervan yolu üzerinde bulunan Yahudi yerleşim yeri olan Hayber Kalesi'ne sefer düzenledi.
Hayber'de bulunan Yahudilerin Şam ticaret yolunda Müslüman ticaret kervanlarına zrar vermesi ve Yahudilerin Mekkelileri kışkırtarak Hendek Savaşı'na sebep olmaları nedeniyle kale kuşatıldı.
Kale kısa sürede Müslümanlar'ın eline geçti ve Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmış oldu.
Bu fetih sonunda Yahudilerden ilk defa haraç vergisi alındı.

UYARI : Bu fetihten sonra Arabistan Yarımadası'nda Müslümanlar'a olumsuz etkide bulunabilecek önemli Yahudi yerleşim bölgesi kalmadı.
Hayber, Müslümanlar'ın fethettiği ilk yerdir. Böylece İslam Devleti'nde fetih politikası başlamıştır.


Mu'te Seferi

İslamiyet'in ilk yıllarında İslamiyet'e davet edilen Gassaniler, bu davet için gönderilen elçiyi öldürmüşlerdi.
629 yılında bir Müslüman keşif kolu Gassanilerce pusuya düşürülüp öldürülmüştü.
Hz. Muhammed, Gassaniler üzerine kalabalık bir ordu gönderdi.
İslam ordusu Lut Gölü'nün güneyinde Gassaniler'i himaye eden Bizans ordusu ile çarpıştı, savaş Müslümanlar'ın aleyhine sonuçlandı.

UYARI : Gassaniler Bizans'la sınır komşusuydu. Gassaniler bu yüzden Bizans'ın etkisinde kaldıkları için Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Mu'te Savaşı Müslümanlarla Bizans ordusu arasında yapılan ilk savaş olarak kabul edilmektedir.


Mekke'nin Fethi

Hz. Muhammed, 630 ylında büyük bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü.
Mekke üzerien yürümesinin sebebi Mekkeliler'in Hudeybiye Barış Antlaşması'nın maddelerini ihlal etmesiydi.
Mekkeliler Hz. Muhammed'e karşı koyamayacaklarını anlayınca, Müslümanlar önemli bir direnişle karşılaşmadan şehre girdi.
Hz. Muhammed Kabe'ye gelerek bütün putları kırdırdı.
Fetih'ten sonra Mekkeliler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etti.


Huneyn Savaşı

Mekke'nin fethinden sonra civardaki bazı putperest kabileler, başta Havazin Kabilesi olmak üzere Mekke'yi geri almak için 630 yılında Huneyn denilen yerde toplanmaya başlamışlardı.
Hz. Muhammed büyük bir ordu ile Huneyn Vadisi'ne yürüdü.
Yapılan savaşta İslam ordusu zafer kazandı.
Bu savaşta putperestlere Taif kenti yardım etmişti.

UYARI : Huneyn Savaşı ile Arap Yarımadası'ndaki son putperest tehlike önlendi.


Taif Seferi

Huneyn Savaşı'nda Taifliler'in putperestlere yardım etmesi üzerine, Hz. Muhammed 630 yılında Taif üzerine bir sefer düzenledi.
Müslümanlar Taif Kenti'ni kuşattılar, fakat surlarla çevrili kenti alamadılar.
Ertesi yıl Taifliler elçi göndererek İslamiyet'i kabul ettiler.

UYARI : Böylece, Hz. Muhammed döneminde Hicaz tamamen Müslümanlaştı.


Tebük Seferi

Bizans İmparatoru Heraklius'un Arabistan üzerine büyük bir sefer yapacağı haberinin alınması üzerine,
Hz. Muhammed 631 yılında 30.000 kişilik bir ordu ile Bizanslıları durdurmak için yola çıktı.
Tebük denilen yere gelindiğinde haberin asılsız olduğu anlaşıldı.
Tebük seferi sırasında, bölgedeki bir çok Arap kabilesi İslamiyet'i kabul ettiği için, sefer Müslümanlar açısından faydalı oldu.

UYARI : Tebük Seferi ile Gassaniler'in Müslüman olması ve Suriye fetihleri için ortam hazırlamıştır.


Veda Haccı ve Hz. Muhammed'in Son Yılları

Hz. Muhammed 632 tarihinde hac görevini yerine getirmek için 125 bin kişilik bir toplulukla Mekke'ye geldi.
peygamber Müslümanlar'a Kur'an'ın tamamlandığını bildirdi.
Hz. Muhammed'in bu haccına "Veda Haccı", okuduğu hutbeye de "Veda Hutbesi" denir. Hutbede, Peygamber insanlara Allah'tan başka ilah olmadığını, kadınlara ve kölelere iyi muamele edilmesini, Cahiliye Devri'nden kalma kan davalarından vazgeçilmesini söyledi.
Hz Muhammed Medine'ye döndükten sonra hastalanarak 8 Haziran 632'de 63 yaşında vefat etti.
Arap Yarımadası'nda putperestliksona ermiş İslamiyet yayılmış, siyasal birlik sağlanmış, İslam Devleti'nin temelleri de atılmıştı.

Dört Halife Dönemi

Hz. Ebubekir Dönemi

Hz. Muhammed'in ölümü üzerine Hz. Ebubekir 632 yılında halife seçildi.
Bu arada Arabistan'da bazı kabileler dinden dönmüş,Yemen'de de yalacı peygamberler ortaya çıkmıştı.
Halid Bin Velid komutasındaki İslma ordusu Yemen'e gönderilerek yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı.
Başka bir İslam ordusu Irak ve Suriye üzerine gönderildi.
634 yılında yapılan Yermuk Savaşı ile Bizans orduları yenildi ve Suriye kapıları Müslümanlar'a açıldı.
Hz. Ebubekirdöndeminde Kur'an-ı Kerim'in ayetleri toplandı ve bir kitap haline getirildi.
Hz. Ebubekir 634 yılında hastalandı ve 63 yaşında vefat etti.

UYARI : Hz. Muhammed'in yaymış olduğu İslamiyet, Hz. Ebubekir döneminde iyice kökleşmiştir.


Hz. Ömer Dönemi

Hz. Ebubekir'in vefatı üzerine 634 yılında Hz. Ömer halife seçildi.
635 yılında yapılan Ecnadin Savaşı sonunda İslam orduları galip geldi ve Suriye Müslümanlar'ın denetimine girdi.

UYARI : Bu savaşla İran yolu Müslümanlar'a açıldı.

Suriye'nin yanı sıra Filistin ve Kudüs de denetim altına alındı.

UYARI : Suriye'nin denetim altına alınması ile birlikte İslam dünyası Anadolu ile komşu olmuştur.

632 yılında Amr İbn-ül As komutasındaki islam ordusu, Bizans'ın elinde bulunan Mısır'ı fethetti.

UYARI : Mısır'ın alınması ile İslamiyet ilk defa Kuzey Afrika'da yayılmaya başladı. Böylece, Bizans İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki egemenliği sarsıldı.

634 yılında Ebu Ubeyde komutasındaki İslam ordusu Köprü Savaşı'nda Sasanilere yenildi. Sa'd Bin Ebi Vakkas komutasında yeni bir ordu , 636 yılında Kadisiye Savaşı'nda Sasani ordusunu yendi ve bütün Irak'ı ele geçirdi.

UYARI : Bu dönemde, Suriye, Filistin ve Kudüs'ün Müslümanlar tarafından alınması ile Bizans'ın Orta Doğu'daki varlığı sona erdi.

Sasani ordusu, 642 yılında yapılan Nihavend Savaşı ile tekrar yenildi. Bu savaş ile Sasani Devleti sona erdi.

Hz. Ömer Dönemindeki Teşkilatlanma Çalışmaları

Hz. Ömer zamanında bir çok fetihler yapıldığı için devlette teşkilatlanmaya olan ihtiyaç arttı.
Teşkilatlanmada Sasani ve Bizans etkisi görülür.
Mali ve askeri özellik taşıyan ilk "divan örgütü" kuruldu.
Fethedilen yerler, ilk defa yönetim birimlerine ayrıldı.
Adli teşkilatlanmaya önem verildi.
İslam Devleti'nde ilk kadı bu dönemde atandı.
Hicri takvim düzenlendi.


Hz. Osman Dönemi

Hz. Ömer'in ölümü üzerine 644 tarihinde, Emevi soyundan Hz. Osman halife seçildi.
Abdullah Bin Sa'd komutasında İslam ordusu Tunus bölgesini aldı.
Suriye valisi Muaviye, 649 yılında Kıbrıs, Rodos ve Girit'i fethetti.
Azerbaycan'ın fethi tamamlandı.
Trablusgarp, Tunus, Horasan ve Harezm ele geçirildi.
Kur'an-ı Kerim çoğaltıldı.

UYARI : Bu, Kur'an-ın değişmeden günümüze kadar gelmesini sağladı.

Hz. Osman Emevi kökenli olduğu için kendi sülalesinden olan kişileri devlet içinde önemli mevkilere getirdi.

UYARI : Bu durum İslam dünyasında ileride ortaya çıkacak ayrılıklar için zemin oluşturmuştur.

Hz. Osman, 656 yılında bir ayaklanma sırasında öldürüldü.


Hz. Ali Dönemi

Hz. Osman'ın ölümü üzerine Hz. Muhammed'in damadı ve amcası Ebu Talib'in oğlu olan Hz. Ali halife seçildi. Hz. Ali'nin halifeliği Emeviler sülalesinin hoşuna gitmedi.
656 yılında iki taraf Kufe şehri yakınlarında bir araya geldi.
Yapılan savaşta Hz. Ali galip geldi.

UYARI :Bu olaydan sonra Hz. Ali güvenlik gerekçesiyle devletin merkezini Kufe'ye taşıdı. Böylece, İslam Devleti'nin merkezi ilk defa değişti.

Hz. Ali, 657 yılında Muaviye'nin üzerine yürüdü.
Sıffin Savaşı'ndea Muaviye'nin hile yapması üzerine sonuç alınamadı ve hakeme başvuruldu.

UYARI : Bu savaş Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır.

Hakem Olayı

Sıffin Savaşı'nda bir sonuç alınamayınca taraflar, iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına başvurmayı gerekli gördü.
Hz. Ali'nin hakemi Ebu Musa el-Eş'ari, Muaviye'nin hakemi ise Amr İbn-ül As oldu.
Hakemler Muaviye'nin entrikası sonucu onu halife seçti.
Müslümanlar üç gruba ayrıldı.
1. Hz. Ali taraftarları; Şiiler
2. Muaviye taraftarları; Sunniler
3. Tarafsızlar (Hariciler)

UYARI : Bu olayla İslam dünyasında ilk ayrılıklar başlamış ve mezhep ayrılıklarının temeli atılmıştır.

Hariciler'in ayaklanması sonunda 661 yılında Hz. Ali öldürüldü.

UYARI : Hz. Ali döneminde Müslümanlar arasında yapılan savaşlardan dolayı fetihler durgun geçmiş ve Tunus kaybedilmiştir.


Emeviler Dönemi

Muaviye Dönemi

Hz. Osman zamanında Şam valiliğine getirilen Muaviye, 661 yılında halife oldu.
Muaviye Emevi Devleti'nin ilk hükümdarıdır.
Bu dönemde halifelik seçim sisteminden çıkarılarak saltanat haline getirildi.
İstanbul kuşatıldı fakat alınamadı.

UYARI : İslam tarihinde ilk defa Emeviler İstanbul'u kuşatmıştır.

Ölmeden önce oğlu Yezid'i halife tayin etti ve böylece halifelik resmen saltanat haline geldi.


Yezid Dönemi

Muaviye 680 yılında öldükten sonra yerine oğlu Yezid halife oldu.
Kufeliler de Hz. Hüseyin'i halife seçtiler.

UYARI : Bu dönemde Kuzey Afrka'nınfethi tamamlanmasına rağmen, Berberilerin ayaklanması ile bölge tekrar elden çıkmıştır. Kuzey Afrika ancak Abdülmelik zamanında kontrol altına alınabilmiştir.

Yezid ve Hz. Hüseyin taraftarları 681 yılında Kerbela denilen yerde karşılaştı ve Hz. Hüseyin ve taraftarları, Yezid ordusu tarafından öldürüldü.
İslamiyet toplumu bu olaydan sonra Sunniler ve Şiiler olarak ikiye ayrıldı.


Abdülmelik Dönemi

Yezid'in 683 yılında ölmesi ile II. Muaviye halife oldu.
II. Muaviye, 685 yılında halifeliği Abdülmelik'e bıraktı.
Bizans, Kuzey Afrika, Anadolu ve Hindistan üzerine seferler düzenlendi.

UYARI : Bu fetihler sırasında Kuzey Afrika'da yaşayan Berberiler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye başladılar.

Bizanslar, Kuzey Afrika'dan tamamen çıkartılarak sınırlar, Atlas Okyanusu'na dayandırıldı.
Arapça resmi dil oldu ve ilk İslam parası olan sikke bastırıldı.

UYARI : Böylece İslam Devleti'nin ekonomisi Bizans ve Sasani etkisinden kurtulmaya başlamıştır.



Velid Dönemi

Abdülmelik'in 705 yılında ölümü üzerine oğlu Velid halife oldu.
Tarık Bin Ziyad komutasında İspanya'ya geçildi.
711 yılında Kadisk'de Vizigot ordusu yenilgiye uğratıldı.

UYARI : Puvatya Savaşı (732) ile Müslümanlar'ın Avrupa'daki ilerleyişi duruduruldu.

Şarl Martel ile 732 tarihinde yapılan Puvatya Savaşı'nda yenilindi ve İspanya'ya geri çekilindi.



Emevi Devleti'nin Yıkılışı

1. Devlet yönetiminde meydana gelen bozukluklar
2. Emeviler'in Arap milliyetçiliği yaparak Müslümanlar arasında ikilik çıkarmaları

UYARI : Bu politikalarından dolayı İranlılar ve Türkler Emeviler'e karşı sürekli ayaklanmışlar ve yıkılmalarında etkili olmuşlardır. Örnek olarak Horasan valisi Kuteybe Bin Müslim'in isyanını verebiliriz.

3. Halifelerin, fetihlerde ordunun başında bulunmayıp, saraya kapanmaları
4. Abbasoğulları'nın, Emeviler aleyhinde propagandaları
5. Muaviye ve Yezid döneminde Müslümanlar'a ve Hz. Muhammed'in soyundan gelenlere yapılan kötü muameleler
6. Şii ve Harici grupların aleyhte çalışmaları

Abbasiler Dönemi

Abbasi Hükümdarları

Ebu'l Abbas Dönemi


Abbasi Devleti, Hz. Muhammed'in amcası Abbas'ın torunlarından Ebu'l Abbas tarafından 750 tarihinde kuruldu.
Abbasi hükümdarları, Emeviler gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar.
Ebu'l Musa, Haşimiye şehrini devlet merkezi yaptı, iç karışıklıklarla uğraştı, kanlı bir şekilde siyasi birliği sağladı.

UYARI : Ebu'l Abbas, siyasi birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden "Seffah" (kan dökücü) lakabını almıştır.


Ebu Cafer El- Mansur Dönemi


Ebu Cafer El-Mansur, 754 yılında halife oldu.
754 yılında Abbasi Devleti'nin başkenti Bağdat'a taşındı.
751 yılında Çinlilerle Talas savaşı yapıldı.
Bu dönemde kültür hareketleri oldukça ilerledi.


Harun Reşit Dönemi


Harun Reşit, 786 yılında Abbasi Devleti'nin başına geçti.
Bu dönem Abbasilerin en parlak dönemi oldu.

UYARI : Binbir Gece Masalları'nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit'tir. Binbir Gece Masalları'nda özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği vurgulanır.

Anadolu'ya akınlar yapıldı, İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı.
Bu dönemde de iç isyanlar sürdü.


Me'mun Dönemi


Harun Reşit'in ölümü üzerine yerine oğlu Emin geçti.
Kısa süre sonra yerine Harun Reşit'in diğer oğlu Me'mun geçti.
Mu'tezile Mezhebi bu dönemde ortaya çıktı.
Bu dönemde Antik Çağ Yunan eserleri Arapça'ya çevrildi.

UYARI : Arap-İslam Devleti kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm'den) en çok bu dönemde etkilenmiştir.


Mu'tasım Dönemi


Me'mun'un ölümü üzerine 833 yılında kardeşi Mu'tasım halife oldu.
Bizans sınırlarında "Avasım" denilen Türk ordugahları kurdurdu.

UYARI : Avasım kentlerinin oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını kırmaktır.

Mu'tasım'ın ölümü üzerine merkez otorite zayıfladı.

UYARI : Türkler'in sınır boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir'ül Ümera görevi verilerek merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını engellemekti.

Devlete bağlı Tavaif-i Mülk'ler bağımsızlıklarını ilan etti.


Abbasi Devleti'nin yıkılışı


Abbasi Devleti'nin Yıkılma Nedenleri
Abbasi Devleti, Mu'tasım'ın ölümü ile zayıfladı ve Moğollar'ın Bağdat'ı istilası ile yıkıldı.
Selçukluların yıkılması ile koruyucuları ortadan kalktı.
Şiilerin ve Emevilerin olumsuz çalışmalarından zarar gördü.
Zayıflama döneminde fetihlerin durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı.
Moğol Hükümdarı Hülagu'nun Bağdat'ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı.


Endülüs Emevi Devleti

Abbasi Devleti yıkıldıktan sonra Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba merkez olmak üzere 756 yılında kuruldu.
Endülüs Emevi Devleti askeri alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri gitti.
En parlak dönemini III. Abdurrahman zamanında yaşadı.
Endülüs Emevileri zamanında yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü medresesidir.

UYARI : Bu medrese Avrupa Üniversiteleri'nin temelini oluşturmuştur. Buradan eski Yunan ve Roma dönemine ait eserler hakkında da Avrupa'ya ilk bilgiler yayılmıştır.

Franklar'ın saldırıları sonucunda zayıfladı ve 1031 yılında yıkıldı.
Endülüs Emevi Develeti'nden sonra bölgede Beni Ahmer Devleti kuruldu.
Beni Ahmer Devleti 1492'de yıkıldı.


Beni Ahmer Devleti

Endülüs Emevi Devleti'nin yıkılmasından sonra, Gırnata merkez olmak üzere kuruldu.
Kısa sürede güçlenerek deniz ticaret filosu kurdu.
Elhamra Sarayı gibi büyük eserlerle mimaride ilerledi.
İspanya'da XV. yüzyılda Hristiyan birliğinin kurulması ile Hristiyan saldırıları sonucunda yıkıldı.
Böylece İspanya'da Müslüman etkinliği sona erdi.

İslam Kültür ve Uygarlığı

Devlet Yönetimi

Devletin başında bulunan kişi, hem dini, hem de siyasi açıdan tüm yetkilere sahipti.
İslamiyetin kurulduğu ilk yıllarda, devlet başkanı Hz. Muhammed idi.
Hz. Muhammed'den sonra devlet başkanlığı görevi için halifeler seçildi.
Halifeler, Hz. Muhammed'in peygamberlik görevi dışındaki dünyevi bütün görevlerini yerine getirdiler.
Hz. Ömer döneminde sınırların genişlemesi ile devlet yapısında yenilikler yapılarak vali ve kadılar atanmaya başlandı.
Devlet hazinesi olarak bilinen Beytül Mal oluşturuldu.
Emeviler Dönemi'nde halifelik babadan oğula geçmeye başladı.

UYARI : Hz. Muhammed'in ölümünden sonra ilk dört halife (Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali) seçimle belirlenmiştir.

Emeviler Dönemi'nde sınırların genişlemesi ile yeni devlet görevlileri ortaya çıktı.


Ordu

Sınırların genişlemesi ile ordu önem kazanmaya başladı.
Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir döneminde düzenli bir İslam ordusu yoktu.
İslam Devleti'nde, eli silah tutan her erkek asker olarak kabul edilirdi.
İlk düzenli İslam ordusu Hz. Ömer devrinde kuruldu.
Abbasiler devrinde, Türkler ve diğer milletler İslam ordusunda görev almaya başladı.
Hz. Osman devrinde ilk defa donanma kuruldu.


Sosyal Hayat

Sosyal hayata dair düzenlemeler Kur'an-ı Kerim'den alınırdı.
İslamiyette insanlar arasında fark olmamasına rağmen, Emeviler Dönemi'nde Araplar kendilerini diğer uluslardan üstün görmüşlerdi.
Arap olmayan Müslümanlar ise Mevali olarak adlandırılmıştı.
Abbasiler döneminde Araplarla Mevali eşit duruma geldi.
İslam Devleti'nde, Hristiyan ve Yahudiler'den oluşan topluma Ehl-i Kitap denir.
Ehl-i Kitap haricinde Müslüman olmayan kesime de Ehl-i Küfür denir.
Müslüman olmayan bu toplumlar haraç ve cizye vergileri verirdi.


Ekonomik Hayat

Ekonomi daha çok tarım, hayvancılık, ticaret ve el zanaatlarına dayalıydı.

UYARI : Abbasiler Dönemi'nde el zanaatları ile uğraşanlar, Fütüvvet Birlikleri denilen meslek örgütleri oluşturmuşlardır.

Hayvancılığın gelişmesi ile halı ve kilim dokumacılığı da gelişti.
Seramik, cam işlemeciliği ve dokumacılık da ilerledi.
Ticaret, İslamiyet ile birlikte Arap Yarımadası'nda oldukça hızlandı.
En çok ticaretin yapıldığı devlet Bizans'dı.
İslam Devletleri'nde, devlete ait gelirlere Beyt-ül Mal denir.
Devlete ait gelir kaynakları :
1. Savaş ganimetlerinin beşte biri
2. Gayrimüslimlerden alınan Haraç
3. Müslümanlar'dan alınan Öşür
4. Gayrimüslümlerden alınan Cizye
5. Maden, tuz, gümrük gelirleri
Emevi halifesi I. Velid zamanında ilk İslam parası basıldı.


Dil ve Edebiyat

İslamiyet'te dil ve edebiyatın kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir.
Arapça, Emevi halifesi Abdülmelik zamanında resmi dil olarak kabul edildi.
İslamiyet'ten önce, sözlü edebiyat gelişmişken, Hz. Muhammed'in hayatını yeni nesillere aktarmak amacıyla yazılı edebiyata da önem verildi.
Düşünce hayatı Abbasiler ile birlikte gelişmiştir.


Bilim

İslam medeniyetlerinde bilim; İslami bilimler ve pozitif bilimler olmak üzere ikiye ayrılır.
İslam bilimlerinin temeli Kur'an-ı Kerim'dir.
Tefsir : Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin yorumlanması bilimidir.
Hadis : Hz. Muhammed'in söylediği sözler ve yaptığı işlerin bütününe hadis denir.
Hadis biliminin önde gelenlerinden biri Sahih-i Buhari'nin yazarı İmam Buhari'dir.
Fıkıh : İslam hukukudur. Temeli Kur'an-ı Kerim'dir.
Kelam : İslam felsefesidir.
Ünlü İslam bilginlerinden başlıcaları; Razi, İbn-i Cemşit, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Biruni, Taberi, Mesud-i, İbnül Esir ve İbn-i Haldun'dur.


Sanat

Sanat İslamiyet ile birlikte büyük gelişme gösterdi.
İslamiyet'in yayılması ile İslam sanatında İran, Türk ve Bizans sanatlarının etkisi görüldü.
İslam sanatı denince akla ilk gelen, mimaridir.
En önemli mimari eserler arasında; Ömer Camii, El Ezher Camii, İbn-i Tulun Camii, El Hamra Sarayı ve Kurtuba Camii sayılabilir.
El sanatlarında; oymacılık, kakmacılık, nakkaşlık, hat ve tezhip sanatları oldukça gelişti.

İlk Müslüman Türk Devletleri

Türklerin İslamiyeti Kabulü


Türklerin İslamiyeti Kabul Etme Aşamaları

Türkler ilk defa Müslümanlarla Hz. Ömer zaamanında karşılaştı.
Hz. Osman zamanında İran'ın fethinin tamamlanması ile Türklerle Müslümanlar komşu durumuna geldi.
Emeviler Dönemi'nde İslam ordularının Maveraünnehir'i fethi bölgede bulunan Türk devletleri yüzünden başarılı olamadı.

Türklerin Müslüman Olma Nedenleri

1. Türkler'in doğuştan savaşçı olmaları ve her Türk erkeğinin asker sayılması İslamiyet'teki cihat anlayışı ile uyuşması
2. İslamiyet'in kendi dinleri ile olan benzerliği
3. Türklerin sosyal hayatındaki bir takım unsurların İslamiyet'te de olması

Ekonomik Nedenler :

1. Türkler'in haraç ve cizye vergisinden kurtulmak istemeleri
2. Abbasi ordusunda ücretli askerlik yapmaları

Siyasi Nedenler :

1. Türkler'in Çinlilere karşı güçlü müttefik elde etmek istemeleri
2. Abbasilerin ılımlı politikaları


Talas Savaşı

Nedeni : Çinliler ve Arapların Orta Asya'yı denetim altına almak istemeleri.
Çinliler, Orta Asya'yı denetimleri altına almak amacıyla 747 yılında Türkistan'a sefer düzenledi.
Abbasiler, Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri'nin yardımı ile 571 yılında Talas'da Müslümanlar Çinlileri yendi.

Sonuçları :

1. Orta Asya Çinlileşmekten kurtuldu
2. Türkler, İslamiyet'i kabul etmeye başladı.
3. Kağıt, matbaa, barut, pusula gibi Çinlilerin geliştirdiği aletler, Müslümanlar tarafından öğrenilmeye başlandı.

UYARI : Kağıt, matbaa, barut ve pusulanın tarih içinde el değişmesi şu şekildedir.

               Talas Savaşı                                    Haçlı Seferleri
Çinliler ---------------------------> İslam Dünyası --------------------> Avrupalılar

Matbaa - Kağıt ---------->Rönesans - Reform
Barut ----------------------->Feodalite'nin Yıkılışı
Pusula --------------------->Coğrafya Keşifleri


Karahanlılar

Merkez Balasagun olmak üzere, 840 yılında Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından kuruldu.
Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Bilge Kül Kadir Han'dır.
920 yılında Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyet'i kabul ettiler.

UYARI : Karahanlılar, İslamiyet'i resmi dini olarak ilk kez kabul eden Türk devletidir. Bu devlet Türk kültürü ile İslam değelerinin sentezini yapmıştır.

Türkler'in yaşadığı topraklar üzerinde kurulan bir devlet olduğu için Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler.
1042 yılında, Doğu Karahanlılar ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrıldılar.


Gazneliler

Merkez Gazne olmak üzere, 963 yılında Alp Tekin tarafından kuruldu.
Gazneliler, en parlak devrini, ünlü hükümdarları Gazneli Mahmut zamanında yaşamıştı.

UYARI : Gazneli Mahmut , İslamiyet'in koruuculuğunu yapan ilk Türk hükümdarı olmuştur. Bu yüzden Abbasi halifesi kendisine "Sultan" ünvanını vermiştir.

Gazneli Mahmut, Hindistan'a toplam 17 sefer düzenledi.

UYARI : Bu seferler sonucu İslamiyet, Hindistan'da yayıldı. Bu durum ileride, bölgede kurulacak Türk-İslam Devletleri için temel teşkil etti.

Gazneliler döneminde ilk kez İran topraklarına yerleşildi.
1040 tarihinde Gazneliler, Dandanakan Savaşı ile Selçuklulara yenildi.
Gazneliler, 1187 yılında Gurluların isyanı sonunda yıkıldı.


Samanoğulları

Horasan merkez olmak üzere 875 yılında kuruldu.
Devleti yönetenler İranlı, yönetilenler Türk'tü.
Samaoğulları Devleti, 999 yılında Karahanlılar ve Gazneliler tarafından yıkıldı.


Tulunoğulları

Mısır'da Abbasi halifesine bağlı olarak, Ahmet bin Tulun tarafından 868 yılında kuruldu.
Mısır'da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.
Suriye topraklarını ele geçirerek, Orta Doğu bölgesine egemen olan ilk Türk devletidir.
Tulunoğulları 905 yılında Abbasiler tarafından yıkıldı.


İhşitler (Akşidler)

Mısır'da, Muhammed bin Toguç tarafından 935 yılında kuruldu.
Akşidler, Hicaz bölgesini ele geçiren ilk Türk devletidir.
Akşidler, 969 yılında Fatimiler tarafından yıkıldı.


Büyük Selçuklular

Selçukluların Kökeni


Selçuklular Oğuzların Kınık Boyu'na mensuptur.
Boyun başı olan Dukak Bey'in ölümü üzerine boyun başına Selçuk Bey geçti.
Kınık Boyu'nun Oğuz hükümdarı ile arası açılınca Cend Bölgesine göç etti ve Samanoğlu Devleti'nin egemenliği altına girerek İslamiyet ile tanıştı.
Kınık Boyu'nun başına daha sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti.


Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi


Tuğrul Bey, 1038'de Nişabur Kenti'ni merkez yaparak Büyük Selçuklu Devleti'ni kurdu.
Gazne Hükümdarı Sultan Mesut'u, 1040 tarihinde Dandanakan Savaşı'nda yendi.
Abbas halifesinin yardım istemesi üzerine, 1051'de Bağdat'a girdi.
Selçuklular, bundan sonra Anadolu'nun fethine başladı.


Alp Arslan Dönemi



Bizans İmparatorluğu'na bağlı olan Kars'ı Ermeniler'den aldı.
Malazgirt'te karşılaşan iki ordu arasında, 1071 yılında çıkan savaşta Bizanslılar yenildi.
Böylece Bizans İmparatorluğu'nun İslam dünyası üzerindeki olumsuz baskısı sona erdi.
Bu savaştan sonra Anadolu'ya Türk yerleşimi hızlandı, Anadolu Türk Beylikleri kurulmaya başladı.


Sultan Melikşah Dönemi


İran asıllı vezir Nizamülmülk devlet yönetiminde ona yardım etti.
Alp Arslan döneminde başlayan Anadolu ve Suriye'nin fethini tamamladı.
Bu dönemde, ilk defa divan teşkilatı kuruldu, ikta sistemi uygulandı.
Vezir Nizamülmülk "Siyasetname" adlı eseri yazdı. Dönemin sonlarına doğru "Batınilik" mezhebi ortaya çıktı.
Batiniler, 1092 tarihinde ilk önce Nizamülmülk'ü daha sonra da Melikşah'ı öldürdü.


Sultan Sencer Dönemi


1118'de tahta geçti ve iç karışıklıklara rağmen devlete eski gücünü kazandırmaya çalıştı.
1141 tarihinde Karahitaylar'la yaptığı Katvan Savaşı'nda yenildi.
1157 yılında Sultan Sencer'in ölmesi üzerine Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı.

Türkiye Tarihi

Malazgirt Savaşı (1071) ile başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin ilk bölümünü ilk Türkmen Beylikleri oluşturur.


Anadolu'da İlk Türk Beylikleri


Danişmentliler

Danişmentliler 1080 yılında Sivas merkez olmak üzere kuruldu.
Kurucusu Melikşah'ın komutanlarından Danişmentoğlu Ahmet Gazi'dir. Bizanslılar'a ve Haçlılara karşı mücadele etmişlerdir.
Danişmenliler'in varlığına 1178 tarihinde Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Kılıç Arslan son vermiştir.


Saltuklular

Saltuklular, 1072'de Erzurum merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından Ebulkasım Saltuk'tur. Haçlılar ve Gürcülerle mücadele etmişlerdir. Saltukluların varlığına 1202'de Anadolu Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah son vermiştir.


Mengücekliler

Mengücekliler, 1080 tarihinde Erzincan merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından Mengücek Gazi'dir. Gürcülere ve Rumlara karşı mücadele etmişlerdir. Mengüceklerin varlığına 1228 tarihindeAnadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat son vermiştir.


Artuklular

Artuklular, 1102'de Harput, Diyarbakır, Halep ve Mardin civarında kurulmuştur. Bu beyliğin Hasankeyf kolu 1102'de Diyarbakır'da kurulmuştur ve 1231'de Eyyubiler tarafından yıkılmıştır.
Diğer kolu olan Harput kolu 1112'de Harput'ta kurulmuştur ve 1234'te Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılmıştır. Diğer bir kolu olan Mardin kolu ise, 1108'de Mardin'de kurulmuştur ve 1409'da Karakoyunlular tarafından yıkılmıştır.

Çaka Beyliği

Çaka Bey Devleti 1081 tarihinde İzmir'de kurulmuştur. Kurucusu Çaka Bey'dir. İlk denizci Türk devleti olan bu beylik bazı Ege Adaları'na sahip olmuştur. Beyliğin kurucusu Çaka Bey, İstanbul'u kuşatmak isteyince, Bizans'ın kışkırtmaları sonucu I. Kılıç Arslan tarafından öldürtülmüştür. Çaka Beyliği 1093 tarihinde Bizans tarafından yıkıldı. Böylece Batı Anadolu'dakiilk Türk egemenliği sona ermiş oldu.


Anadolu Selçuklu Devleti


Kuruluş Devri

Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah tarafından Anadolu hükümdarlığına tayin edilen Kutalmış'ınoğlu Süleyman Şah tarafından 1077 tarihinde kuruldu.
Büyük Selçuklular'a bağlı olan bu devletin başkenti İznik idi.
Süleyman Şah, halife tarafından onaylanarak "Sultan" ünvanı ile şereflendirildi.


Süleyman Şah Dönemi


1077 tarihinde Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu.
İlk önce Konya, Afyon, Kütahya'yı alarak İznik'e kadar ilerledi.
Tarihte ilk kez Boğaz'ın Anadolu yakası Türkler tarafından kontrol altına alındı.
1086 yılında yapılan Habur Savaşı'nda Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş'a yenildi ve öldü.

UYARI : Boğazın Anadolu yakası ilk defa kontrol altına alınmış ve Boğaz'dan geçen gemilerden gümrük alınmıştır.



I. Kılıç Arslan Dönemi


Malikşah'ın ölümü üzerine Berkyaruk, Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ı 1092'de Anadolu hükümdarlığına tayin etti.
1096 yılında başlayan I. Haçlı Seferi'nde, İznik ve Batı Anadolu Bizanslılara verildi.

UYARI : Bu durum Bizans'ın işine gelmiş, Türklere karşı savunmayı bırakıp taarruza geçmiştir.

I. Kılıç Arslan, 1107 tarihinde Büyük Selçuklularla yaptığı savaşta Habur Irmağı'nda boğularak öldü.

UYARI : İznik 'in kaybedilmesi üzerine devletin merkezi Konya'ya taşınmıştır. Bu durum Türkler'in Batı'ya ilerleyişini bir süre engellemiştir.



I. Mesud Dönemi


1116 tarinde Aadolu Selçuklu Devleti'nin başına geçti.
Bir süre Danişmentlilere bağlı olarak hareket etmek zorunda kaldı.
1147 tarihinde II. Haçlı seferi başladı. Haçlılar bozguna uğratıldı.
Sultan I. Mesut 1155 tarihinde vefat etti.

UYARI : Anadolu'daki ilk bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri bu dönemde başlamıştır.



II. Kılıç Arslan Dönemi


I. Mesut'un 1155 tarihinde ölümü üzerine oğlu II. Kılıç Arslan başa geçti.
1176 tarihinde Miryakefalon'da Bizanslılar bozguna uğratıldı.

UYARI : Bir daha Anadolu için "Türkler'in işgali altındaki ülke" deyimi kullanılmadı.

Miryakefalon'dan sonra Türkler'in Anadolu'ya yerleşmesi kesinleşti.
1178 tarihinde Danişmenliler Beyliği'ne son verildi.
II. Kılıç Arslan, 1192 yılında öldü. Selçuklu tahtına Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.


Süleyman Şah Dönemi


Rükneddin Süleyman, 1192 tarihinde tahta geçen Gıyaseddin Keyhüsrev'i tanımayarak, 1196 tarihinde başa geçti.
Bizans'ı vergiye bağladı, Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı.
Saltuklu Beyliği'ne son verdi. Süleyman Şah, 1204 tarihinde öldü.

UYARI : Bu tarihten itibaren Anadolu Selçukluları Gürcülerle komşu oldu.



I. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi


Süleyman Şah'ın 1204 yılında ölümü üzerine tahta Gıyaseddin Keyhüsrev yeniden geçti.
Karadeniz seferi sonunda Trabzon Rum Devleti'ni yendi.
Akdeniz seferi sonunda Antalya'yı aldı.

UYARI : Anadolu Selçukluları ilk kez Akdeniz'e indi. Antalya ithalat ve ihracat yapılan yer haline geldi. Ticareti geliştirmek amacıyla Venedik'le ilk defa ticaret anlaşması yaptı.

İlk defa bir ticaret anlaşması Venediklilerle bu dönemde yapıldı.
Gıyaseddin Keyhüsrev 1211 tarihinde öldü.


I. İzzeddin Keykavus Dönemi


Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1211 yılında ölmesi üzerine tahta geçti.
Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yenerek Sinop'u fethetti.
Böylece Anadolu Selçukluları ilk defa Karadeniz'e ulaştı.
Kıbrıs Krllığı ve Venedik Cumhuriyeti ile ticaret antlaşmaları imzaladı.
I. İzzettin Keykavus 1220 yılında öldü.


Alaaddin Keykubat Dönemi


İzzettin Keykavus'un 1220 yılında ölümü üzerine tahta geçti.
Kırım'a bir donanma göndererek Kırım'ın Suğdak Limanı'nı fethetti.

UYARI : Anadolu Selçuklu Devleti böylece ilk deniz aşırı sefer yapmış oldu. Karadeniz ticareti tam güvenliğe kavuştu.

1228'de Mengücek Beyliğine son verdi.
1230 tarihinde Yassı Çimen Savaşı'nda Harzemşahları yendi.

UYARI : Bu savaşın tek olumsuz yönü Anadolu'yu Moğol istilasına açık hale getirmesidir. Bunun nedeni Harezmşahların Anadolu Selçukluları ile Moğollar arasında tampon bölge olmasıdır. Bu tampon bölge ortadan kalkınca Anadolu Moğollarla komşu oldu.

I. Alaaddin Keykubat 1237 yılında bir ziyafet esnasında zehirlenerek öldü.


Yıkılış Dönemi

Alaaddin Keykubat'ın ölümü üzerineoğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti.
Asya'da başlayan Moğol istilası bir çok Türkmen boyunun Anadolu'ya göç etmesine neden oldu.

Baba İshak, 1240 tarihinde devlete karşı ayaklandı.
1242 yılında Moğollar, Anadolu'ya girdi.

1243 yılında Kösedağ Savaşı'nda Selçuklular yenildi.
II. Gıyaseddin'in ölümü üzerine Rükneddin Kılıç Aslan tahta geçti.

Memlük hükümdarı Baybars Anadolu'yu Moğol baskısından kurtarmak için Anadolu'ya gelerek Moğolları yenilgiye uğrattı.


Anadolu Türk Beylikleri


Malazgirt Savaşı (1071) ile başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin üçüncü bölümünü Anadolu Türkmen Beylikleri oluşturur.


Karamanoğulları

Karamanoğulları Beyliği, Oğuzların Afşar Boyu'ndan olup Karaman merkez olmak üzere 1256 tarihinde kurulmuştu.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılması üzerine Anadolu'da en güçlü devlet olmuşlardı. Karamanoğlu Mehmet bey döneminde Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler. Anadolu Türk Birliği'nin kurulmasında Osmanlılara karşı en çok mücadele eden beylik Karamanoğlu Beyliği olmuştur. Yıldırım Bayezıt döneminde Osmanlılara katılan beylik, Ankara Savaşı'ndan sonra tekrar bağımsız olmuş, Fatih Sultan Mehmet döneminde etkisizleştirilerek, II. Bayezıt döneminde 1487 tarihinde yıkılmıştı.


Germiyanoğulları

1299 yılında kurulan Germiyanoğlu Beyliği'nin kurucusu Yakup Bey'dir. Kütahya civarında kurulmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Anadolu'da en güçlü devlet olmuşlardır. Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerlemişlerdi. Germiyanoğlu Süleyman Şah Karamanoğullarına karşı topraklarını koruyabilmek amacıyla kızını I. Murat'ın oğlu Bayezıt'a vermiş, çeyizx olarak da Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı bırakmıştı. Germiyanoğlu Beyliğinin varlığına 1390 tarihinde Yıldırım Bayezıt son vermişti.
1402 Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik 1428'de Osmanlı Devleti'ne katıldı.


Aydınoğulları

Aydınoğulları Beyliği, Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Aydınoğlu Mehet Bey tarafından Birgi merkez olmak üzere 1308 tarihinde kurulmuştur. Denzicilikte gelişen bu beylik güçlü bir donanma oluşturmuştu. En ünlü denizcileri Gazi Umur Bey'dir.
Aydınoğulları Beyliği 1390'da Osmanlı Devleti'ne katılmıştı.
1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Cüneyt Bey tarafından yeniden kurulmuşsa da 1425 tarihinde II. Murat zamanında Osmanlı Devleti'ne katılmıştır.


Saruhanoğulları

Saruhan beyliği, Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Saruhan Bey tarafından Manisa'da kurulmuştu.
Denizciliğe önem veren Saruhan Beyliği, 1390 yılında Yıldırım Bayezıt tarafından ortadan kaldırılmış Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuşsa da, Çelebi Mehmet döneminde tamamen Osmanlılara katılmıştı.


Karesioğulları

Karesioğulları Beyliği, Germiyanoğulları beylerinden olan Karesi Bey tarafından Balıkesir ve Çanakkale çevresinde kurulmuştu. Denizcilikte oldukça ilerleyen Karesioğlu Beyliği 1345 yılında Orhan Bey tarafından ortadan kaldırılmıştır.


Hamidoğulları

Hamidoğulları Beyliği, Felekeddin Dündar Bey tarafından 1300 yılında Uluborlu merkez olmak üzere kurulmuştur.
Denizcilikle uğraşan Hamidoğulları Beyliği Yıldırım Bayezıt zamanında Osmanlılara katılmasına rağmen Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuş, 1423 yılında da II. Murat tarafından yıkılmıştır.


Eşrefoğulları

Eşrefoğulları Beyliği, Seyfeddin Süleyman tarafından Beyşehir merkez olmak üzere 1284 tarihinde kurulmuştur.
1326 yılında İlhanlılar tarafından ortadan kaldırılmıştır.


Menteşoğulları

Menteşoğulları Beyliği, Menteş Bey tarafından Milas merkez olarak kurulmuştur. Denizcilikle uğraşan bu beylik, Yıldırım Bayezıt zamanında 1391'de Osmanlılara katılmıştı. Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulan beylik, II. Murat tarafından 1425'te tamamen ortadan kaldırıldı.


Candaroğulları (İsfendiyaroğulları)

Diğer adı İsfendiyaroğulları olan Candaroğulları Beyliği, Şemseddin Yaman tarafından 1292 yılında Sinop ve Kastamonu civarında kurulmuştur.
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından ortadan kaldırılmıştır.


Eretna Beyliği

Eretna Devleti 1335 yılında Uygur Türkleri'nden Eretna Bey tarafından Orta Anadolu'da kurulmuştur. Devletin merkezi önce Sivas, sonra da Kayseri olmuştur. 1381 yılında Kadı Burhaneddin tarafından yıkılmıştır.


Kadı Burhaneddin

Kadı Burhaneddin 1381 yılında merkezi Sivas olmak üzere Kadı Burhaneddin Devleti'ni kurdu. Candaroğulları, Karamanoğulları ve Taceddinoğulları ile mücadele eden Kadı Burhaneddin Devleti, Timur tehlikesi karşısında Sivas halkının 1389 tarihinde şehri Yıldırım Bayezıt'e teslim etmesi ile Osmanlı'ya katılmıştı.


Dulkadiroğulları

1337 yılında Zeyneddin Karaca Bey tarafından Elbistan'da kurulan Dulkadiroğulları Devleti, Osmanlılar'la, Memlüklülerin arasını açan devlet olarak bilinir. Yavuz Sultan Selim tarafından 1515 Turnadağ Savaşı ile Osmanlı'ya katılmıştır. Bu beylik Osmanlı'ya katılanson beylik olup, bu beyliğin alınmasıyla Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.


Ramazanoğulları

Ramazanoğulları Beyliği, Ramazan Bey tarafından 1353 yılında Adana ve çevresinde kurulmuştur. İlk önce Memluk devletine bağlı iken Yavuz Sultan Selim ile birlikte Memlüklere karşı savaşmış, bundan sonra da Osmanlı Devleti'ne bağlı bir beylik olarak yaşamışlardır.
1608 tarihinde Osmanlı Devleti'ne bağlı bir vilayet haline getirilmiştir.

Orta Asya ve Yakın Doğu'da kurulan Diğer Müslüman Türk Devletleri

Diğer Müslüman Türk Devletleri

Fatimiler


Şii Müslümanlar tarafından 969 yılında Tunus'ta kuruldu.
969 yılında Mısır'ı alarak Akşid devletine son verdiler.
Abbas halifesine saldırılarda bulunması üzerine Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından Suriye'den çıkarıldılar.
Haçlı saldırılarına karşı koyamayan Fatimiler, 1171 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından yıkıldı.

UYARI : Batıni mezhebinden olan Fatimilerin 972'de kurdukları El-Ezher medresesi dönemin en önemli eğitim kuruluşudur.


Eyyubiler


Mısır'da, 1174 tarihinde Selahaddin Eyyubi tarafından kuruldu.
Selahaddin Eyyubi, Filistin, Suriye, Irak ve Yemen'i fethetti.
Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla büyük savaşlar yaptı.
Haçlıların elinden Kudüs'ü geri aldı.
Eyyubi Devleti, 1250 yılında Kölemen komutanlarından Aybeg tarafından yıkıldı.


Memlük Devleti



1250 tarihinde Aybeg Türkmeni tarafından Mısır'da kuruldu.
Haçlılar ve Moğollarla büyük mücadeleler yaptılar.
Abbasi halifeliğinin koruyuculuğunu üstlendiler.
Ayn-ı Calud Savaşı ile Memlük hükümdarı Baybars, Mısır ve Avrupa'yı Moğol istilasından kurtardı.
Hicaz, Filistin ve Suriye'de egemen olna Memlüklüler bahrat yolu ticaretini ele geçirerek ekonomik yönden güç kazandı.
Anadolu üzerindeki emelleri nedeniyle Osmanlılarla uzun süre mücadele ettiler.
Memlüklüler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında yapılan Merc-i Dabık ve Ridaniye Savaşları sonunda yıkıldı.

UYARI : Hükümdarlığın veraset yoluyla geçmediği tek Türk devletidir. Memlük Sultanları komutanlar arasından seçimle gelirdi.


Harzemşahlar


Merkez Gürgenç olmak üzere 1097 tarihinde Atsız tarafından kuruldu.
Moğol saldırıları sonucunda zayıfladılar.
Anadolu Selçukluları ile 1230'da yaptıkları Yassı Çimen Savaşı'nda yenildiler.
Moğol istilası sonrasında topraklarını terkedip Selçuklulara sığındılar.

UYARI : Selçuklulara bağlı atabeylerden imparatorluğa dönüşen tek devlettir.


Moğol İmparatorluğu


1196 yılında Temuçin, yani Cengiz Han tarafından başkent Karakurum olmak üzere kuruldu.
Cengiz Han 1227 yılında öldü.
Cengiz Han ölmeden önce eski bir Türk geleneğine uyarak topraklarını oğulları ve torunları arasında paylaştırdı.

UYARI : Moğollar (Cengiz Han)
Altınorda Hanlığı İlhanlılar Çağatay Hanlığı Kubilay Hanlığı
(1256 - 1502) (1256-1335) (1227 - 1370) (1206-1368)
(Hazar Denizi'nin (İran ve Doğu (Türkistan) (Çin)
Kuzeyinden Kırım'a Anadolu)
kadar uzanan topraklar)


Timur İmparatorluğu

Timur tarafından 1335 yılında Semerkant merkez olmak üzere kuruldu.
1401 yılında Karakoyunlu Devleti'nin topraklarının büyük bir kısmını ele geçirdi.
Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf'un Osmanlı Devleti'ne sığınması üzerine Anadolu'ya girdi.
1402 yılında Çubuk Ovası'nda Osmanlı Devleti ile Ankara Savaşı'nı yaptı ve Yıldırım Bayezıt'ı yendi.
Timur'un ölümünden sonra devlet parçalandı.

UYARI : Bu dönem, ticaret ve bilimde özenli gelişmelerin olduğu bir dönemdir. Astronomi alalında Uluğ Bey, Edebiyat alanında Ali Şir Nevai ve Matematik alanında Ali Kuşçu gibi ünlü isimler yetişti.

Müslüman-Türk Devletlerinde Kültür ve Uygarlık

Hükümdar ve Saray

Devlet hanedanın ortak malı olarak kabul edilirdi.
Bu durum hükümdarın ölümünden sonra taht kavgalarına sebep olur, devleti zayıflatırdı.
Bazı Türk-İslam Devletleri'nde hükümdar, Sultan sanını kullandı.
İlk Türk-İslam Devletleri'nde hükümdar tahta çıkınca Abbasi halifelerinin tasdiğini istedi.


Merkez Teşkilatı

Hükümet, Divan-ı Saltanat denilenBüyük Divan'dan meydana gelirdi.
Divanın başkanı hükümdardı.
Selçuklular bu kurumu Abbasilerden almışlardır.
Büyük Divan'a bağlı olan dört divan şunlardı:
İstifa Divanı; Mali işlerle ilgilenen divandır. Başkanlığını müstevfi yapardı.
Tuğra Divanı; Devletin yazışmalarının yapıldığı divandır.
İsraf Divanı; Mal işlerin yolunda gidip gitmediğini kontrol eden divandır. Başkanına müsrif denirdi.
Divan-ı Arz; Ordu ve asker maaşları ile ilgilenen divandır.


Taşra Teşkilatı

Başkent dışındaki idari birimlere vilayet denirdi.
Vilayetlerin başında şehzadeler veya vali statüsünde naipler bulunurdu.
Anadolu Selçuklularında üç tip vilayet bulunurdu.
Meliklerin yönettiği vilayetler; bunlar hanedan tarafından gönderilen meliklerin doğrudan hükümdara bağlı olduğu vilayetlerdi.
Divan Dairesi vilayetleri; yönetimi divana ait olan vilayetlerdi.
Bizans sınırında bulunan vilayetler;
Başında uç beyi denilen sınır koruyucu beylerin bulunduğu vilayetlerdi.


Hukuk

İslamiyet'in kabulü ile hukuk kuralları değişikliğe uğradı, Türk töresi ile İslami kurallar bir sentez haline getirildi.
Adli teşkilat; Şeri Yargı ve Örfi Yargı olmak üzere ikiye ayrılırdı.
Şer'i Yargı; kadıların başkanlığındaki mahkemeler tarafından yürütülürdü.
Örfi Yargı; vergilere, askeriye ile, ikta sahipleri ve ticarete ilişkin kanunlarla ilgilenirdi.
Hükümdarların halkın şikayetlerini dinlemek amacıyla düzenlediği Mezali Divanları da görülürdü.
Askeri davalara kadı askerler denilen kadılar bakardı.


Ordu

İlk Türk-İslam Devletleri'nde ordu Türkmenlerden oluşurdu.
Karahanlılarda ordu Hassa ordusu, Eyalet askerleri ve Türkmen kuvvetleri olmak üzere üç bölüme ayrılmıştı.
Selçuklularda, Karahanlılar'dan farklı olarak ikta askerleri, bağlı devletlerin askerleri ve gönüllü askerler vardı.
Hassa Ordusunda, askerlik için ayrılan çocuklar belirli merkezlerde yetiştirilir, sultanlar Hassa Birliklerini burada yetişen askerler arasından seçerlerdi.
Eyalet askerleri; Şehzadelerin ve valilerin yönetimindeki askerlerdi.
Türkmen birlikleri; Göçebe Türkmen boylarının savaş anında orduya katılmaları ile oluşan birliklerdi.


Toprak Yönetimi

Devlete ait ve miri arazi olarak adlandırılan topraklar dört bölüme ayrılmıştı.
Has arazi ; Geliri hükümdara ait olan arazilerdi.
İkta arazi; Gelirlerine göre önemli devlet görevlilerine dağıtılan arazilerdi.
Mülk arazi; Başarılı devlet adamlarına verilen arazi idi. Bu topraklara sahip olanlar toprak hakkında her türlü tasarrufa sahipti.
Vakıf arazi; İlmi ve sosyal kuruluşların masraflarını karşılamak amacıyla bu kuruluşlara tahsis edilen arazilerdi.
Haraci arazi; Müslüman olmayan halka ait arazilerdi.


Din

İslamiyet'in kabulünden sonra İslam dinini yaymak için önemli çalışmalar yapmışlardı.
İslamiyet'te gaza denilen Müslüman olmayan ülkelere yönelik savaşlar ile önemli fetihler gerçekleştirmişlerdi.
İslam dini ile İslamiyetten önceki kültürlerin birleşmesi ile Babalik, Bektaşlik, Ekberilik ve Mevlevilik gibi çeşitli tarikatlar oluşturulmuştu.
İslamiyeti yaymak amacıyla eserler yazılmış, Kur'anı'ın yayılması amacıyla çalışmalar yapılmıştı.


Ekonomik Hayat

Tulunoğulları ve Akşidler, doğu ve batı ticaret yolları arasında oldukları için ticarette oldukça gelişmişti.
Eyyubiler ve Memlüklüler'de ise Mısır'la ticaret çok gelişmişti.
Memlüklüler döneminde Trablus, Şam, İskenderiye, Dimyat, Yafa ve Akka önemli ticaret merkezleri haline geldi.
Ümit Burnu'nun buluması ile bu ticaret merkezleri önemini yitirdi.
Gazneliler, Hindistan topraklarını ele geçirerek ekonomilerini canlandırmıştı.
Büyük Selçuklular'da, Orta Asya ve Hindistan'dan gelen ticaret yollarının geçmesi ülkeyi zengin bir hale getirmişti.
Anadolu Selçuklu Devleti, ticaret yolları üzerinde yaptığı vakıf kuruluşları, han ve kervansaraylarla ticari alanda gelişmişti.


Sosyal Hayat

Türk-İslam Devletleri'nde göçebe bir hayat görülmüş, göçebecilikten dolayı hayvancılık gelişmişti.
Yerleşik hayata geçildikçe köylerde oturanlar tarımla, şehirlerde yaşayanlar ise ticaret ve el sanatlarıyla uğraşmışlardı.
Şehirlerde ticaretle uğraşanlar Ahi teşkilatını oluşturmuşladı.
Anadolu Selçukluları zamanında Türkler zengin ve mutlu bir hayat sürmüşlerdi.


Bilim

Türk İslam Devletleri'nde medreseler bilim merkezi idi.
Büyük Selçuklu Devleti zamanında, dünyanın ilk üniversitesi olarak kabul edilen Nizamiye Medresesi yapıldı.
Medreselerde Kur'an, hadis, kelam, fıkıh, Arap dili ve edebiyatı, matematik, mantık geometri ve tarih okutulurdu.
Önemli bilim adamlarının başlıcaları; Farabi, Biruni, İbn-i Türk, İbn-i Sina, Gazali, Ömer Hayyam'dır.


Sanat

Türk-İslam devletlerindeki sanat eserlerinde mimari ağırlıkta idi.
Türk-İslam Devletleri tarafından yapılan ve günümüzde hala ayakta duran sanat eserlerinden bazıları şunlardır:
Tulunoğlu Camii
Baybars Camii
Mescid-i Cuma
Sultan Sencer Türbesi
Alaaddin Camii

Burmalı Minare