SİPAHİ; Osmanlı ordusunda atlı bir asker sınıfı îdi. Sipahiler
ordunun yanlarını korurlar, akıncılık, karakolculuk yaparlar, yaya askerleri
korurlar, gereğinde de hücuma geçerlerdi.
Sipahilik I. Murat zamanında, o çağın büyük komutanlarından
Timurtaş Paşa’nın tavsiyesiyle kuruldu. Atlılar önce 2 bölüktü. Bu bölüklerden
birine «sipahi», ötekine «silâhtar» adı verilirdi. Sonra bölükler 6’ya
çıkarıldı. Atlıların hepsine birden «Altı Bölük Halkı», «Bölük Halkı», daha
sonraları ise yalnızca «Sipahi» denildi. Sipahiler, kırmızı bayrak kullandıkları
için bunlara «Kırınızı Bayrak Bölüğü» adı da verilirdi.
Sipahiler ikiye
ayrılmıştı:
1) Kapıkulu,
2) Tımarlı (Topraklı) Sipahiler.
Kapıkulu Sipahileri
— Yeniçeri Ocağı gibi doğrudan doğruya
Saraya bağlı süvarilerdir. Yeniçeri Ocağına bağlı sayılan bu sipahiler,
çıkardıkları sayısız isyanlarla, karışıklıklar ile Osmanlı tarihinde önemli bir
yer tutarlar. Bunlara «Dergâh-ı âli Sipahileri» de denirdi.
Devşirmelerden
toplanırlar, altı bölükte yetiştirilirlerdi. Bu bölüklerin ayrı adları ve
bayrakları vardı. Sipahi bölüklerinin «Baş kâhya», «Kâhya Yeri», «Başçavuş» ve
«Baş Bölükbaş» adı verilen dört büyük subayı vardı. Bu altı bölüğün komutanına
«Sipahi Ağası» denirdi. Bu komutan, savaş sırasında, ordunun baş sancağını
taşırdı.
Sipahiler, Yeniçerilerin aksine, evlenebilirlerdi. Oğullarına
«Veledeş» denir, delikanlı çağına gelince bölüklere alınırlardı.
Tımarlı Sipahiler
— Sınır boylarında bekleyen askerlerin
çocuklarından, ya da savaşlarda yararlık gösterenlerden seçilirdi. Sayıları
Kapıkulu Sipahilerinin kat kat üstündeydi.
Devletten maaş almazlar, buna karşılık kendilerine 1.000 akçeden
19.999 akçeye kadar geliri olan topraklar verilirdi. Tımarlı Sipahiler bu
toprakta çiftçilik yapanlardan vergileri toplar, bununlâ at, silâh vs. gibi
masraflarını karşılar, kendileri de geçinirlerdi.
Tımarlı Sipahiler her sancakta bölüklere ayrılmışlardı. Her
bölüğün «Subaşı», «Bayraktar», «Çavuş» denilen subayları vardı. On bölük bir
Alay Beyi’nin komutasında bulunurdu.
Osmanlılar’ın kazandığı zaferlerde, bu Tımarlı Sipahiler’in payı
çok büyüktür. Çoğunluğu «devşirme», yani Türk olmayanlardan kurulan Yeniçeri
Ocağı ile Kapıkulu Sipahileri’ne karşılık Tımarlı Sipahiler Türk’tü, bunlar
yerli ordunun kaynağı sayılırlardı. Sonradan tımarların memleket çocuklarına
değil ele padişahın, paşaların adamlarına bol keseden dağıtılması, bu yerli ordu
kaynağını bozdu. Sipahiler, uğradıkları haksızlık karşısında bozguncu, devlete
kafa tutucu oldular.
Anadolu’da yer yer başgösteren isyanları, kargaşalıkları
çıkaranlar, ya tımarları ellerinden alınan sipahiler, ya da bunların
çocuklarıydı. XIX. yüzyıl başlarında Kapıkulu Sipahileri gibi Tımarlı Sipahiler
de tam çöküntü halinde bulunuyorlardı.
4 Şubat 2018 Pazar
Yeniçeriler
Osmanlı Devleti’nde askeri bir sınıf olarak kurulmuş olan
Yeniçerler, Dünya tarihindeki ilk sistemli ve çağdaş ordudur. 15. yüzyılda
oluşturulan ve birçok savaş kazanan bu askeri birlik, aynı zamanda çağının en
etkili askeri gücü olarak kabul edilmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı
Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemlerinde askeri başarılarını yitirmiş ve
zamanla imparatorluğa uygulamış oldukları baskı ve isyanlar nedeniyle ortadan
kaldırılmıştır.
Yeniçerilerin Ortaya Çıkışı
Osmanlı Devleti’nin topraklarının giderek genişlemesiyle birlikte yeni bir ordu sistemi arayışı başlamıştır. Yıldırım Bayezid döneminde oluşturulmaya başlanan bu askeri ocağın, aslında Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde çalışmaları yapılmış fakat uygulanamamıştır.
Bu ocak ani bir kararla değil, zaman içerisinde gelişen askeri düşüncelerin bir düzene oturtulmasıyla oluşturulmuştur. Osmanlının topraklarının genişlemesiyle birlikte imparatorluktaki gayrimüslimlerin sayısı oldukça artmış ve gayrimüslimlere birçok imtiyazlar tanınmıştır. Bu haklardan biri de orduda savaşabilmeleri oluşmuştur.
Bu nedenle devşirme sistemiyle oluşturulan yeni bir ocak kurulmuştur. Devşirme sisteminde; gayrimüslim ailelerden 10-18 yaş arası erkek çocuklar alınıp, Türk ailelere teslim edilmiştir. Türk aileler bu çocuklara Türklerin; gelenek, görenek, örf ve adetlerini, Türkçe konuşmayı öğretip sonrasında sünnet ettirdikten sonra acemi ocağına yollamışlardır.
Acemi ocağında başarılı olan gençler daha sonra “Yeniçeri Ocağına” girmeye hak kazanmışlardır. Son olarak kişilerin zekâ seviyeleri ve kişilik özellikleri belirlenerek; eğitimleri alan gayrimüslim gençlere duruma göre sarayda önemli görevler verilmiştir. Geriye kalan erkekler ise ocakta askerlik yapmaya başlamışlardır.
İlk zamanlarda Kapıkulu ordusunda çok az sayıda bulunsalar da zamanla sayıları 150.000 bulmuştur. Yeniçeri gelirini ise; ulufe denen maaş, yılda bir takım elbise, üç ayda bir yevmiye ve padişahın dağıttığı cülus bahşişi oluşturmuştur.
Yeniçeriler, genellikle savaş alanlarında bulunmamışlardır çünkü ayaklanmaları ve iç huzursuzlukları bastırmak onların temel görevlerinden biri olmuştur. İtibarları gittikçe yayılmış olan bu askeri birliğin, sayı olarak fazlalaşmaları güçlerini gittikçe arttırmıştır.
Padişahı, sarayı, merkez alanını ve uç bölgeleri gibi devletin kilit noktalarını korudukları için çok itibar görmüşlerdir. Bu ocak sayesinde Türkler, Rumeli’ye çok kolay bir şekilde yerleşmişlerdir. Barış zamanında genellikle İstanbul’u korumakla görevlendirilmişlerdir.
İlk olarak Edirne’de kurulan bu ocak, devletin merkezinin İstanbul’a taşınması sebebiyle İstanbul’a yerleşmiştir. Yeniçerilerin birçoğu İstanbul’daki at meydanındaki Şehzadebaşı’na, diğerleri ise Aksaray tarafındaki kışlalara yerleştirilmişlerdir.
Yeniçeri Ocağının Sınıflandırılması
Yeniçeri Ocağı, ilk kurulduğu yıllarda yaya bölükleri veya cemaat adı verilen bölüklerden oluşurken, Fatih Sultan Mehmet’in uygulamasıyla bu askeri birliğe Sekban Sınıfı da eklenmiştir. Tabi bazı kaynaklarda cemaat ortalarının, sekbanlar ve ağa bölüklerinden oluştuğu belirtilmiş ve her iki bilginin de doğruluğu kanıtlanmıştır. “Orta” kelimesi tabur anlamına gelmektedir.
Yeniçeri Ocağının sınıfları ise şu şekildedir;
1. Cemaat Ortaları: İlk kurulan bölük olan cemaat ortalarının komutanları yaya başıdır. 100 kişiden oluşmaktadır. Bu bölükte askeri rütbe olarak; turnacı, deveci, katrancı ve zemberekçi gibi görevler verilmiştir.
2. Sekban Bölükleri: Fatih Sultan Mehmet’in oluşturduğu bu bölük padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur.
3. Ağa Bölükleri: Padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur. II. Bayezid’in tahta çıkacağı zaman sekbanların ayaklanması ile yeni bir bölük olan ağa bölükleri oluşturulmuştur. Ağa bölüğü en yetkili kişilerden oluşturulmuş ve padişahlar da birinci bölük ağalarından sayılmışlardır. Yeniçerilerin kumandanı olan yeniçeri ağaları en güvenilir kişiler arasından seçilmişlerdir. Bu durumun sebebi ise; padişahların tahta çıkmasında ve devamındaki olaylarda yeniçeri ağasının yönetimde söz sahibi olmasıdır. Padişahla beraber seferlere çıkan yeniçeriler, padişahın bulunduğu “Otağ-ı Hümayunu” korumakla görevlendirilmişlerdir. Yeniçeri ağası Türkçe sözlükte “Bakan” anlamına gelmektedir.
4. Karakullukçu: Bu birlik rütbesiz askerlerden oluşturulmuştur.
5. Usta: Alt rütbeli yeniçeri subayıdır.
6. Baş çavuş: Askeri birlikteki üçüncü amirdir.
7. Kapıcı Başı: Saray kapılarını koruyan askerlerin subayıdır.
8. Orta Çavuşu: Baş çavuşun yardımcısıdır.
9. Kul Kahyası: Askeri birlikteki ikinci amirdir.
Yeniçeri Ocağının Sancakları ve Sancakların Farklı Özellikleri
Yeniçeri ocağında her askeri bölüğün kendine özgü bir sembolü, filamanlarının üzerine işlenirdi. Her bir askeri bölüğe bir sancak verilir sefere çıkıldığında ise sancak, kumandanın çadırının önünde toprağa saplanılırdı. En önemli sancak ise “Azam Bayrağı”dır.
Bu bayrak atlastan yapılan ve üzerine altın sırma ile “Fetih Ayet-i Kerimesi” işlenen özel bir bayraktır. Azam bayrağı sefer sırasında Yeniçeri Ağası’nın çadırının önüne dikilirdi fakat Yeniçeri Ağası sefere çıkmadıysa Sekbanların çadırının önüne dikilirdi. Bayrakların bir diğer önemli özelliği ise Beyaz Sancak, ocağın Sünni olduğunu belirtir üniformaları yeşil ve kırmızı renklerinden yapılırdı. Seferden önce veya ulufe dağıtılırken Yeniçeri Duası (gülbengi) bir ağızdan okunurdu.
Yeniçeri DuasıAllah, Allah, İllallah
Baş üryan, sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir
Hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Demine devranına hü diyelim! hüüüüüüüüü…..
Sancakta Yazılı Olan Dua
Hacı Bektaşi Veli’nin bindiği cansız duvar.
Mazharı Nur-i Ali’dendir ona ol yadigar.
Nare-i Düldül ederdi arşı ala da karar.
Şad hazare bin kafiri bir narada etti şikar.
Dedi: Arslanım Ali’dir, kudretine girdikar.
Lâ Fetâ İlla Ali
Lâ Seyfe İlla Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına
Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar.
La Fetâ İlla Ali
Le Seyfe İlla Zülfikar
Padişahım çok yaşa
Devletinle bin yaşa
Yeniçeri Ocağının Sonlanması
İşte, bu nam salmış ve birçok savaş kazanmış olan Yeniçeri, ne yazık ki unvanını bir süre sonra kaybetmiştir. III. Murat döneminde yeniçerililer bozulmaya ve devletin iç işlerine karışmaya başlamıştır.
III. Murat döneminde akçe değerini kaybedince maaşlarını akçeyle alan yeniçerililer bu duruma karşı çıkıp isyan etmişlerdir. Belki de birçok kişinin yeniçeri ocağına, eskisi gibi zor koşullarla değil de daha kolay şekilde alınması bu düzensizliğin asıl nedenlerinden biri olmuştur.
Normal şartlarda bir yeniçeri evlenemez ve askerlik dışında da başka bir işle uğraşamazdır. Fakat zamanla kuralların hafifletilmesi durumu oldukça değiştirmiştir. Yeniçeriler evlenmeye başlamış ve başka işlerde çalışmışlardır. Zamanla da halkı rahatsız edecek davranışlarda bulunmaya başlamışlardır.
17. yüzyıl ortalarında İstanbul’daki birçok isyanı Yeniçeriler çıkarmıştır. І. Mahmut zamanında esnafa “Esame” adı verilen maaş kartları satılmış ve bu kartların her biri bir ulema maaşı anlamına gelmiştir. Yeniçerili askerlerin bazıları bu kartları bilinçsizce zenginlere satmış ve onlarla iş birliği yapmıştır.
Zaten zamanla birçoğu torpil ile üst görevlere geçmişlerdir. 1560 yılından itibaren İstanbul dışındaki sancaklara yerleştirilen yeniçeriler, yönetimde de söz sahibi olmaya başlamışlardır. Cülus bahşişinin az verilmesi ya da bazen hiç verilmemesi de yeniçerileri isyan ettiren sebepler arasında olmuştur. İlk isyanlarını Fatih Sultan Mehmet’e karşı yapmışlardır.
Padişah ve Çandarlı Halil Paşa arasındaki mücadeleye tepki olarak yapılmış bir isyandır. Fakat padişahın zaferi ile sonuçlanmış ve yeniçeriler padişahın yeni sistemiyle kontrol edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta gecen padişahların çoğu sefere çıkmayıp saray içinde kalmışlardır.
Bu durum yeniçerililerin daha da bozulmasına ve ayaklanmasına neden olan sebepler arasında olmuştur. Hiç şüphesiz, yeniçerililerin en vahşice isyanı Genç Osman zamanında çıkarılmıştır. Genç Osman seferde başarısız olan ve gittikçe bozulan yeniçeri ocağını kaldırmaya karar vermiştir.
Bunu kısa sürede duyan Yeniçeriler ayaklanmış ve padişahı boğarak öldürmüşlerdir. Daha sonra değişen şartlar ve olumsuzluklar ІІ. Mahmud döneminde Yeniçerilerin 1826 yılında kaldırılmasıyla son bulmuştur. Yeniçeri ocağının yerine ise Asakar-i Mansure-i Muhammediye Ordusu (Vaka-i Hayriye) kurulmuştur.
Yeniçerilerin Ortaya Çıkışı
Osmanlı Devleti’nin topraklarının giderek genişlemesiyle birlikte yeni bir ordu sistemi arayışı başlamıştır. Yıldırım Bayezid döneminde oluşturulmaya başlanan bu askeri ocağın, aslında Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde çalışmaları yapılmış fakat uygulanamamıştır.
Bu ocak ani bir kararla değil, zaman içerisinde gelişen askeri düşüncelerin bir düzene oturtulmasıyla oluşturulmuştur. Osmanlının topraklarının genişlemesiyle birlikte imparatorluktaki gayrimüslimlerin sayısı oldukça artmış ve gayrimüslimlere birçok imtiyazlar tanınmıştır. Bu haklardan biri de orduda savaşabilmeleri oluşmuştur.
Bu nedenle devşirme sistemiyle oluşturulan yeni bir ocak kurulmuştur. Devşirme sisteminde; gayrimüslim ailelerden 10-18 yaş arası erkek çocuklar alınıp, Türk ailelere teslim edilmiştir. Türk aileler bu çocuklara Türklerin; gelenek, görenek, örf ve adetlerini, Türkçe konuşmayı öğretip sonrasında sünnet ettirdikten sonra acemi ocağına yollamışlardır.
Acemi ocağında başarılı olan gençler daha sonra “Yeniçeri Ocağına” girmeye hak kazanmışlardır. Son olarak kişilerin zekâ seviyeleri ve kişilik özellikleri belirlenerek; eğitimleri alan gayrimüslim gençlere duruma göre sarayda önemli görevler verilmiştir. Geriye kalan erkekler ise ocakta askerlik yapmaya başlamışlardır.
İlk zamanlarda Kapıkulu ordusunda çok az sayıda bulunsalar da zamanla sayıları 150.000 bulmuştur. Yeniçeri gelirini ise; ulufe denen maaş, yılda bir takım elbise, üç ayda bir yevmiye ve padişahın dağıttığı cülus bahşişi oluşturmuştur.
Yeniçeriler, genellikle savaş alanlarında bulunmamışlardır çünkü ayaklanmaları ve iç huzursuzlukları bastırmak onların temel görevlerinden biri olmuştur. İtibarları gittikçe yayılmış olan bu askeri birliğin, sayı olarak fazlalaşmaları güçlerini gittikçe arttırmıştır.
Padişahı, sarayı, merkez alanını ve uç bölgeleri gibi devletin kilit noktalarını korudukları için çok itibar görmüşlerdir. Bu ocak sayesinde Türkler, Rumeli’ye çok kolay bir şekilde yerleşmişlerdir. Barış zamanında genellikle İstanbul’u korumakla görevlendirilmişlerdir.
İlk olarak Edirne’de kurulan bu ocak, devletin merkezinin İstanbul’a taşınması sebebiyle İstanbul’a yerleşmiştir. Yeniçerilerin birçoğu İstanbul’daki at meydanındaki Şehzadebaşı’na, diğerleri ise Aksaray tarafındaki kışlalara yerleştirilmişlerdir.
Yeniçeri Ocağının Sınıflandırılması
Yeniçeri Ocağı, ilk kurulduğu yıllarda yaya bölükleri veya cemaat adı verilen bölüklerden oluşurken, Fatih Sultan Mehmet’in uygulamasıyla bu askeri birliğe Sekban Sınıfı da eklenmiştir. Tabi bazı kaynaklarda cemaat ortalarının, sekbanlar ve ağa bölüklerinden oluştuğu belirtilmiş ve her iki bilginin de doğruluğu kanıtlanmıştır. “Orta” kelimesi tabur anlamına gelmektedir.
Yeniçeri Ocağının sınıfları ise şu şekildedir;
1. Cemaat Ortaları: İlk kurulan bölük olan cemaat ortalarının komutanları yaya başıdır. 100 kişiden oluşmaktadır. Bu bölükte askeri rütbe olarak; turnacı, deveci, katrancı ve zemberekçi gibi görevler verilmiştir.
2. Sekban Bölükleri: Fatih Sultan Mehmet’in oluşturduğu bu bölük padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur.
3. Ağa Bölükleri: Padişaha bağlı askerlerden oluşturulmuştur. II. Bayezid’in tahta çıkacağı zaman sekbanların ayaklanması ile yeni bir bölük olan ağa bölükleri oluşturulmuştur. Ağa bölüğü en yetkili kişilerden oluşturulmuş ve padişahlar da birinci bölük ağalarından sayılmışlardır. Yeniçerilerin kumandanı olan yeniçeri ağaları en güvenilir kişiler arasından seçilmişlerdir. Bu durumun sebebi ise; padişahların tahta çıkmasında ve devamındaki olaylarda yeniçeri ağasının yönetimde söz sahibi olmasıdır. Padişahla beraber seferlere çıkan yeniçeriler, padişahın bulunduğu “Otağ-ı Hümayunu” korumakla görevlendirilmişlerdir. Yeniçeri ağası Türkçe sözlükte “Bakan” anlamına gelmektedir.
4. Karakullukçu: Bu birlik rütbesiz askerlerden oluşturulmuştur.
5. Usta: Alt rütbeli yeniçeri subayıdır.
6. Baş çavuş: Askeri birlikteki üçüncü amirdir.
7. Kapıcı Başı: Saray kapılarını koruyan askerlerin subayıdır.
8. Orta Çavuşu: Baş çavuşun yardımcısıdır.
9. Kul Kahyası: Askeri birlikteki ikinci amirdir.
Yeniçeri Ocağının Sancakları ve Sancakların Farklı Özellikleri
Yeniçeri ocağında her askeri bölüğün kendine özgü bir sembolü, filamanlarının üzerine işlenirdi. Her bir askeri bölüğe bir sancak verilir sefere çıkıldığında ise sancak, kumandanın çadırının önünde toprağa saplanılırdı. En önemli sancak ise “Azam Bayrağı”dır.
Bu bayrak atlastan yapılan ve üzerine altın sırma ile “Fetih Ayet-i Kerimesi” işlenen özel bir bayraktır. Azam bayrağı sefer sırasında Yeniçeri Ağası’nın çadırının önüne dikilirdi fakat Yeniçeri Ağası sefere çıkmadıysa Sekbanların çadırının önüne dikilirdi. Bayrakların bir diğer önemli özelliği ise Beyaz Sancak, ocağın Sünni olduğunu belirtir üniformaları yeşil ve kırmızı renklerinden yapılırdı. Seferden önce veya ulufe dağıtılırken Yeniçeri Duası (gülbengi) bir ağızdan okunurdu.
Yeniçeri DuasıAllah, Allah, İllallah
Baş üryan, sine püryan
Bu meydanda nice başlar kesilir
Hiç olmaz soran
Kulluğumuz padişaha ayan
Üçler, yediler, kırklar
Gülbengi Muhammedi
Nur-ı Nebi
Kerem-i Ali
Pirimiz, sultanımız
Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Demine devranına hü diyelim! hüüüüüüüüü…..
Sancakta Yazılı Olan Dua
Hacı Bektaşi Veli’nin bindiği cansız duvar.
Mazharı Nur-i Ali’dendir ona ol yadigar.
Nare-i Düldül ederdi arşı ala da karar.
Şad hazare bin kafiri bir narada etti şikar.
Dedi: Arslanım Ali’dir, kudretine girdikar.
Lâ Fetâ İlla Ali
Lâ Seyfe İlla Zülfikar
Koydular başın ol şahın Kerbela meydanına.
Bastılar parmakların Şah Hüseyin kanına
Urdular miskin pelitle kıymadan gerdanına
Bu hakaretler yaraşmazdı o şahın şanına
Düşmeden kanı yere, ol demde çağırdı gübar.
La Fetâ İlla Ali
Le Seyfe İlla Zülfikar
Padişahım çok yaşa
Devletinle bin yaşa
Yeniçeri Ocağının Sonlanması
İşte, bu nam salmış ve birçok savaş kazanmış olan Yeniçeri, ne yazık ki unvanını bir süre sonra kaybetmiştir. III. Murat döneminde yeniçerililer bozulmaya ve devletin iç işlerine karışmaya başlamıştır.
III. Murat döneminde akçe değerini kaybedince maaşlarını akçeyle alan yeniçerililer bu duruma karşı çıkıp isyan etmişlerdir. Belki de birçok kişinin yeniçeri ocağına, eskisi gibi zor koşullarla değil de daha kolay şekilde alınması bu düzensizliğin asıl nedenlerinden biri olmuştur.
Normal şartlarda bir yeniçeri evlenemez ve askerlik dışında da başka bir işle uğraşamazdır. Fakat zamanla kuralların hafifletilmesi durumu oldukça değiştirmiştir. Yeniçeriler evlenmeye başlamış ve başka işlerde çalışmışlardır. Zamanla da halkı rahatsız edecek davranışlarda bulunmaya başlamışlardır.
17. yüzyıl ortalarında İstanbul’daki birçok isyanı Yeniçeriler çıkarmıştır. І. Mahmut zamanında esnafa “Esame” adı verilen maaş kartları satılmış ve bu kartların her biri bir ulema maaşı anlamına gelmiştir. Yeniçerili askerlerin bazıları bu kartları bilinçsizce zenginlere satmış ve onlarla iş birliği yapmıştır.
Zaten zamanla birçoğu torpil ile üst görevlere geçmişlerdir. 1560 yılından itibaren İstanbul dışındaki sancaklara yerleştirilen yeniçeriler, yönetimde de söz sahibi olmaya başlamışlardır. Cülus bahşişinin az verilmesi ya da bazen hiç verilmemesi de yeniçerileri isyan ettiren sebepler arasında olmuştur. İlk isyanlarını Fatih Sultan Mehmet’e karşı yapmışlardır.
Padişah ve Çandarlı Halil Paşa arasındaki mücadeleye tepki olarak yapılmış bir isyandır. Fakat padişahın zaferi ile sonuçlanmış ve yeniçeriler padişahın yeni sistemiyle kontrol edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta gecen padişahların çoğu sefere çıkmayıp saray içinde kalmışlardır.
Bu durum yeniçerililerin daha da bozulmasına ve ayaklanmasına neden olan sebepler arasında olmuştur. Hiç şüphesiz, yeniçerililerin en vahşice isyanı Genç Osman zamanında çıkarılmıştır. Genç Osman seferde başarısız olan ve gittikçe bozulan yeniçeri ocağını kaldırmaya karar vermiştir.
Bunu kısa sürede duyan Yeniçeriler ayaklanmış ve padişahı boğarak öldürmüşlerdir. Daha sonra değişen şartlar ve olumsuzluklar ІІ. Mahmud döneminde Yeniçerilerin 1826 yılında kaldırılmasıyla son bulmuştur. Yeniçeri ocağının yerine ise Asakar-i Mansure-i Muhammediye Ordusu (Vaka-i Hayriye) kurulmuştur.
Pedro
Muhteşem Yüzyıl'ı bir de Osmanlılara esir düşmüş Pedro'nun
anlatımından okuyun!
Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 1557 yılında İspanyolca olarak yazılan İstanbul`daki yaşantıyı anlatan bir elyazması olan bu eser bugün Madrid Milli Kütüphanesi`nde muhafaza edilmektedir.
Fransız gazetelerinde yeni çıkan ve nihayet Fransızcaya çevrildi diye tanıtımı yapılan, övgüyle bahsedilen "Viaje de Turquia" isimli kitap bir Türk olarak ilgimizi çekti ve aldık. Biz de yayınevi olarak bu kitabı Türkçeye çevirip yayınlamaya karar verdik.
Fakat sonra araştırma yaptıkça bunun daha önce ilk defa 1964'te Fuat Carım tercümesi ile Yeni Savaş Matbaası tarafından Kanuni devrinde İstanbul ismiyle, daha sonra aynı çevirmen tarafından 1996'da Güncel Yayıncılıktan Pedro`nun zorunlu İstanbul seyahati diye tekrar yayınlandığını aynı zamanda Aysel Kurutoğlu'nun çevirisi ile 1974'te 1001 Temel Eserleri adı altında Tercüman Yayınlarından Türkiye`nin dört yılı (1552-1556) olarak çıkmış olduğunu saptadık.
Biz yayınevi olarak bu eseri tekrar basmaya karar verdik. Çünkü orijinaline sadık kalınmadan kısaltılarak ve birçok bölümünün atılarak çevrilmiş olduğunu gördük. Ayrıca bazı dipnotlar, açıklayıcı bilgi ve haritalar ekleyerek o dönemi okuyucunun gözünde canlandırmaya, tarihi bilgileri aktarmaya çalıştık.
Bu arada bu kitapla ilgili çeşitli yazarlarca birbirinden farklı düşünceleri içeren yazılar yayınlandı. Bu yazıların bazıları Orhan Pamuk'u, 1985'te ilk baskısı yapılan Beyaz Kale romanında Kanuni devrinde İstanbul kitabından intihal yapmış olmakla suçlarken, bazıları da önemli olanın yazarın edebi yaklaşımı olduğunu ve Beyaz Kale'nin intihal olarak değerlendirilemeyeceği düşüncesini savunuyorlardı.
Biz her iki düşünceye de kitabın sonunda yer vermeyi uygun bulduk. Kitabın özelliği, tarihçesi ve yazarı hakkında açıklayıcı olması açısından Ertuğrul Önalp'ın Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisinde 1990 yılında yayınlanan Bir İspanyol Esiri Gözüyle 1552-1556 yılları arasında İstanbul makalesini, Murat Bardakçı`nın Hürriyet Gazetesi 26 Mayıs 2002 tarihli yazısını ekledik.
Kitabın ilginçliği o devrin bağnaz Avrupası ile Doğunun hakimi Osmanlı İmparatorluğunu karşılaştırmak olanağını vermesidir. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki pek çok şeyi gerçeğe yakın anlatması ve o devirde yaşamış gerçek kişilerden bahsetmesi nedeniyle çok inandırıcı bir belge olarak ele alınabilinir.
Sinan Paşa, kardeşi Rüstem Paşa, Rüstem Paşa'nın eşi ve aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan, Turgut Reis ve Andrea Doria gibi gerçek şahsiyetler anlatının içinde yer almaktadır. Kitapta Osmanlı Donanmasında forsalık yapmış olan bir İspanyol'un bakış açısıyla, Osmanlı İmparatorluğu hem acımasızca eleştirilir hem de yer yer yüceltilir.
Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 1557 yılında İspanyolca olarak yazılan İstanbul`daki yaşantıyı anlatan bir elyazması olan bu eser bugün Madrid Milli Kütüphanesi`nde muhafaza edilmektedir.
Fransız gazetelerinde yeni çıkan ve nihayet Fransızcaya çevrildi diye tanıtımı yapılan, övgüyle bahsedilen "Viaje de Turquia" isimli kitap bir Türk olarak ilgimizi çekti ve aldık. Biz de yayınevi olarak bu kitabı Türkçeye çevirip yayınlamaya karar verdik.
Fakat sonra araştırma yaptıkça bunun daha önce ilk defa 1964'te Fuat Carım tercümesi ile Yeni Savaş Matbaası tarafından Kanuni devrinde İstanbul ismiyle, daha sonra aynı çevirmen tarafından 1996'da Güncel Yayıncılıktan Pedro`nun zorunlu İstanbul seyahati diye tekrar yayınlandığını aynı zamanda Aysel Kurutoğlu'nun çevirisi ile 1974'te 1001 Temel Eserleri adı altında Tercüman Yayınlarından Türkiye`nin dört yılı (1552-1556) olarak çıkmış olduğunu saptadık.
Biz yayınevi olarak bu eseri tekrar basmaya karar verdik. Çünkü orijinaline sadık kalınmadan kısaltılarak ve birçok bölümünün atılarak çevrilmiş olduğunu gördük. Ayrıca bazı dipnotlar, açıklayıcı bilgi ve haritalar ekleyerek o dönemi okuyucunun gözünde canlandırmaya, tarihi bilgileri aktarmaya çalıştık.
Bu arada bu kitapla ilgili çeşitli yazarlarca birbirinden farklı düşünceleri içeren yazılar yayınlandı. Bu yazıların bazıları Orhan Pamuk'u, 1985'te ilk baskısı yapılan Beyaz Kale romanında Kanuni devrinde İstanbul kitabından intihal yapmış olmakla suçlarken, bazıları da önemli olanın yazarın edebi yaklaşımı olduğunu ve Beyaz Kale'nin intihal olarak değerlendirilemeyeceği düşüncesini savunuyorlardı.
Biz her iki düşünceye de kitabın sonunda yer vermeyi uygun bulduk. Kitabın özelliği, tarihçesi ve yazarı hakkında açıklayıcı olması açısından Ertuğrul Önalp'ın Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisinde 1990 yılında yayınlanan Bir İspanyol Esiri Gözüyle 1552-1556 yılları arasında İstanbul makalesini, Murat Bardakçı`nın Hürriyet Gazetesi 26 Mayıs 2002 tarihli yazısını ekledik.
Kitabın ilginçliği o devrin bağnaz Avrupası ile Doğunun hakimi Osmanlı İmparatorluğunu karşılaştırmak olanağını vermesidir. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki pek çok şeyi gerçeğe yakın anlatması ve o devirde yaşamış gerçek kişilerden bahsetmesi nedeniyle çok inandırıcı bir belge olarak ele alınabilinir.
Sinan Paşa, kardeşi Rüstem Paşa, Rüstem Paşa'nın eşi ve aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan, Turgut Reis ve Andrea Doria gibi gerçek şahsiyetler anlatının içinde yer almaktadır. Kitapta Osmanlı Donanmasında forsalık yapmış olan bir İspanyol'un bakış açısıyla, Osmanlı İmparatorluğu hem acımasızca eleştirilir hem de yer yer yüceltilir.
Hans Dernschwam
Hans Dernschwam (d. 23 Mart 1494, Brüx, [bugün Çek
Cumhuriyeti'nde Most] - ö. 1568, Kremnica), Alman gezgin.
Macar asıllı olan Dernschwam Bohemya'da doğdu, Viyana ve Leipzig üniversitelerinde okudu.
1533'te Avusturya Arşidükü Ferdinand tarafından İstanbul'a gönderilen ve başında Pécs Piskoposu Anton Vrancic (1504-1573) ile Macar asilzadesi Ferenc Zay (1498-1570) bulunan bir elçilik heyetine katıldı.
22 Haziran'da Viyana'dan yola çıkan heyet 16 Temmuz'da Budin'e ve oradan Tuna'dan gemilerle Belgrad'a ve karayoluyla Niş ve Sofya üzerinden 25 Ağustos'ta İstanbul'a vardı.
Heyet İstanbul'a geldikten iki hafta sonra Avusturya ve Alman elçilerinin daha önce barındıkları Eminönü civarındaki Yahudi mahallesinde bulunan kervansaraydan, bundan böyle Alman elçiliği olarak kullanılacak olan, Çemberlitaş'taki Atik Ali Paşa Külliyesi'nin parçası olan kervansaraya (Elçi Hanı) taşınırlar.
Bu fırsatla yazar külliyenin ve kervansarayın ayrıntılı bir tasvirini yaptı. Bir Bizans kilisesinin yerine yapılan kervansaray 1539'da yenik düşen Alman ordusunun tutsaklarını barındırmıştı. Elçilik heyetine verilen erzak bahanesiyle de zamanın yiyecek âdetlerinden ve fiyatlarından uzun uzun söz edilir.
Aynı dönemde, Fransız elçisinin, bir Rum evini satın alıp yerine bir elçilik binası inşa ettiğini de yazar ki, bugünkü Fransız Sarayı için en eski kayıtlardan biridir.
Dernschwam'ın İstanbul'da görmüş olduğu yerler, Ayasofya, Yedikule'deki Karamanlılar kilisesi (bugün Ayios Kostantinos ve Eleni), ki bu fırsatla bu topluluk hakkında ilginç bilgiler verilir, yapılmakta olan Süleymaniye Camii, çarşı ve bedestenler, Çemberlitaş'ın yakınında olan Tavuk Pazarı, Avrat Pazarı, Atmeydanı'dır.
Ayrıca kentin ahşap evlerinden ve neden oldukları yangınlardan söz edilir. Bunların dışında çoğu zaman günlük biçiminde yazılan metinde, olaylar, kentte yaşayan yabancılar, Osmanlı paşaları ve aileleri, Yahudi cemaati hakkında çok sayıda bilgi vardır.
İstanbul'da bir buçuk yıl kaldıktan sonra Dernschwam, yeni elçi Busbecq ile birlikte 9 Mart 1555'te yola çıkarak Amasya'da kışlayan I. Süleyman'ın yanına gitti. 23 Haziran'da geri döndükten sonra, 3 Temmuz'da, Busbecq'le birlikte yola çıktı ve 11 Ağustos'ta Viyana'ya vardı.
Dernschwam bu tarihten sonra hayatını Viyana'da ve kuzey Macaristan'da geçirdi. Büyük bir olasılıkla 1568 sonlarında öldü. Osmanlı topraklarına yapmış olduğu seyahatin günlüğü Franz Babinger tarafından Hans Dernschwam's Tagebuch, einer Reise nach Konstantinopel und Kleinasien (1553-1555) adıyla yayımlanmıştır (Münih-Leipzig, 1923, tıpkıbasım, 1984). Yaşar Önen tarafından yapılan Türkçe çevirisi İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü (Ankara, 1987) adıyla basılmıştır.
Macar asıllı olan Dernschwam Bohemya'da doğdu, Viyana ve Leipzig üniversitelerinde okudu.
1533'te Avusturya Arşidükü Ferdinand tarafından İstanbul'a gönderilen ve başında Pécs Piskoposu Anton Vrancic (1504-1573) ile Macar asilzadesi Ferenc Zay (1498-1570) bulunan bir elçilik heyetine katıldı.
22 Haziran'da Viyana'dan yola çıkan heyet 16 Temmuz'da Budin'e ve oradan Tuna'dan gemilerle Belgrad'a ve karayoluyla Niş ve Sofya üzerinden 25 Ağustos'ta İstanbul'a vardı.
Heyet İstanbul'a geldikten iki hafta sonra Avusturya ve Alman elçilerinin daha önce barındıkları Eminönü civarındaki Yahudi mahallesinde bulunan kervansaraydan, bundan böyle Alman elçiliği olarak kullanılacak olan, Çemberlitaş'taki Atik Ali Paşa Külliyesi'nin parçası olan kervansaraya (Elçi Hanı) taşınırlar.
Bu fırsatla yazar külliyenin ve kervansarayın ayrıntılı bir tasvirini yaptı. Bir Bizans kilisesinin yerine yapılan kervansaray 1539'da yenik düşen Alman ordusunun tutsaklarını barındırmıştı. Elçilik heyetine verilen erzak bahanesiyle de zamanın yiyecek âdetlerinden ve fiyatlarından uzun uzun söz edilir.
Aynı dönemde, Fransız elçisinin, bir Rum evini satın alıp yerine bir elçilik binası inşa ettiğini de yazar ki, bugünkü Fransız Sarayı için en eski kayıtlardan biridir.
Dernschwam'ın İstanbul'da görmüş olduğu yerler, Ayasofya, Yedikule'deki Karamanlılar kilisesi (bugün Ayios Kostantinos ve Eleni), ki bu fırsatla bu topluluk hakkında ilginç bilgiler verilir, yapılmakta olan Süleymaniye Camii, çarşı ve bedestenler, Çemberlitaş'ın yakınında olan Tavuk Pazarı, Avrat Pazarı, Atmeydanı'dır.
Ayrıca kentin ahşap evlerinden ve neden oldukları yangınlardan söz edilir. Bunların dışında çoğu zaman günlük biçiminde yazılan metinde, olaylar, kentte yaşayan yabancılar, Osmanlı paşaları ve aileleri, Yahudi cemaati hakkında çok sayıda bilgi vardır.
İstanbul'da bir buçuk yıl kaldıktan sonra Dernschwam, yeni elçi Busbecq ile birlikte 9 Mart 1555'te yola çıkarak Amasya'da kışlayan I. Süleyman'ın yanına gitti. 23 Haziran'da geri döndükten sonra, 3 Temmuz'da, Busbecq'le birlikte yola çıktı ve 11 Ağustos'ta Viyana'ya vardı.
Dernschwam bu tarihten sonra hayatını Viyana'da ve kuzey Macaristan'da geçirdi. Büyük bir olasılıkla 1568 sonlarında öldü. Osmanlı topraklarına yapmış olduğu seyahatin günlüğü Franz Babinger tarafından Hans Dernschwam's Tagebuch, einer Reise nach Konstantinopel und Kleinasien (1553-1555) adıyla yayımlanmıştır (Münih-Leipzig, 1923, tıpkıbasım, 1984). Yaşar Önen tarafından yapılan Türkçe çevirisi İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü (Ankara, 1987) adıyla basılmıştır.
Tarih ve İlkçağ Uygarlıkları
Tarih Nedir
?
Tarih, geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.
Tarih Çeşitleri :
Tarih, geçmiş insan topluluklarının, savaşlarını ve barışlarını, kültür ve uygarlıklarını, sosyo-ekonomik yapılarını, neden-sonuç ilişkisi içinde zaman ve yer göstererek, belgelere dayalı, inceleyen bilim dalıdır.
Tarih Çeşitleri :
Genel Tarih : İnsanoğlunun yeryüzündeki bütün geçmişini siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihini başlangıçtan günümüze inceler.
Örneğin : Dünya Tarihi
Özel Tarih : Sadece bir devlet ya da milletin siyasi ekonomik ve kültürel tarihini inceler.
Örneğin :Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Siyasi Tarih : Uluslararası siyasi olayları savaşları barışları ve ittifakları inceler.
Örneğin : Osmanlı Siyasi Tarihi
Uygarlık Tarihi : Bütün ulusların meydana getirdikleri uygarlık eserlerini kültür ve medeniyet ürünlerini inceler.
Örneğin : Çin Uygarlığı
Tarih Anlayışları :
Hikayeci Tarih : Tarihi olayları neden-sonuç ilişkisi belirtmeden, belgelere dayandırmadan, efsanelere göre inceler. İlk temsilcisi Heredot'tur.
Öğretici Tarih : Tarihi olaylardan ders almak ve liderleri örnek alarak yönlendirici rol oynamak amaçlanır.
Sosyal Tarih : Toplumların her türlü faaliyetlerini inceler.
Bilimsel Tarih : Olayları neden-sonuç ilişkisi içinde bilimsel olarak inceler. Tarih bilinci bu sayede ortaya çıkmıştır.
Tarihe Yardımcı Bilim Dalları :
Filoloji : Dil Bilimidir. Toplumların dillerini inceler.
Coğrafya : Coğrafi bölgelerin özelliği ve iklimi tarihi olayların değerlendirilmesinde etkilidir.
Örneğin Fenikelilerin deniz ticareti ile uğraşmalarının nedeni coğrafyalarının tarıma elverişli olmamasıdır.
Kronoloji : Takvim bilimidir. Tarihi olayların oluş sırasını verir.
Paleografya : Toplumların eskiden kullandıkları yazıları inceler. (Mısır hiyeroglifi, Sümerlerin çivi yazısı, Türklerin Orhun ve Uygur abideleri gibi) Bu bilim dalı tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında etkili değildir.
Antropoloji : İnsan ırklarını inceleyerek sınıflandıran bilim dalıdır.
Diplomatik : Fermanlar, beratlar ve dönemin yazışmalarını inceler. Siyaset bilimi olarak da adlandırılır. Başlangıç noktası Kadeş Barışının imzalanmasıdır.
Etnografya : Toplumların öz kültürlerini inceleyen bilim dalıdır.
Arkeoloji : Kazı bilimidir. Tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında yararlanılmaktadır.
Sosyoloji : Toplum bilimidir. Tarihi olayları sosyoloji konularını hesaba katarak inceler.
Kimya : C14 metodunu kullanarak eski kullanılmış araç ve gereçlerin yaşları hakkında bilgi verir.
Nümizmatik : Eski paraları inceleyerek, toplumların ekonomik yapısı hakkında bilgi verir.
Epigrafi : Kitabeleri inceler. Örneğin : Göktürk ve Kültepe yazıtları.
Toponomi : Yer adlarını inceleyerek tarihe yardımcı olur.
Heraldik : Mühür bilimidir. Eski mühürleri inceler.
İnsan topluluklarının o dönemde kullandığı ve günümüze kadar gelebilen kalıntılardan yola çıkılarak iki bölüme ayrılır.
TAŞ DEVRİ
KABA TAŞ DEVRİİnsanlığın en ilkel ve en uzun dönemidir. Bu dönemde henüz araç ve gereç yapımı başlamamıştır. İnsanlar kendilerini korumak için doğadaki sivri taşları olduğu gibi kullanmıştır.
YONTMA TAŞ DEVRİ
Bu dönemde insanlar taşları yontarak ilk defa araç ve gereç yapmışlardır. Bu aletler savunma ve avlanma amacıyla yapılmıştır. İnsan doğanın asalağı durumundadır. Tüketici, avcı ve toplayıcıdır. Ekonomik etkinliklerden ötürü göçebe bir yaşam sürmüşlerdir Mağara duvarlarına hayvan resimleri yapmışlardır. Dönemin sonlarına doğru ateş denetim altına alınmıştır. (Ateş önce insanları soğuktan ve yırtıcı hayvanlardan korumuş, daha sonraki dönemlerde ise insanlığın gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur. Toprak kapların yapımında madenlerin işlenmesinde olduğu gibi) Yontma Taş Devrinin sonlarına doğru buzullar çözülmüş, iklim yumuşamıştır.
CİLALI TAŞ DEVRİ
Bu dönemde alet yapımı gelişmiş sert ve düzgün aletler yapılmıştır. Taşın yanısıra ilk defa topraktan da araç gereçler yapılmıştır. (Toprakkaplar yapılmış, seramiksanatı ilerlemiştir.) İnsanlık için güzel bir dönemin başlangıcıdır. İnsan doğanın asalağı olmaktan kurtulmuş ilk defa üretim faaliyetlerini başlatmıştır. İlk defa tarım başlamış, hayat tarzı değişerek yerleşik yaşama geçilmiştir. Bunun sonucunda ilk köyler kurulmuş, hayvanlar evcilleştirilmiştir. Menhir ve Dolmen adı verilen anıtlar dikilmiştir. Bitki liflerinden elbiseler dikilmiştir.
MADEN DEVRİ
BAKIR DEVRİ
İşlemesi kolay olduğu için ilk kullanılan madenler bakır, altın ve gümüştür. Ancak doğada fazla bulunduğu için bakırdan daha fazla araç ve gereç yapılmış ve döneme damgasını vurmuştur.
TUNÇ DEVRİ
Bakır ve kalayın karışımından tunç elde edilmiş ve böylece daha sert dayanıklı araç gereçler yapılmıştır. Bu dönemde karasaban bulunmuş ve tarımda gelişim sağlanmıştır. Tüketim fazlası üretim elde edilmiş bu da ticaretin gelişmesini sağlamıştır. İlk şehir ve devlet yapıları kurulmuştur.
DEMİR DEVRİ
Demirin yüksek ısıda işlenebilmeye başlanması ile sanayide önemli gelişmeler sağlanmıştır. Ticaret hızlanmış ve dönemin sonlarına doğru yazı icat edilmiştir.
TARİH DEVİRLERİ
Tarih, yazının icadı ile başlayan zaman dilimi içerisinde devirlere ayrılırken, insanlık tarihini etkileyen büyük ve önemli olay ve buluşlara göre dört bölüme ayrılır.
İLK ÇAĞ
Yazının bulunmasıyla başlayıp (M.Ö. 4000-3500) Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışına kadar sürer. En uzun süren çağ olarak bilinir.
ORTA ÇAĞ
Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışından (476), İstanbul'un Türkler tarafından fethine kadar (1453) sürer.
YENİ ÇAĞ
İstanbul'un fethinden, 1453 tarihinde başlayıp, 1789 tarihli Fransız İhtilaline kadar sürer.
YAKIN ÇAĞ
1789 Fransız İhtilali ile başlayıp, günümüze kadar sürer.
Çin-Hint-İskit Medeniyetleri
ÇİN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
Çin'in tarihi Yontma Taş Devri'nde başlamıştır.
Şensi ve Kansu'da Türk kültürü etkili olmuştur.
Tunguz, Moğol, Türk ve Tibet kültürleri Çin'de etkili olmuştur.
ÇİN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Çin'de egemen olan dinlerin başında, Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Budizm gelir. İpek üretimi sayesinde İpek yolu gelişti.
Çinliler Çin yazısını kullandılar.
M.Ö. XI' yy'da mürekkep kullandılar.
M.Ö. 105'li yıllarda kağıdı icat ettiler.
M.S. 650'de matbaayı kullandılar.
HİNT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
En eski medeniyetler İndus Medeniyetleri'dir. Hindistan'daki ilk medeniyet Sint Medeniyeti'dir.
İndus ve Ganj nehirleri verimliliği artıran etkendir.
Güçlü devletler oluşamamış, küçük prenslikler ortaya çıkmıştır.
Kast örgütünü Ariler kurmuştur.
HİNT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Eski Hint Medeniyeti'nde en önemli toplumsal kurum KAST Teşkilatı'ydı. Kast Teşkilatı beş bölümden oluşurdu.
1. Brahmanlar : Din adamları
2. Ksatriyalar : Askerler ve soylular
3. Vaysiyalar : Sanatkar, tüccar ve köylüler
4. Südralar : İşçiler
5. Paryalar
İSKİT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İskitler, M.Ö. XI. yy. ile M.S. II. yy. arasında yaşamışlardır.
Göçebe-atlı kavimlerin en büyüğüdürler.
Diğer adları Sakalar olup, tarihte Önemli rol oynayan ilk Türk topluluğudur.
M.Ö. VII. Yüzyıllarda Tuna Nehri'ne ulaştılar.
İskitler, Yakut Türkleri'nin atalarıdır.
İSKİT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
İskitler ölümden sonraki hayata inandıkları için ölülerini Kurgan olarak bilinen çadır mezarlara gömerlerdi.
İskitler, en eski Türk dini olan Şamanizme inanırlardı.
İskitlerin Asya'daki mücadeleleri Alper Tunga Destanı'nda anlatılmıştır
ÇİN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
Çin'in tarihi Yontma Taş Devri'nde başlamıştır.
Şensi ve Kansu'da Türk kültürü etkili olmuştur.
Tunguz, Moğol, Türk ve Tibet kültürleri Çin'de etkili olmuştur.
ÇİN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Çin'de egemen olan dinlerin başında, Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Budizm gelir. İpek üretimi sayesinde İpek yolu gelişti.
Çinliler Çin yazısını kullandılar.
M.Ö. XI' yy'da mürekkep kullandılar.
M.Ö. 105'li yıllarda kağıdı icat ettiler.
M.S. 650'de matbaayı kullandılar.
HİNT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
En eski medeniyetler İndus Medeniyetleri'dir. Hindistan'daki ilk medeniyet Sint Medeniyeti'dir.
İndus ve Ganj nehirleri verimliliği artıran etkendir.
Güçlü devletler oluşamamış, küçük prenslikler ortaya çıkmıştır.
Kast örgütünü Ariler kurmuştur.
HİNT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Eski Hint Medeniyeti'nde en önemli toplumsal kurum KAST Teşkilatı'ydı. Kast Teşkilatı beş bölümden oluşurdu.
1. Brahmanlar : Din adamları
2. Ksatriyalar : Askerler ve soylular
3. Vaysiyalar : Sanatkar, tüccar ve köylüler
4. Südralar : İşçiler
5. Paryalar
İSKİT MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İskitler, M.Ö. XI. yy. ile M.S. II. yy. arasında yaşamışlardır.
Göçebe-atlı kavimlerin en büyüğüdürler.
Diğer adları Sakalar olup, tarihte Önemli rol oynayan ilk Türk topluluğudur.
M.Ö. VII. Yüzyıllarda Tuna Nehri'ne ulaştılar.
İskitler, Yakut Türkleri'nin atalarıdır.
İSKİT MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
İskitler ölümden sonraki hayata inandıkları için ölülerini Kurgan olarak bilinen çadır mezarlara gömerlerdi.
İskitler, en eski Türk dini olan Şamanizme inanırlardı.
İskitlerin Asya'daki mücadeleleri Alper Tunga Destanı'nda anlatılmıştır
AKADLAR SİYASİ TARİHİ
Akadlar, Sami Soyundan gelir.
Başkent Akad olmak üzere, M.Ö. 2350 yılında Kral Sargon önderliğinde krallıklarını kurdular.
Kısa sürede tüm Mezopotamya'ya hakim olduktan sonra Sümer Medeniyeti'nin yayılmasını sağladılar.
Kral Sargon önderliğinde tarihteki ilk büyük imparatorluğu kurdular.
Akad Krallığı, M.Ö. 2150 tarihinde Uruk Krallığı tarafından yıkıldı.
AKADLAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Akadlar, Sümer Uygarlığı'nı devam ettirerek büyükbir imparatorluk kurdular.
Tarihte ilk kez daimi ordu kuranlar Akadlar olmuştur.
ASURLULAR SİYASİ TARİH
Asurlular, Sami ırkına mensuptur.
M.Ö. 2000'lerde Mezopotamya'ya geldiler.
Başkentleri en önemli ticari merkezleri Asur kentiydi.
Tüccar bir kavim olan Asurlular, en çok Anadolu'da ticaret yapmışlardır.
Asurluların varlığına M.Ö. 612'de Medler, Babilliler ve İskitler tarafından son verildi.
ASURLULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Asurlular daha çok Anadolu'da yaptıkları ticaret ile tanınırlar.
Anadolu'da ticari koloniler kurdular.
Anadolu'da, Asur Pazar yerlerine KARUM denir.
Büyük bir askeri imparatorluk kurdular.
Güçlü orduları ve şiddetli kanunları vardı.
En ünlü tanrıları Asur'du.
Mezopotamya'da ölümden sonra hayat inancı olmadığından, anıt mezarlara hiç rastlanmaz.
BABİLLİLER SİYASİ TARİH
Sami soyundan gelen Amurrular'a Babilliler denir.
Başkent Babil olmak üzere M.Ö. XIX. yy'da Mezopotamya'nın en güçlü devletini kurdular.
Birinci Babil Devleti'ni M.Ö. 1594'te Hititler yıktı.
İkinci Babil Devleti'ni M.Ö. 539'da Persler yıktı.
BABİLLİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Babilliler, Kral Hammurabi zamanında mutlak krallığa dayalı büyük bir imparatorluk kurdular.
Sümer Kralı Urukagina tarafından yazdırılan ilk kanunlardan sonra Mezopotamya'da bilinen diğer bir kanun ise Hammurabi Kanunları'dır.
Babilliler, astronomi çalışmaları yapmışlar, burçları bulmuşlar ve yılı 354 güne bölmüşlerdir.
Babillilere ait en önemli sanat eserleri şunlardı : Hammurabi Steli, Babil Kulesi ve Babil'in Asma Bahçeleri.
SÜMERLER SİYASİ TARİHİ
Mezopotamya'da kurulan ilk devlet Sümerler'dir.
Sümerlere ait en önemli şehirler, Lagaş, Uruk, Endu, Kalde ve Kaş'tı.
Sümerler, M.Ö. 1950'de Elamlar tarafından yıkıldı.
Çivi yazısını icat eden Sümerler böylelikle tarihi devirleri başlatmış oldular.
SÜMERLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Sümerler krallarına Patesi adını verirlerdi.
Yazı, tarihte ilk defa Sümerler tarafından kullanıldı.
Tarihte bilinen en eski kanunlarda Sümerler'e aittir.
Doğa güçlerine inanan Sümerler'de en ünlü tanrılar, Anu (Gök tanrısı), Enlil (Yeryüzü tanrısı), Enki (Okyanus tanrısı)'dır.
Sümerlerde en önemli sanat eserleri zigguratlardır.
Sümerler meydana getirdikleri yüksek uygarlık seviyesinde bilimde de ileri gitmişler bilim alanında şu çalışmaları yapmışlardır.
1. Ayı 30, yılı 360 gün olarak hesapladılar.
2. Gece ve gündüzü 12'şer saate böldüler.
3. Bir yılı 12 ay olarak hesapladılar.
4. Ay ve Güneş tutulmasını hesapladılar.
5. Aritmetik ve geometrinin temellerini attılar.
6. Çarpma ve bölme cetvellerini buldular.
7. Daireyi 360 dereceye böldüler.
İbrani-İran-Fenike Medeniyetleri
İBRANİ MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İbraniler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. XVII. yy'da Filistin'de ilk devletlerini kurdular.
İbrani Devleti, Hz. Süleyman zamanında İsrail Devleti ve Yahudi Devleti olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Eski İsrail Devleti'ni Asurlular yıktı.
Eski Yahudi Devleti'ni, Babilliler yıktı.
1948'de İsrail Devleti yeniden kuruldu.
İBRANİ MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Yahudiler, tek tanrılı din olan Museviliğe inandılar. Musevilik, sadece Yahudilere ait bir dindir.
İbranilere ait en önemli sanat eseri, Kudüs'teki Hz. Süleyman Tapınağı (Mescid-i Aksa)'dır.
İRAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİHİ
İran Medeniyeti'ni, Medler ve Persler meydana getirdi.
Medleri M.Ö. 550'de Persler yıktı.
Persleri M.Ö. 330'da Büyük İskender yıktı.
İRAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Devlet yönetiminde mutlak krallık vardı.
Kral, tanrı Ahuramazda'nın yeryüzündeki temsilcisi.
İranlılar Zerdüştlük dinine inandılar.
FENİKELİLER SİYASİ TARİH
Fenikeliler Sami asıllı bir kavimdir.
M.Ö. 2000 yılında devletlerini kurdular.
Toprakları tarıma elverişli olmadığı için deniz ticareti yaptılar.
Asurlular, Babilliler ve Persler tarafından yıkıldılar.
FENİKELİLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Fenikeliler daha çok deniz ticaretiyle uğraştılar. Deniz ticareti sonucunda bir çok koloni elde ettiler.
Kendilerine özgü 22 harflik bir Fenike Alfabesi kullandılar.
Ön Asya Uygarlığı'nı Ege Havzası'na taşıdılar.
Mısır Medeniyetleri
MISIR MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Eski Mısır'ın tarihi M.Ö. 3000 yıllarında başlar.
M.Ö. 333 yılında Büyük İskender'in Mısır'ı almasıyla son bulur.
MISIR MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mısır'da monarşik-bürokratik devlet yapısı vardı.
Devlet yönetiminde en tepede firavunlar bulunur, firavunlar tanrının oğlu sayılırdı.
Firavunlar tanrının oğlu olduğundan ilah-kral anlayışı görülürdü.
Vezirlik ilk kez Mısır'da görülmüştür.
Mısırlıların en önemli tanrıları Amon-Ra ve Ösiris'ti.
Mumyacılık ve tıp alanında ilerlemişlerdi.
24 harflik hiyeroglif denen bir resim yazısı kullanılmıştır.
Mısır bilimini Nil Nehri'nin hareketliliği etkilemiştir.
Yılı 365 gün ve 12 ay olarak hesapladılar.
Matematikte ve tıpta ileri gittiler.
Önemli sanat eserleri :
Piramitler
Amon Tapınağı
Beni Hasan Mezarları
Labirentler
Anadolu Medeniyetleri
HİTİTLER SİYASİ TARİH
Anadolu'da ilk devlet kuranlar Hattiler'dir.
Hattilerin başkenti Alacahöyük'tü.
Hititler M.Ö. 2000'lerde devletlerini kurdular. Hititlerin başkenti Hattuşaştır.
M.Ö. 1280'de Mısırlılarla savaştılar.
Mısır savaşı sonunda tarihte bilinen ilk antlaşma olan KADEŞ Antlaşması imzalandı.
Hititler, M.Ö. 1200'de Asurlular'ın ve Frigler'in saldırısı sonunda yıkıldı.
HİTİTLER KÜLTÜR VE UYGARLIK
Hititlerdekralın yetkileri pankuş meclisi ile sınırlandırıldı.
Hititler, anayasa ile taht kavgalarını engellediler.
Hititler'demerkezi krala Tabarna denirdi.
Kraldan sonra ana kraliçe Tavananna söz sahibiydi.
Hititlere ait en önemli sanat eserleri, Alacahöyükteki Sfenks, Yazlıkaya Kabartması ve İvriz Kabartması'dır.
Anadolu'da feodal bir tımar sistemi vardı. Hititler'in,güçlü orduları vardı.
Hititler, Asurlular'dan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar.
Hititler hiyeroglif yazısı da kullandılar. Hititler'in tanrılar için yazdıkları yıllıklara Anal denir. Evliliği sözleşmeye dayandırıp aile hukuku meydana getirdiler.
Anadolu ekonomisi tarıma dayalıydı.
Hititler dokumacılıkta ilerlediler.
Hitit ülkesine Bin Tanrı İli denir.
Hititler'de öbür dünya inancı yaygın değildi.
Teşup ve karısı Hepat Hitit tanrılarıdır.
FRİGYALILAR SİYASİ TARİH
M.Ö. 750 Yıllarında kuruldu.
Başkenti Gordion, yani Yassıhöyüktü.
M.Ö. 676 yılında Kimmerler ve Lidyalıların saldırısı sonunda yıkıldı.
FRİGYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Frigyalılar Kaya mimarisi, dokumacılık ve kilimcilikte ileri gittiler.
En önemli sanat eseri Midas Mezarı'dır.
Frigyalılar Fenike harf yazısını kullandılar
Tarımı koruyucu yasalar yaptılar.
LİDYALILAR SİYASİ TARİH
Lidya Devleti M.Ö. 687'de kuruldu.
Başkentleri Sart'tı.
M.Ö. 546 yılında Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.
LİDYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Lidyalılar mimaride ileri gittiler.
Kuyumculuk ve heykelcilikte ilerlediler.
Paralı askerlerden oluşan bir ordu kurdular.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Tarihte parayı ilk defa Lidyalılar kullandı.
Dünyanın en eski serbest pazar şehri Sart'ı kurdular.
Sart'tan başlayan ve Ninova'da biten Kral Yolu'nu yaptılar.
Kibele, Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına taptılar.
İYONYALILAR SİYASİ TARİH
İyonya Devleti, Batı Anadolu'da Akalar tarafından kuruldu.
Batı Anadolu'da polis (Şehir devletleri) kurdular.
Bu polislerin en önemlileri Milet, Foça, Efes ve İzmir'dir.
M.Ö. VII. Yüzyılda Lidyalılar'ın ve Persler'in saldırısı sonunda yıkıldı.
İYONYALILAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
İyonyalılar, önce monarşi ve oligarşi ile daha sonra demokrasi ile yönetildiler.
Zaman zaman tiran yönetimi de görüldü.
İyonyalılar daha çok dini mimaride ileri gittiler.
En önemli sanat eserleri, Artemis Tapınağı ve Apollo Tapınağı'dır.
Fenike harf yazısını kullandılar.
Özgür düşünce, demokrasi ve bilimde ileri gittiler.
Denizcilikle uğraştılar, koloniler kurdular.
İyonyalılarda, öbür dünya inancı yoktu.
URARTULAR SİYASİ TARİH
Urartu Devleti M.Ö. IX. Yüzyılda Hurriler tarafından kuruldu.
Başkentleri Tuşpa, yani bugünkü Van'dı.
M.Ö. 600 yılında,İskitler ve Medler'in saldırısı sonunda yıkıldı.
URARTULAR KÜLTÜR VE UYGARLIK
Mimaride oldukça ilerleyen Urartular, bir çok kale, bend ve kanal yaptılar.
Urartular'dan günümüze kadar gelen en önemli sanat eserleri, Van Kalesi, Çavuştepe Kalesi ve Altıntepe Kalesi'dir.
Urartular, çivi yazısını kullandılar.
Mezopotamya'nın aksine Anadolu'da ölümden sonra hayata inanış görüşmüştür.
Roma-Yunan-Helen Medeniyetleri
ROMA MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Roma şehir Devleti, M.Ö. 753'de Etrüskler tarafından kuruldu.
M.S. 395 yılında Batı Roma ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrıldı.
Batı Roma İmparatorluğu, M.S. 476'da yıkıldı.
Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans), 1453'te Fatih Sultan Mehmet tarafından yıkıldı.
Krallık Devri (M.Ö. 753-M.Ö. 510)
Cumhuriyet Devri (M.Ö. 510-M.Ö. 27)
İmparatorluk Devri (M.Ö. 27-M.S. 395)
Bizans İmparatorluğunun yıkılması ile Orta Çağ bitti, Yeni Çağ başladı.
ROMA MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Roma halkı üç gruba ayrılırdı. Bunlar :
Patriciler : Her türlü hakka sahip olanlar. (Yönetime katılabiliyor)
Plepler : Hiç bir siaysi hakkı olmayan çiftçi, köylü ve sanatkarlar.
Köleler : Ne siyasi ne de toplumsal hakka sahip.
Roma medeniyeti denince akla ilk gelen On İki levha Kanunları'dır.
Roma Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri şunlardır :
Aspendos Tiaytrosu (Antalya)
Ogust Mabedi (Ankara)
Elmadağ Su Yolu (Ankara)
Roma Hamamı (Ankara)
Bozdoğan Kemeri (İstanbul)
Çemberlitaş (İstanbul)
YUNAN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Ege medeniyetini meydana getiren medeniyetler şunlardır. Yunan medeniyeti, Makedonya Medeniyeti, Trakya Medeniyeti, Anadolu Medeniyeti, Girit Medeniyeti ve Rodos Medeniyeti. Yunan Medeniyeti, M.Ö. 1200 yılında Dorlar tarafından kuruldu.
Yunan Medeniyeti denince akla Polis (şehir devletleri) gelir.
Yunan Medeniyeti'ne ait en önemli polisler şunlardır. Atina, Isparta, Korint, Tebai, Larissa, Magara.
YUNAN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Tarihte bilinen ilk demokrasi denemeleri Yunanistan'da görülür.
Yunanistan!da sınıf farkını ortadan kaldırmak için Drakon, Solon ve Kleistenes Kanunları ortaya çıkmıştır. Yunanistan'da felsefenin öncülerinden Sokrates, Platon, Aristotales ve Thukidides yetişmiştir.
Eski Yunan'da sanat alanında heykelciliğe önem verilmiştir.
HELEN MEDENİYETİ SİYASİ TARİH
Makedonya kralı Büyük İskender, M.Ö. IV. yy.'da Doğu'ya bir sefer yaptı.
Bu sefer sonunda Hellenizm Uygarlığı doğdu.
Helen Medeniyeti'ne ait en önemli kültür merkezleri İskenderiye ve Antakya'dır.
HELEN MEDENİYETİ KÜLTÜR VE UYGARLIK
Helen Medeniyeti'nde daha çok pozitif bilimlerde ilerleme görülmüştür.
Helen Medeniyeti'nden günümüze kalan en önemli sanat eserleri, Zeus sunağı ve İskender Lahiti'dir.
İslamiyet'ten Önce Orta Asya'da Kurulan Türk Devletleri
Türkler'in İlk Ana Yurdu
Türkler'in ilk ana yurdu Orat
Asya'da; Batı'da Hazar Denizi'nden Doğu'da Kingan Dağları'na, Kuzey'de Altay
Dağları'ndan Güney'de Hindukuş ve Karanlık Dağları'na kadar uzanan
bölgedir.
Bu bölge, coğrafi yapısı ve
iklim şartlarının da elverişli olması nedeniyle Türkler tarafından Ana Yurt
olarak tercih edilmiştir.
Göçebe kültürünün sonucunda şu
durum ortaya çıkmıştır.
Merkezi yapı
güçlenememiş,
Teşkilatçı özellik
gelişememiş,
Mimari ve şehircilik ortaya
çıkmamış,
Ekonomi, hayvancılığa dayalı
kalmış,
Askeri yapıysa
gelişmiştir.
Türkler'in Orta Asya'dan Göç Etmenlerinin Nedenleri
:
Topraklarının tarıma elverişsiz
olması,
Hayvanlar için otlakların
yetersiz olması,
İklim koşullarının değişmesi
nedeniyle kuraklık ve şiddetli kış yaşanması,
Türk boyları ve yabancı
kavimlerle yapılan mücadelelerdir.
Asya Hun (Büyük Hun) Devleti
Merkez Ötügen olmak üzere Orhun
ve Selenga nehirleri çevresinde kuruldu.
Tarihte bilinen ilk Türk
devletidir. Devletin kurucusu ve ilk hükümdarı Teoman'dır.
Çinlilere karşı seferler
yaptılar, Çinliler de bu seferleri durdurmak için Çin Seddi'ni yapmak zorunda
kalmışlardır.
Teoman'ın oğlu Meta Han
döneminde; diğer Türk devletlerine de örnek olacak "onluk sistem"e dayalı ilk
düzenli Türk ordusu kuruldu.
Asya Hun Devleti'nin
Yıkılışı
Mete Han'ın ölümünden sonra
oğulları ülkeyi iyi yönetemediler.
Çin entrikaları ve bu devletle
yapılan savaşlar ülkeyi zayıflattı.
İpek Yolu'nun Çin kontolüne
geçmesi nedeniyle Hun ekonomisi bozuldu.
Artan Çin baskısı nedeniyle
ülke iyice zayıflayarak Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı.
Kavimler Göçü :
Çin baskısından kaçan Kuzey
Hunları, M.S. 375'de Batı'ya göç etmeye başladılar. Hun göçleri sonunda
Karadeniz'in Kuzeyi'ndeki Germen kavimleri Batı'ya göç etti. Doğu Germen
kavimlerinin göçü sonucunda , Roma İmaparatorluğu, M.S. 395 tarihinde, Doğu ve
Batı olmak üzere ikiye ayrıldı.
UYARI : Avrupa'ya ve Anadolu'ya
ilk Türk akını bu dönemde düzenlenmiştir. Bu akınlar Anadolu'ya yerleşme ve yurt
edinme amacı taşımamaktadır.
Avrupa Hun Devleti
M.S. 400'lerde başkent
Etzelburg olmak üzere Avrupa Hun Devleti kuruldu. Bu sırada Hun hükümdarı
Balamir'di.
Avrupa Hunları'nın en ünlü
hükümdarı Attila'dır.
Attila, 447 yılında büyük bir
ordu ile Doğu Roma (Bizans) üzerine yürüdü ve onları vergiye
bağladı.
451 yılında Batı Roma
İmparatorluğu üzerine ve 452 yılında da İtalya üzerien iki büyük sefer
yaptı.
Göktürk Devleti
552'de Avarlar'a karşı isyan
ederek, Bumin Kağan önderliğinde Ötügen merkez olmak üzere kuruldu.
Tarihte Türk ismini devlet
isimlerinde kullanan ilk topluluktur.
Bumin Kağan'ın yerine geçen
Mukan Kağan zamanında devlet en parlak dönemini yaşadı.
İstemi Yabgu döneminde Bizans
ile Sasani Devleti'ne karşı büyük mücadeleler yapıldı.
Göktürk Devleti, Çin
entrikaları sonucu, 582 yılında Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye
ayrıldı.
UYARI : Bu dönemde İpek Yolu,
Göktürk, Sasani ve Bizans Devletleri'ni karşı karşıya getirmiştir. İlk
Türk-Bizans ittifakı Sasaniler'e karşı bu dönemde olmuştur (571). Hedef
doğu-batı ticaretini ele geçirmektir.
II. Göktürk (Kutluk) Devleti
682 yılında Kutluk Kağan
önderliğinde kuruldu.
Ünlü hükümdarları Bilge Kağan
döneminde, vezirleri Kültigin ve Tonyukuk ile birlikte, en parlak dönemlerini
yaşadılar.
Bilge Kağan'ın ölümünden sonra
zayıflayarak Basmil, Karluk ve Uygurlar'ın isyanı sonucu
yıkıldılar.
UYARI : Türk tarihinin ve Türk
edebiyatının ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhun yazıtları bu dönemde
yazılmıştır. Bu yazıtlarda Göktürk Tarihi ve Türk Uygarlığı hakkında önemli
bilgiler verilmektedir.
Uygur Devleti
Yerleşik yaşamı benimseyen ilk
Türk topluluğudur.
Budizm ve Maniheizm'i
benimsediler.
Çin'den sonra matbaayı
geliştirerek ikinci kez kullanılan ve hareketli harfleri icat
ettiler.
840 yılında Kırgız Türkleri
tarafından yıkıldılar.
UYARI : Budizm ve Maniheizm
Uygurların hem mimari alanında hem de savaşçı özelliklerini kaybetmelerinde
etkili olmuştur.
Kırgızlar, Uygurları yıkarak
Türk yurdunun Moğollar'ın eline geçmesine neden olmuşlardır. Bu yüzden Türk
tarihinde olumsuz anılmışlardır.
Avarlar
En ünlü hükümdarları Bayan
Kağan döneminde Doğu Roam İmparatorluğu üzerien bir çok sefer
yaptılar.
Sasanilerle birleşerek ilk defa
İstanbul'u kuşattılar fakat ele geçiremediler.
Hristiyanlığı kabul eden Türk
topluluklarındandırlar.
istanbul'u ikinci defa
kuşattılar fakat bundaki başarısızlıkları zayıflamalarına sebep oldu ve 805
yılında Franklar'ın saldırısı sonucunda yıkıldılar.
UYARI : İslamiyet'i kabul eden
boylar bugünkü Kazan Türklerinin temelini oluşturur.
Bulgarlar
Orta Asya'dan ve Oğuzlar'dan
koparak Batı'ya göç eden kabilelerin birleşmesiyle
oluştular.
Bir kısım Bulgar Türkleri Volga
Nehri çevresine gelerek İdil (Volga) Bulgar Devleti'ni kurdular. Bu devlet 1236
yılında Altın Ordu Devleti tarafından yıkıldı.
Türk boylarına gelen diğer
Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devleti'ni kurdular. Tuna Bulgarları zamanla
Slavlaşarak ve IX. yüzyılda da Hristiyanlığı kabul ederek tarih sahnesinden
silindiler.
Hazarlar
Hazar Türkleri tarafından
Karadeniz'in kuzeyi ile Kafkaysa arasında kuruldu.
Hz. Ömer ve Hz. Osman zamanında
İslam ordusu ile mücadele ettiler.
Hazar Türkleri, Museviliği
kabul eden ilk Türk topluluğu olduklarından İslamiyet'in Avrupa'da
yayılmamasında etkili oldular.
UYARI : Museviliği daha çok
merkez yönetiminde bulunanlar kabul etmişlerdir. Halk arasında ise daha çok
Hristiyanlık, Müslümanlık ve Şamanizm görülür.
Macarlar
Macar boyları Peçenek baskısı
sonunda bugünkü Macaristan'a yerleştiler.
Avrupa'nın batısına ve güneyine
akınlar yaptılar.
995 yılında Germen Kralı'nın
karşı akını sonucunda büyük yenilgi aldılar.
Bu tarihten itibaren yavaş
yavaş Hristiyanlaşarak kültürel özelliklerini kaybettiler.
UYARI : Macarlar,
Hristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyen tek Türk boyudur. Dinlerindeki
değişim devlet yapılarına yansımış, boylar birliğine dayalı siyasi yapıdan,
krallık sistemine dayalı bir yapıya geçmişlerdir.
macarlar aynı zamanda,
Germenlerin Balkanlara inmesi ve Balkanlardaki Slavlarla kuzeydeki Slavların
birleşmesini engellemişlerdir.
Peçenekler
Göktürk ve Uygur hakimiyetinde
yaşadıktan sonra, X. yüzyılda Batı'ya göç ettiler. Macar ve Rus tarihinde etkili
oldular.
XI. yüzyılda Hristiyanlığı
kabul ettiler.
Malazgirt Savaşı'nda Oğuzlarla
birlikte Bizans ordusuda yer aldılar.
1091 'de Kıpçaklarla yaptıkları
bir savaşta yenildiler ve giderek dağıldılar.
UYARI: Peçenekler, Bizans
ordusunda ücretli asker olarak görev almıştır. Bizans, Peçenekler'in bazılarını
da Anadolu'ya yerleştirmiştir.
Kıpçaklar (Kumanlar)
Kıpçaklar, XI. yüzyılın
başlarında Moğollar'ın baskısıyla Orta Asya'dan göç ederek Doğu Avrupa'ya
geldiler.
Ruslarla büyük mücadeleler
sonucunda Ruslar'ın Karadeniz'e inmelerini engellediler.
Zamanla ortadan kalktılar.
UYARI : Kıpçakların Seyhun
Irmağı boylarında Oğuzlarla yaptıkları savaşlar, Dede Korkut Hikayeleri'ne konu
olmuştur.
Oğuzlar
Oğuzlar başta Selçuklu ve
Osmanlı olmak üzere daha bir çok Türk devletinin kurucuları olarak
bilinirler.
Göktürk Devleti yıkıldıktan
sonra Uygurların hakimiyeti altına girdiler.
Uygurların yıkılmasından sonra
başkent Yenikent olmak üzere devlet kurdular.
Malazgirt Savaşı'nda, Bizans
ordusunda yer aldılar.
UYARI : Oğuzların tarihte büyük
devletlerin kuruluşunda etkili olmaları Türk toplulukları içinde en önemli boy
kabul edilmelerine neden olmuştur. Türk toplulukları içinde İslamiyet'i kabul
eden Oğuzlara "Türkmen" denilmiştir.
Uzların bir kısmı Hristiyanlığı
kabul ederek Hristiyanlaşmışlar, Kafkasya'nın güneyine inen diğer bir kısmı ise
İslamiyet'i kabul ederek Müslümanlaşmışlardır.
Türgeş Devleti
I. ve II. Göktürk Devletleri
hakimiyetinde yaşadıktan sonra VII. yüzyılda Balasagun merkez olmak üzere
devletlerini kurdular.
Sulu Kağan önderliğinde
Emevilerle uzun yıllar mücadele ettiler.
Yerleşik yaşamı benimsediler ve
tarihte parayı kullanan ilk Türk topluluğu oldular.
766 yılında Karluklar
tarafından hakimiyetlerine son verildi.
UYARI: İslamiyet'in Orta
Asya'da yayılmasını bir süre engellemişler böylece Orta Asya Türkleri'nin
Araplaşmasını önlemişlerdir.
Karluklar
VI. yüzyılda Doğu Göktürk
Devleti'ne bağlı olarak, Altay Dağları'nın batısında Kara İrtiş Nehri boylarında
yaşadılar.
Talas Savaşı'nde Müslümanlar'ın
tarafını tutarak Orat Asya'nın Çinlileşmemesinde önemli rol
oynadılar.
Talas Savaşı'ndan sonra
İslamiyet'i kabul ederek Müslüman olan ilk Türk boylarından biri
oldular.
Sabirler
Ural Dağları'nın Güneyineve
Kuzey Kafkasya'ya yerleştiler.
VI. yüzyıldan itibaren Doğu
Avrupa'ya kadar inerek bu bölgedeki Bizans ve Sasani Devleti ile mücadele
ettiler.
557 yılında Avarlarla
yaptıkları savaşta yenilip, bu tarihten itibaren gittikçe zayıflayarak tarih
sahnesinden silindiler.
Sibirya bölgesi, Sibirlerin bu
bölgede yaşamalarından dolayı bu adı almıştır.
Devlet Yönetimi
Uygurlar dışında bütün Türk
Devletleri göçebe devlet şeklinde yaşamışlardır.
Aileler obaları, obalar
boyları, boylar ise budunları meydana getirirdi.
Devlet, hanedanın ortak malı
kabul edilirdi.
Hakanın yetkileri "Kurultay"
denilen danışma meclisi ile sınırlandırılmıştı.
UYARI : Bu durum Türk
devletlerinde taht mücadelelerine sebep olmuştur. Bu yüzden Türk devletleri çok
kısa sürelerde yıkılmıştır. Devlet kuzey-güney, doğu-batı, sağ-sol olmak üzere
ikiye ayrılırdı. Sağı hükümdarlar yönetirdi. Senede iki kez toplanan Kurultay
adı verilen bir meclis vardır. Boy beylerinden oluşurdu. Önemli kararlar
alınırdı.
Kurultay, Türklerde askeri
yapıda demokrasinin olduğunu gösterir.
Hukuk
İslamiyet öncesinde kurulan
Türk devletlerinde yazılı hukuk kurallarına rastlanmaz.
Genelde, sosyal hayatı
düzenleyen sözlü hukuk kuralları yani töreler baskındır.
Devlet yapısında töreyi
uygulayan adalet teşkilatının başı hükümdardır.
Töre hükümleri ile çok ağır
cezalar verildiği görülmüştür.
Ordu
İlk Türk devletlerinde
kadın-erkek her Türk asker sayılırdı.
İlk düzenli Türk ordusu Asya
Hun İmparatoru Mete Han tarafından kuruldu.
Ordunun başında başbuğ denilen
başkomutan bulunurdu.
Türkler savaşlarda en çok sahte
ricat denilen geri çekilme taktiğini uygulayarak başarılı
oldular.
UYARI : Mete Han tarafından
kurulan ordu, Türk Kara Kuvvetleri'nin temeli olarak kabul edilmiş ve Çin,
Moğol, İran, Bizans ve Roma'yı da etkilemiştir.
Din
Tek bir tanrının varlığına
inanılmış, Tanrı'ya "tengri" adı verilmişti.
Bu tanrı Gök tanrı olarak da
bilinmekteydi.
Doğa da bir takım gizli güçlere
inanılırdı.
Şamanizm yani iyi ruh ile kötü
ruhun varlığına inanılan bir inançta yaygındı.
Öldükten sonra yaşama inanç
vardı.
UYARI : İslamiyet öncesi
Türklerde görülen tek Tanrı inancı, İslamiyet'in kabul edilmesinde etkili
olmuştur. Bu Türklerde öldükten sonra yaşama inanılır, mezarlara Balbal'lar
dikilirdi. (Balbal, öldürülen düşman sayısı kadar
dikilirdi.)
Ekonomik Hayat
Bozkır kültürünün bir sonucu
olarak göçebe ve yarı göçebe bir hayat sürmüşlerdir.
Göçebe hayatın bir sonucu
olarak hayvancılık zorunlu geçim kaynağı olmuştur.
Bununla birlikte balıkçılık,
tarım ve yağmacılık da ekonomik hayatta önemli yer
almıştır.
Dil ve Edebiyat
Türklerde görülen en eski dil
Göktürkçe ve alfabe olarak da Göktürk alfabesidir.
VII. yüzyılda Göktürkler
tarafından Göktürk alfabesi ile yazılan Orhun kitabeleri bilinen en eski Türk
yazıtları olarak kabul edilir.
Uygurlar da Uygur alfabesini
kullanmışlar ayrıca hareketli harfleri bulmuş ve matbaayı
kullanmışlardır.
Bilim ve Sanat
Oniki hayvanlı Türk takvimini
meydana getirmişlerdir.
Bilim adamlarından meydana
gelen ve Keneş Meclisi adı verilen bir meclisi meydana
getirmişlerdir.
Göçebe hayat sürdükleri için
taşınabilir sanat eserleri olarak kemer, kılıç, at koşumu gibi el sanatları ile
uğraşmışlardır.
Uygurlar döneminde Maniheist
mabetler yapılmış, mezar anıtları ve saray yapılarına da
rastlanmıştır.
Dünyanın Durumu
Arap Yarımadası'nın kuzeyinde
Bizans İmparatorluğu, Doğu'da Sasani Devleti, Mısır'da Romalılar, Orta Asya'da
Göktürk Devleti, Avrupa'da Kavimler Göçü sonrasında Batı Roma İmparatorluğu
yıkılmıştı.
Arap Yarımadası'nın Durumu
Arap yarımadası; Uzak Doğu,
Afrika ve Akdeniz ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde köprü görevi
yapmaktaydı.
En yaygın din çok tanrılı
putperestlikti.
Bu dinin en büyük putları olan
Lat, Menat, Hubel ve Uzza, Hz. İbrahim'in yapmış olduğu Kabe'de
bulunmaktaydı.
Arap Yarımadası'nın en önemli
bölgesi; Mekke ve Medine'nin de içinde bulunduğu Hicaz
bölgesiydi.
Mekke'ye V. yüzyıldan itibaren
Hz. İsmail soyundan gelen Kureyş Kabilesi hakimdi.
Hz. Muhammed'in Doğuşundan İlk Vahye
Hz. Muhammed 570 yılında
Mekke'de dünyaya geldi.
25 yaşında Hz. Hatice ile
evlendi.
610 yılında Hz. Cebrail,
kendisine Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerini getirdi.
Ona ilk inananlar, eşi Hz.
Hatice, amcasının oğlu Ali, Mekke'li tüccarlardan Ebubekir ve azat ettiği kölesi
Zeyd'di.
621'de Medine'li 12 Müslüman
Hz. Muhammed'e biat etti.
Hicret
622 yılında Mekke'li
Müslümanlar artan baskıdan kurtulmak ve İslamiyet'i yaymak amacıyla Mekke'den
Medine'ye göç ettiler.
Medine'liler de Akabe
Biat'ından sonra Müslümanlar'ı kendi şehirlerine
çağırmışlardı.
Hicret sonunda İslamiyet daha
güvenli bir ortamda yayılma olanağı buldu.
Hicret sonunda Medine halkı üç
gruba ayrıldı: Muhacirler, Ensar ve Yahudiler.
Siyasi ve askeri bakımdan Hz.
Muhammed'in liderliği kabul edildi.
Hz. Muhammed'in Savaşları
Bedir
Bedir savaşı Medineli
Müslümanlarla Mekkeliler arasında yapılan ilk savaştır.
624 yılında Bedir Kuyusu
çevresinde yapılmıştır.
Savaş Müslümanlar'ın zaferi ile
sonuçlandı.
Savaş sonunda, diğer İslam
Devletleri içinde örnek oluşturacak ganimet paylaşma geleneği
başladı.
Savaşta ele geçirilen Mekkeli
esirler, Müslümanlar'a okuma yazma öğretme koşuluyla serbest
bırakıldı.
Bedir Zaferi ile birlikte bedir
Kuyuları ve Şam ticaret yolu Müslümanlar'ın eline geçti.
Uhud
Bedir Savaşı'nın Müslümanlar'ın
zaferi ile bitmesi üzerine Ebu Süfyan komutasındaki Mekkeliler, Bedir Savaşı'nın
intikamını almak amacıyla 625 yılında Medine üzerine
yürüdü.
700 kişiden olaşan İslam ordusu
da Uhud Dağı'nın olduğu yere geldi ve bu dağın eteklerine okçular yerleştirip
savaşa başlandı.
Savaşı tam Müslümanlar kazanmak
üzereyken, okçuların yerlerini terketmeleri ile savaşın kaderi Müslümanlar'ın
aleyhine değişti ve islam ordusu ilk yenilgisini almış
oldu.
UYARI : Bu savaşın sonucu
İslamiyet'in yayılmasına engel olmadı. Müslümanlar Uhud Savaşı'nda yenilmesine
rağmen İslamiyet yayılmasını devam ettirmişti. Hz. Muhammed, Mekke ve Medine
arasında yaşayan kabilelerle iyi geçinerek Mekke'yi siyasi açıdan yalnız bırakma
politikası izlemiştir.
Hendek
Mekkeliler Uhud galibiyeti ile
istedikleri sonuca ulaşamamış, İslamiyet'in hızla yayılmasını
önleyememişlerdi.
İslamiyet'i tamamen yok etmek
isteyen Mekkeliler, Ebu Süfyan komutasında yeni bir orduyla, 627 yılında Medine
üzerine yürüdüler.
İran'lı Salman-ı Farisi'nin
önerisi üzerine şehrin etrafına hendek kazıldı.
Mekkeliler alışık olmadıkları
bu savunma tekniği karşısında geri dönmek zorunda
kaldılar.
Hendek Savaşı Mekkeliler'in,
Müslümanlar üzerine son saldırısı oldu. Bu savaştan sonra Müslümanlar saldırı
gücü elde ederken Mekkeli müşrikler savunmaya çekildiler.
Hudeybiye Barışı
Müslümanlar hac vazifesini
yerie getirmek amacıyla 1500 kişiyle Mekke'ye doğru yola
çıktı.
Hudeybiye Kuyusu'na
gelindiğinde Mekkelilerle bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya
göre;
1. Taraflar birbirleri ile 10
yıl süreyle savaşmayacaklar,
2. Arap kabileleri istedikleri
tarafa geçebilecekler ancak iki taraf da kendisine bağlı olan kabileye askeri
yardımda bulunmayacak,
3. Velisinin izni olmayan
Mekkeli bir genç, İslamiyet'i kabul etmesi halinde Medine'ye alınmayacak fakat
Müslümanlar'dan Mekke tarafına geçen olursa kabul
edilecek,
4. Müslümanlar hac ziyaretini
ertesi yıl da yerine getirebileceklerdi.
Hayber'in Fethi
Hz. Muhammed, 629 yılında Şam
kervan yolu üzerinde bulunan Yahudi yerleşim yeri olan Hayber Kalesi'ne sefer
düzenledi.
Hayber'de bulunan Yahudilerin
Şam ticaret yolunda Müslüman ticaret kervanlarına zrar vermesi ve Yahudilerin
Mekkelileri kışkırtarak Hendek Savaşı'na sebep olmaları nedeniyle kale
kuşatıldı.
Kale kısa sürede Müslümanlar'ın
eline geçti ve Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmış
oldu.
Bu fetih sonunda Yahudilerden
ilk defa haraç vergisi alındı.
UYARI : Bu fetihten sonra
Arabistan Yarımadası'nda Müslümanlar'a olumsuz etkide bulunabilecek önemli
Yahudi yerleşim bölgesi kalmadı.
Hayber, Müslümanlar'ın
fethettiği ilk yerdir. Böylece İslam Devleti'nde fetih politikası
başlamıştır.
Mu'te Seferi
İslamiyet'in ilk yıllarında
İslamiyet'e davet edilen Gassaniler, bu davet için gönderilen elçiyi
öldürmüşlerdi.
629 yılında bir Müslüman keşif
kolu Gassanilerce pusuya düşürülüp öldürülmüştü.
Hz. Muhammed, Gassaniler
üzerine kalabalık bir ordu gönderdi.
İslam ordusu Lut Gölü'nün
güneyinde Gassaniler'i himaye eden Bizans ordusu ile çarpıştı, savaş
Müslümanlar'ın aleyhine sonuçlandı.
UYARI : Gassaniler Bizans'la
sınır komşusuydu. Gassaniler bu yüzden Bizans'ın etkisinde kaldıkları için
Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Mu'te Savaşı Müslümanlarla Bizans ordusu
arasında yapılan ilk savaş olarak kabul edilmektedir.
Mekke'nin Fethi
Hz. Muhammed, 630 ylında büyük
bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü.
Mekke üzerien yürümesinin
sebebi Mekkeliler'in Hudeybiye Barış Antlaşması'nın maddelerini ihlal etmesiydi.
Mekkeliler Hz. Muhammed'e karşı
koyamayacaklarını anlayınca, Müslümanlar önemli bir direnişle karşılaşmadan
şehre girdi.
Hz. Muhammed Kabe'ye gelerek
bütün putları kırdırdı.
Fetih'ten sonra Mekkeliler
kitleler halinde İslamiyet'i kabul etti.
Huneyn Savaşı
Mekke'nin fethinden sonra
civardaki bazı putperest kabileler, başta Havazin Kabilesi olmak üzere Mekke'yi
geri almak için 630 yılında Huneyn denilen yerde toplanmaya
başlamışlardı.
Hz. Muhammed büyük bir ordu ile
Huneyn Vadisi'ne yürüdü.
Yapılan savaşta İslam ordusu
zafer kazandı.
Bu savaşta putperestlere Taif
kenti yardım etmişti.
UYARI : Huneyn Savaşı ile Arap
Yarımadası'ndaki son putperest tehlike önlendi.
Taif Seferi
Huneyn Savaşı'nda Taifliler'in
putperestlere yardım etmesi üzerine, Hz. Muhammed 630 yılında Taif üzerine bir
sefer düzenledi.
Müslümanlar Taif Kenti'ni
kuşattılar, fakat surlarla çevrili kenti alamadılar.
Ertesi yıl Taifliler elçi
göndererek İslamiyet'i kabul ettiler.
UYARI : Böylece, Hz. Muhammed
döneminde Hicaz tamamen Müslümanlaştı.
Tebük Seferi
Bizans İmparatoru Heraklius'un
Arabistan üzerine büyük bir sefer yapacağı haberinin alınması üzerine,
Hz. Muhammed 631 yılında 30.000
kişilik bir ordu ile Bizanslıları durdurmak için yola çıktı.
Tebük denilen yere gelindiğinde
haberin asılsız olduğu anlaşıldı.
Tebük seferi sırasında,
bölgedeki bir çok Arap kabilesi İslamiyet'i kabul ettiği için, sefer Müslümanlar
açısından faydalı oldu.
UYARI : Tebük Seferi ile
Gassaniler'in Müslüman olması ve Suriye fetihleri için ortam
hazırlamıştır.
Veda Haccı ve Hz. Muhammed'in Son
Yılları
Hz. Muhammed 632 tarihinde hac
görevini yerine getirmek için 125 bin kişilik bir toplulukla Mekke'ye
geldi.
peygamber Müslümanlar'a
Kur'an'ın tamamlandığını bildirdi.
Hz. Muhammed'in bu haccına
"Veda Haccı", okuduğu hutbeye de "Veda Hutbesi" denir. Hutbede, Peygamber
insanlara Allah'tan başka ilah olmadığını, kadınlara ve kölelere iyi muamele
edilmesini, Cahiliye Devri'nden kalma kan davalarından vazgeçilmesini söyledi.
Hz Muhammed Medine'ye döndükten
sonra hastalanarak 8 Haziran 632'de 63 yaşında vefat etti.
Arap Yarımadası'nda
putperestliksona ermiş İslamiyet yayılmış, siyasal birlik sağlanmış, İslam
Devleti'nin temelleri de atılmıştı.
Hz. Ebubekir Dönemi
Hz. Muhammed'in ölümü üzerine
Hz. Ebubekir 632 yılında halife seçildi.
Bu arada Arabistan'da bazı
kabileler dinden dönmüş,Yemen'de de yalacı peygamberler ortaya
çıkmıştı.
Halid Bin Velid komutasındaki
İslma ordusu Yemen'e gönderilerek yalancı peygamberler ortadan
kaldırıldı.
Başka bir İslam ordusu Irak ve
Suriye üzerine gönderildi.
634 yılında yapılan Yermuk
Savaşı ile Bizans orduları yenildi ve Suriye kapıları Müslümanlar'a
açıldı.
Hz. Ebubekirdöndeminde Kur'an-ı
Kerim'in ayetleri toplandı ve bir kitap haline getirildi.
Hz. Ebubekir 634 yılında
hastalandı ve 63 yaşında vefat etti.
UYARI : Hz. Muhammed'in yaymış
olduğu İslamiyet, Hz. Ebubekir döneminde iyice
kökleşmiştir.
Hz. Ömer Dönemi
Hz. Ebubekir'in vefatı üzerine
634 yılında Hz. Ömer halife seçildi.
635 yılında yapılan Ecnadin
Savaşı sonunda İslam orduları galip geldi ve Suriye Müslümanlar'ın denetimine
girdi.
UYARI : Bu savaşla İran yolu
Müslümanlar'a açıldı.
Suriye'nin yanı sıra Filistin
ve Kudüs de denetim altına alındı.
UYARI : Suriye'nin denetim
altına alınması ile birlikte İslam dünyası Anadolu ile komşu
olmuştur.
632 yılında Amr İbn-ül As
komutasındaki islam ordusu, Bizans'ın elinde bulunan Mısır'ı
fethetti.
UYARI : Mısır'ın alınması ile
İslamiyet ilk defa Kuzey Afrika'da yayılmaya başladı. Böylece, Bizans
İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki egemenliği sarsıldı.
634 yılında Ebu Ubeyde
komutasındaki İslam ordusu Köprü Savaşı'nda Sasanilere yenildi. Sa'd Bin Ebi
Vakkas komutasında yeni bir ordu , 636 yılında Kadisiye Savaşı'nda Sasani
ordusunu yendi ve bütün Irak'ı ele geçirdi.
UYARI : Bu dönemde, Suriye,
Filistin ve Kudüs'ün Müslümanlar tarafından alınması ile Bizans'ın Orta
Doğu'daki varlığı sona erdi.
Sasani ordusu, 642 yılında
yapılan Nihavend Savaşı ile tekrar yenildi. Bu savaş ile Sasani Devleti sona
erdi.
Hz. Ömer Dönemindeki Teşkilatlanma
Çalışmaları
Hz. Ömer zamanında bir çok
fetihler yapıldığı için devlette teşkilatlanmaya olan ihtiyaç
arttı.
Teşkilatlanmada Sasani ve
Bizans etkisi görülür.
Mali ve askeri özellik taşıyan
ilk "divan örgütü" kuruldu.
Fethedilen yerler, ilk defa
yönetim birimlerine ayrıldı.
Adli teşkilatlanmaya önem
verildi.
İslam Devleti'nde ilk kadı bu
dönemde atandı.
Hicri takvim
düzenlendi.
Hz. Osman Dönemi
Hz. Ömer'in ölümü üzerine 644
tarihinde, Emevi soyundan Hz. Osman halife seçildi.
Abdullah Bin Sa'd komutasında
İslam ordusu Tunus bölgesini aldı.
Suriye valisi Muaviye, 649
yılında Kıbrıs, Rodos ve Girit'i fethetti.
Azerbaycan'ın fethi
tamamlandı.
Trablusgarp, Tunus, Horasan ve
Harezm ele geçirildi.
Kur'an-ı Kerim
çoğaltıldı.
UYARI : Bu, Kur'an-ın
değişmeden günümüze kadar gelmesini sağladı.
Hz. Osman Emevi kökenli olduğu
için kendi sülalesinden olan kişileri devlet içinde önemli mevkilere getirdi.
UYARI : Bu durum İslam
dünyasında ileride ortaya çıkacak ayrılıklar için zemin
oluşturmuştur.
Hz. Osman, 656 yılında bir
ayaklanma sırasında öldürüldü.
Hz. Ali Dönemi
Hz. Osman'ın ölümü üzerine Hz.
Muhammed'in damadı ve amcası Ebu Talib'in oğlu olan Hz. Ali halife seçildi. Hz.
Ali'nin halifeliği Emeviler sülalesinin hoşuna gitmedi.
656 yılında iki taraf Kufe
şehri yakınlarında bir araya geldi.
Yapılan savaşta Hz. Ali galip
geldi.
UYARI :Bu olaydan sonra Hz. Ali
güvenlik gerekçesiyle devletin merkezini Kufe'ye taşıdı. Böylece, İslam
Devleti'nin merkezi ilk defa değişti.
Hz. Ali, 657 yılında
Muaviye'nin üzerine yürüdü.
Sıffin Savaşı'ndea Muaviye'nin
hile yapması üzerine sonuç alınamadı ve hakeme başvuruldu.
UYARI : Bu savaş Müslümanlar
arasında yapılan ilk savaştır.
Hakem Olayı
Sıffin Savaşı'nda bir sonuç
alınamayınca taraflar, iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına
başvurmayı gerekli gördü.
Hz. Ali'nin hakemi Ebu Musa
el-Eş'ari, Muaviye'nin hakemi ise Amr İbn-ül As oldu.
Hakemler Muaviye'nin entrikası
sonucu onu halife seçti.
Müslümanlar üç gruba
ayrıldı.
1. Hz. Ali taraftarları;
Şiiler
2. Muaviye taraftarları;
Sunniler
3. Tarafsızlar
(Hariciler)
UYARI : Bu olayla İslam
dünyasında ilk ayrılıklar başlamış ve mezhep ayrılıklarının temeli
atılmıştır.
Hariciler'in ayaklanması
sonunda 661 yılında Hz. Ali öldürüldü.
UYARI : Hz. Ali döneminde
Müslümanlar arasında yapılan savaşlardan dolayı fetihler durgun geçmiş ve Tunus
kaybedilmiştir.
Muaviye Dönemi
Hz. Osman zamanında Şam
valiliğine getirilen Muaviye, 661 yılında halife oldu.
Muaviye Emevi Devleti'nin ilk
hükümdarıdır.
Bu dönemde halifelik seçim
sisteminden çıkarılarak saltanat haline getirildi.
İstanbul kuşatıldı fakat
alınamadı.
UYARI : İslam tarihinde ilk
defa Emeviler İstanbul'u kuşatmıştır.
Ölmeden önce oğlu Yezid'i
halife tayin etti ve böylece halifelik resmen saltanat haline
geldi.
Yezid Dönemi
Muaviye 680 yılında öldükten
sonra yerine oğlu Yezid halife oldu.
Kufeliler de Hz. Hüseyin'i
halife seçtiler.
UYARI : Bu dönemde Kuzey
Afrka'nınfethi tamamlanmasına rağmen, Berberilerin ayaklanması ile bölge tekrar
elden çıkmıştır. Kuzey Afrika ancak Abdülmelik zamanında kontrol altına
alınabilmiştir.
Yezid ve Hz. Hüseyin
taraftarları 681 yılında Kerbela denilen yerde karşılaştı ve Hz. Hüseyin ve
taraftarları, Yezid ordusu tarafından öldürüldü.
İslamiyet toplumu bu olaydan
sonra Sunniler ve Şiiler olarak ikiye ayrıldı.
Abdülmelik Dönemi
Yezid'in 683 yılında ölmesi ile
II. Muaviye halife oldu.
II. Muaviye, 685 yılında
halifeliği Abdülmelik'e bıraktı.
Bizans, Kuzey Afrika, Anadolu
ve Hindistan üzerine seferler düzenlendi.
UYARI : Bu fetihler sırasında
Kuzey Afrika'da yaşayan Berberiler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye
başladılar.
Bizanslar, Kuzey Afrika'dan
tamamen çıkartılarak sınırlar, Atlas Okyanusu'na
dayandırıldı.
Arapça resmi dil oldu ve ilk
İslam parası olan sikke bastırıldı.
UYARI : Böylece İslam
Devleti'nin ekonomisi Bizans ve Sasani etkisinden kurtulmaya
başlamıştır.
Velid Dönemi
Abdülmelik'in 705 yılında ölümü
üzerine oğlu Velid halife oldu.
Tarık Bin Ziyad komutasında
İspanya'ya geçildi.
711 yılında Kadisk'de Vizigot
ordusu yenilgiye uğratıldı.
UYARI : Puvatya Savaşı (732)
ile Müslümanlar'ın Avrupa'daki ilerleyişi duruduruldu.
Şarl Martel ile 732 tarihinde
yapılan Puvatya Savaşı'nda yenilindi ve İspanya'ya geri
çekilindi.
Emevi Devleti'nin Yıkılışı
1. Devlet yönetiminde meydana
gelen bozukluklar
2. Emeviler'in Arap
milliyetçiliği yaparak Müslümanlar arasında ikilik çıkarmaları
UYARI : Bu politikalarından
dolayı İranlılar ve Türkler Emeviler'e karşı sürekli ayaklanmışlar ve
yıkılmalarında etkili olmuşlardır. Örnek olarak Horasan valisi Kuteybe Bin
Müslim'in isyanını verebiliriz.
3. Halifelerin, fetihlerde
ordunun başında bulunmayıp, saraya kapanmaları
4. Abbasoğulları'nın, Emeviler
aleyhinde propagandaları
5. Muaviye ve Yezid döneminde
Müslümanlar'a ve Hz. Muhammed'in soyundan gelenlere yapılan kötü
muameleler
6. Şii ve Harici grupların
aleyhte çalışmaları
Abbasi Hükümdarları
Ebu'l Abbas Dönemi
Abbasi Devleti, Hz. Muhammed'in
amcası Abbas'ın torunlarından Ebu'l Abbas tarafından 750 tarihinde
kuruldu.
Abbasi hükümdarları, Emeviler
gibi Arap üstünlüğüne dayalı bir devlet kurmadılar.
Ebu'l Musa, Haşimiye şehrini
devlet merkezi yaptı, iç karışıklıklarla uğraştı, kanlı bir şekilde siyasi
birliği sağladı.
UYARI : Ebu'l Abbas, siyasi
birliği sağlarken yaptığı çalışmalar yüzünden "Seffah" (kan dökücü) lakabını
almıştır.
Ebu Cafer El- Mansur Dönemi
Ebu Cafer El-Mansur, 754
yılında halife oldu.
754 yılında Abbasi Devleti'nin
başkenti Bağdat'a taşındı.
751 yılında Çinlilerle Talas
savaşı yapıldı.
Bu dönemde kültür hareketleri
oldukça ilerledi.
Harun Reşit Dönemi
Harun Reşit, 786 yılında Abbasi
Devleti'nin başına geçti.
Bu dönem Abbasilerin en parlak
dönemi oldu.
UYARI : Binbir Gece
Masalları'nda geçen Bağdat halifesi Harun Reşit'tir. Binbir Gece Masalları'nda
özellikle bu dönemdeki İslam hazinesinin zenginliği
vurgulanır.
Anadolu'ya akınlar yapıldı,
İstanbul kuşatıldı fakat başarılı olunamadı.
Bu dönemde de iç isyanlar
sürdü.
Me'mun Dönemi
Harun Reşit'in ölümü üzerine
yerine oğlu Emin geçti.
Kısa süre sonra yerine Harun
Reşit'in diğer oğlu Me'mun geçti.
Mu'tezile Mezhebi bu dönemde
ortaya çıktı.
Bu dönemde Antik Çağ Yunan
eserleri Arapça'ya çevrildi.
UYARI : Arap-İslam Devleti
kültür ve sanat alanında dışarıdan (Helenizm'den) en çok bu dönemde
etkilenmiştir.
Mu'tasım Dönemi
Me'mun'un ölümü üzerine 833
yılında kardeşi Mu'tasım halife oldu.
Bizans sınırlarında "Avasım"
denilen Türk ordugahları kurdurdu.
UYARI : Avasım kentlerinin
oluşturulma nedeni; İslam dünyasına karşı Bizans saldırılarını
kırmaktır.
Mu'tasım'ın ölümü üzerine
merkez otorite zayıfladı.
UYARI : Türkler'in sınır
boylarında, yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde Emir'ül Ümera görevi verilerek
merkezden uzaklaştırılmasının ve ordugahlarda toplanmasının nedenleri savaşçı
özelliklerini kaybetmelerini önlemek ve merkezde tehlike oluşturmalarını
engellemekti.
Devlete bağlı Tavaif-i Mülk'ler
bağımsızlıklarını ilan etti.
Abbasi Devleti'nin yıkılışı
Abbasi Devleti'nin Yıkılma
Nedenleri
Abbasi Devleti, Mu'tasım'ın
ölümü ile zayıfladı ve Moğollar'ın Bağdat'ı istilası ile
yıkıldı.
Selçukluların yıkılması ile
koruyucuları ortadan kalktı.
Şiilerin ve Emevilerin olumsuz
çalışmalarından zarar gördü.
Zayıflama döneminde fetihlerin
durgun geçmesi nedeniyle ekonomi zayıfladı.
Moğol Hükümdarı Hülagu'nun
Bağdat'ı istilası ile Abbasi Devleti ortadan kalktı.
Endülüs Emevi Devleti
Abbasi Devleti yıkıldıktan
sonra Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba merkez olmak üzere 756 yılında
kuruldu.
Endülüs Emevi Devleti askeri
alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri gitti.
En parlak dönemini III.
Abdurrahman zamanında yaşadı.
Endülüs Emevileri zamanında
yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü medresesidir.
UYARI : Bu medrese Avrupa
Üniversiteleri'nin temelini oluşturmuştur. Buradan eski Yunan ve Roma dönemine
ait eserler hakkında da Avrupa'ya ilk bilgiler
yayılmıştır.
Franklar'ın saldırıları
sonucunda zayıfladı ve 1031 yılında yıkıldı.
Endülüs Emevi Develeti'nden
sonra bölgede Beni Ahmer Devleti kuruldu.
Beni Ahmer Devleti 1492'de
yıkıldı.
Beni Ahmer Devleti
Endülüs Emevi Devleti'nin
yıkılmasından sonra, Gırnata merkez olmak üzere kuruldu.
Kısa sürede güçlenerek deniz
ticaret filosu kurdu.
Elhamra Sarayı gibi büyük
eserlerle mimaride ilerledi.
İspanya'da XV. yüzyılda
Hristiyan birliğinin kurulması ile Hristiyan saldırıları sonucunda
yıkıldı.
Böylece İspanya'da Müslüman
etkinliği sona erdi.
Devlet Yönetimi
Devletin başında bulunan kişi,
hem dini, hem de siyasi açıdan tüm yetkilere sahipti.
İslamiyetin kurulduğu ilk
yıllarda, devlet başkanı Hz. Muhammed idi.
Hz. Muhammed'den sonra devlet
başkanlığı görevi için halifeler seçildi.
Halifeler, Hz. Muhammed'in
peygamberlik görevi dışındaki dünyevi bütün görevlerini yerine
getirdiler.
Hz. Ömer döneminde sınırların
genişlemesi ile devlet yapısında yenilikler yapılarak vali ve kadılar atanmaya
başlandı.
Devlet hazinesi olarak bilinen
Beytül Mal oluşturuldu.
Emeviler Dönemi'nde halifelik
babadan oğula geçmeye başladı.
UYARI : Hz. Muhammed'in
ölümünden sonra ilk dört halife (Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali) seçimle
belirlenmiştir.
Emeviler Dönemi'nde sınırların
genişlemesi ile yeni devlet görevlileri ortaya çıktı.
Ordu
Sınırların genişlemesi ile ordu
önem kazanmaya başladı.
Hz. Muhammed ve Hz. Ebubekir
döneminde düzenli bir İslam ordusu yoktu.
İslam Devleti'nde, eli silah
tutan her erkek asker olarak kabul edilirdi.
İlk düzenli İslam ordusu Hz.
Ömer devrinde kuruldu.
Abbasiler devrinde, Türkler ve
diğer milletler İslam ordusunda görev almaya başladı.
Hz. Osman devrinde ilk defa
donanma kuruldu.
Sosyal Hayat
Sosyal hayata dair düzenlemeler
Kur'an-ı Kerim'den alınırdı.
İslamiyette insanlar arasında
fark olmamasına rağmen, Emeviler Dönemi'nde Araplar kendilerini diğer uluslardan
üstün görmüşlerdi.
Arap olmayan Müslümanlar ise
Mevali olarak adlandırılmıştı.
Abbasiler döneminde Araplarla
Mevali eşit duruma geldi.
İslam Devleti'nde, Hristiyan ve
Yahudiler'den oluşan topluma Ehl-i Kitap denir.
Ehl-i Kitap haricinde Müslüman
olmayan kesime de Ehl-i Küfür denir.
Müslüman olmayan bu toplumlar
haraç ve cizye vergileri verirdi.
Ekonomik Hayat
Ekonomi daha çok tarım,
hayvancılık, ticaret ve el zanaatlarına dayalıydı.
UYARI : Abbasiler Dönemi'nde el
zanaatları ile uğraşanlar, Fütüvvet Birlikleri denilen meslek örgütleri
oluşturmuşlardır.
Hayvancılığın gelişmesi ile
halı ve kilim dokumacılığı da gelişti.
Seramik, cam işlemeciliği ve
dokumacılık da ilerledi.
Ticaret, İslamiyet ile birlikte
Arap Yarımadası'nda oldukça hızlandı.
En çok ticaretin yapıldığı
devlet Bizans'dı.
İslam Devletleri'nde, devlete
ait gelirlere Beyt-ül Mal denir.
Devlete ait gelir kaynakları
:
1. Savaş ganimetlerinin beşte
biri
2. Gayrimüslimlerden alınan
Haraç
3. Müslümanlar'dan alınan
Öşür
4. Gayrimüslümlerden alınan
Cizye
5. Maden, tuz, gümrük
gelirleri
Emevi halifesi I. Velid
zamanında ilk İslam parası basıldı.
Dil ve Edebiyat
İslamiyet'te dil ve edebiyatın
kaynağı Kur'an-ı Kerim'dir.
Arapça, Emevi halifesi
Abdülmelik zamanında resmi dil olarak kabul edildi.
İslamiyet'ten önce, sözlü
edebiyat gelişmişken, Hz. Muhammed'in hayatını yeni nesillere aktarmak amacıyla
yazılı edebiyata da önem verildi.
Düşünce hayatı Abbasiler ile
birlikte gelişmiştir.
Bilim
İslam medeniyetlerinde bilim;
İslami bilimler ve pozitif bilimler olmak üzere ikiye
ayrılır.
İslam bilimlerinin temeli
Kur'an-ı Kerim'dir.
Tefsir : Kur'an-ı Kerim'in
ayetlerinin yorumlanması bilimidir.
Hadis : Hz. Muhammed'in
söylediği sözler ve yaptığı işlerin bütününe hadis denir.
Hadis biliminin önde
gelenlerinden biri Sahih-i Buhari'nin yazarı İmam
Buhari'dir.
Fıkıh : İslam hukukudur. Temeli
Kur'an-ı Kerim'dir.
Kelam : İslam
felsefesidir.
Ünlü İslam bilginlerinden
başlıcaları; Razi, İbn-i Cemşit, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, Biruni, Taberi,
Mesud-i, İbnül Esir ve İbn-i Haldun'dur.
Sanat
Sanat İslamiyet ile birlikte
büyük gelişme gösterdi.
İslamiyet'in yayılması ile
İslam sanatında İran, Türk ve Bizans sanatlarının etkisi
görüldü.
İslam sanatı denince akla ilk
gelen, mimaridir.
En önemli mimari eserler
arasında; Ömer Camii, El Ezher Camii, İbn-i Tulun Camii, El Hamra Sarayı ve
Kurtuba Camii sayılabilir.
El sanatlarında; oymacılık,
kakmacılık, nakkaşlık, hat ve tezhip sanatları oldukça
gelişti.
Türklerin İslamiyeti Kabulü
Türklerin İslamiyeti Kabul Etme Aşamaları
Türkler ilk defa Müslümanlarla
Hz. Ömer zaamanında karşılaştı.
Hz. Osman zamanında İran'ın
fethinin tamamlanması ile Türklerle Müslümanlar komşu durumuna
geldi.
Emeviler Dönemi'nde İslam
ordularının Maveraünnehir'i fethi bölgede bulunan Türk devletleri yüzünden
başarılı olamadı.
Türklerin Müslüman Olma
Nedenleri
1. Türkler'in doğuştan savaşçı
olmaları ve her Türk erkeğinin asker sayılması İslamiyet'teki cihat anlayışı ile
uyuşması
2. İslamiyet'in kendi dinleri
ile olan benzerliği
3. Türklerin sosyal hayatındaki
bir takım unsurların İslamiyet'te de olması
Ekonomik Nedenler :
1. Türkler'in haraç ve cizye
vergisinden kurtulmak istemeleri
2. Abbasi ordusunda ücretli
askerlik yapmaları
Siyasi Nedenler :
1. Türkler'in Çinlilere karşı
güçlü müttefik elde etmek istemeleri
2. Abbasilerin ılımlı
politikaları
Talas Savaşı
Nedeni : Çinliler ve Arapların
Orta Asya'yı denetim altına almak istemeleri.
Çinliler, Orta Asya'yı
denetimleri altına almak amacıyla 747 yılında Türkistan'a sefer
düzenledi.
Abbasiler, Karluk, Yağma ve
Çiğil Türkleri'nin yardımı ile 571 yılında Talas'da Müslümanlar Çinlileri
yendi.
Sonuçları :
1. Orta Asya Çinlileşmekten
kurtuldu
2. Türkler, İslamiyet'i kabul
etmeye başladı.
3. Kağıt, matbaa, barut, pusula
gibi Çinlilerin geliştirdiği aletler, Müslümanlar tarafından öğrenilmeye
başlandı.
UYARI : Kağıt, matbaa, barut ve
pusulanın tarih içinde el değişmesi şu şekildedir.
Talas Savaşı Haçlı
Seferleri
Çinliler ---------------------------> İslam Dünyası
--------------------> Avrupalılar
Matbaa - Kağıt ---------->Rönesans -
Reform
Barut ----------------------->Feodalite'nin
Yıkılışı
Pusula --------------------->Coğrafya
Keşifleri
Karahanlılar
Merkez Balasagun olmak üzere,
840 yılında Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından
kuruldu.
Devletin kurucusu ve ilk
hükümdarı Bilge Kül Kadir Han'dır.
920 yılında Saltuk Buğra Han
zamanında İslamiyet'i kabul ettiler.
UYARI : Karahanlılar,
İslamiyet'i resmi dini olarak ilk kez kabul eden Türk devletidir. Bu devlet Türk
kültürü ile İslam değelerinin sentezini yapmıştır.
Türkler'in yaşadığı topraklar
üzerinde kurulan bir devlet olduğu için Türkçe'yi resmi dil olarak kabul
ettiler.
1042 yılında, Doğu Karahanlılar
ve Batı Karahanlılar olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Gazneliler
Merkez Gazne olmak üzere, 963
yılında Alp Tekin tarafından kuruldu.
Gazneliler, en parlak devrini,
ünlü hükümdarları Gazneli Mahmut zamanında yaşamıştı.
UYARI : Gazneli Mahmut ,
İslamiyet'in koruuculuğunu yapan ilk Türk hükümdarı olmuştur. Bu yüzden Abbasi
halifesi kendisine "Sultan" ünvanını vermiştir.
Gazneli Mahmut, Hindistan'a
toplam 17 sefer düzenledi.
UYARI : Bu seferler sonucu
İslamiyet, Hindistan'da yayıldı. Bu durum ileride, bölgede kurulacak Türk-İslam
Devletleri için temel teşkil etti.
Gazneliler döneminde ilk kez
İran topraklarına yerleşildi.
1040 tarihinde Gazneliler,
Dandanakan Savaşı ile Selçuklulara yenildi.
Gazneliler, 1187 yılında
Gurluların isyanı sonunda yıkıldı.
Samanoğulları
Horasan merkez olmak üzere 875
yılında kuruldu.
Devleti yönetenler İranlı,
yönetilenler Türk'tü.
Samaoğulları Devleti, 999
yılında Karahanlılar ve Gazneliler tarafından yıkıldı.
Tulunoğulları
Mısır'da Abbasi halifesine
bağlı olarak, Ahmet bin Tulun tarafından 868 yılında
kuruldu.
Mısır'da kurulan ilk Müslüman
Türk devletidir.
Suriye topraklarını ele
geçirerek, Orta Doğu bölgesine egemen olan ilk Türk
devletidir.
Tulunoğulları 905 yılında
Abbasiler tarafından yıkıldı.
İhşitler (Akşidler)
Mısır'da, Muhammed bin Toguç
tarafından 935 yılında kuruldu.
Akşidler, Hicaz bölgesini ele
geçiren ilk Türk devletidir.
Akşidler, 969 yılında Fatimiler
tarafından yıkıldı.
Selçukluların Kökeni
Selçuklular Oğuzların Kınık
Boyu'na mensuptur.
Boyun başı olan Dukak Bey'in
ölümü üzerine boyun başına Selçuk Bey geçti.
Kınık Boyu'nun Oğuz hükümdarı
ile arası açılınca Cend Bölgesine göç etti ve Samanoğlu Devleti'nin egemenliği
altına girerek İslamiyet ile tanıştı.
Kınık Boyu'nun başına daha
sonra Tuğrul ve Çağrı Beyler geçti.
Tuğrul ve Çağrı Bey Dönemi
Tuğrul Bey, 1038'de Nişabur
Kenti'ni merkez yaparak Büyük Selçuklu Devleti'ni kurdu.
Gazne Hükümdarı Sultan Mesut'u,
1040 tarihinde Dandanakan Savaşı'nda yendi.
Abbas halifesinin yardım
istemesi üzerine, 1051'de Bağdat'a girdi.
Selçuklular, bundan sonra
Anadolu'nun fethine başladı.
Alp Arslan Dönemi
Bizans İmparatorluğu'na bağlı
olan Kars'ı Ermeniler'den aldı.
Malazgirt'te karşılaşan iki
ordu arasında, 1071 yılında çıkan savaşta Bizanslılar
yenildi.
Böylece Bizans
İmparatorluğu'nun İslam dünyası üzerindeki olumsuz baskısı sona
erdi.
Bu savaştan sonra Anadolu'ya
Türk yerleşimi hızlandı, Anadolu Türk Beylikleri kurulmaya
başladı.
Sultan Melikşah Dönemi
İran asıllı vezir Nizamülmülk
devlet yönetiminde ona yardım etti.
Alp Arslan döneminde başlayan
Anadolu ve Suriye'nin fethini tamamladı.
Bu dönemde, ilk defa divan
teşkilatı kuruldu, ikta sistemi uygulandı.
Vezir Nizamülmülk "Siyasetname"
adlı eseri yazdı. Dönemin sonlarına doğru "Batınilik" mezhebi ortaya
çıktı.
Batiniler, 1092 tarihinde ilk
önce Nizamülmülk'ü daha sonra da Melikşah'ı öldürdü.
Sultan Sencer Dönemi
1118'de tahta geçti ve iç
karışıklıklara rağmen devlete eski gücünü kazandırmaya
çalıştı.
1141 tarihinde Karahitaylar'la
yaptığı Katvan Savaşı'nda yenildi.
1157 yılında Sultan Sencer'in
ölmesi üzerine Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı.
Malazgirt Savaşı (1071) ile
başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin
tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin ilk bölümünü ilk Türkmen
Beylikleri oluşturur.
Anadolu'da İlk Türk Beylikleri
Danişmentliler
Danişmentliler 1080 yılında
Sivas merkez olmak üzere kuruldu.
Kurucusu Melikşah'ın
komutanlarından Danişmentoğlu Ahmet Gazi'dir. Bizanslılar'a ve Haçlılara karşı
mücadele etmişlerdir.
Danişmenliler'in varlığına 1178
tarihinde Anadolu Selçuklu hükümdarı II. Kılıç Arslan son
vermiştir.
Saltuklular
Saltuklular, 1072'de Erzurum
merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından Ebulkasım
Saltuk'tur. Haçlılar ve Gürcülerle mücadele etmişlerdir. Saltukluların varlığına
1202'de Anadolu Selçuklu hükümdarı Rükneddin Süleyman Şah son
vermiştir.
Mengücekliler
Mengücekliler, 1080 tarihinde
Erzincan merkez olmak üzere kurulmuştur. Kurucusu Alp Arslan'ın komutanlarından
Mengücek Gazi'dir. Gürcülere ve Rumlara karşı mücadele etmişlerdir.
Mengüceklerin varlığına 1228 tarihindeAnadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin
Keykubat son vermiştir.
Artuklular
Artuklular, 1102'de Harput,
Diyarbakır, Halep ve Mardin civarında kurulmuştur. Bu beyliğin Hasankeyf kolu
1102'de Diyarbakır'da kurulmuştur ve 1231'de Eyyubiler tarafından
yıkılmıştır.
Diğer kolu olan Harput kolu
1112'de Harput'ta kurulmuştur ve 1234'te Anadolu Selçuklu Devleti tarafından
yıkılmıştır. Diğer bir kolu olan Mardin kolu ise, 1108'de Mardin'de kurulmuştur
ve 1409'da Karakoyunlular tarafından yıkılmıştır.
Çaka Beyliği
Çaka Bey Devleti 1081 tarihinde
İzmir'de kurulmuştur. Kurucusu Çaka Bey'dir. İlk denizci Türk devleti olan bu
beylik bazı Ege Adaları'na sahip olmuştur. Beyliğin kurucusu Çaka Bey,
İstanbul'u kuşatmak isteyince, Bizans'ın kışkırtmaları sonucu I. Kılıç Arslan
tarafından öldürtülmüştür. Çaka Beyliği 1093 tarihinde Bizans tarafından
yıkıldı. Böylece Batı Anadolu'dakiilk Türk egemenliği sona ermiş
oldu.
Anadolu Selçuklu Devleti
Kuruluş Devri
Büyük Selçuklu Hükümdarı
Melikşah tarafından Anadolu hükümdarlığına tayin edilen Kutalmış'ınoğlu Süleyman
Şah tarafından 1077 tarihinde kuruldu.
Büyük Selçuklular'a bağlı olan
bu devletin başkenti İznik idi.
Süleyman Şah, halife tarafından
onaylanarak "Sultan" ünvanı ile şereflendirildi.
Süleyman Şah Dönemi
1077 tarihinde Anadolu Selçuklu
Devleti'ni kurdu.
İlk önce Konya, Afyon,
Kütahya'yı alarak İznik'e kadar ilerledi.
Tarihte ilk kez Boğaz'ın
Anadolu yakası Türkler tarafından kontrol altına alındı.
1086 yılında yapılan Habur
Savaşı'nda Suriye Selçuklu hükümdarı Tutuş'a yenildi ve
öldü.
UYARI : Boğazın Anadolu yakası
ilk defa kontrol altına alınmış ve Boğaz'dan geçen gemilerden gümrük
alınmıştır.
I. Kılıç Arslan Dönemi
Malikşah'ın ölümü üzerine
Berkyaruk, Süleyman Şah'ın oğlu Kılıç Arslan'ı 1092'de Anadolu hükümdarlığına
tayin etti.
1096 yılında başlayan I. Haçlı
Seferi'nde, İznik ve Batı Anadolu Bizanslılara verildi.
UYARI : Bu durum Bizans'ın
işine gelmiş, Türklere karşı savunmayı bırakıp taarruza
geçmiştir.
I. Kılıç Arslan, 1107 tarihinde
Büyük Selçuklularla yaptığı savaşta Habur Irmağı'nda boğularak
öldü.
UYARI : İznik 'in kaybedilmesi
üzerine devletin merkezi Konya'ya taşınmıştır. Bu durum Türkler'in Batı'ya
ilerleyişini bir süre engellemiştir.
I. Mesud Dönemi
1116 tarinde Aadolu Selçuklu
Devleti'nin başına geçti.
Bir süre Danişmentlilere bağlı
olarak hareket etmek zorunda kaldı.
1147 tarihinde II. Haçlı seferi
başladı. Haçlılar bozguna uğratıldı.
Sultan I. Mesut 1155 tarihinde
vefat etti.
UYARI : Anadolu'daki ilk
bayındırlık ve kurumlaşma hareketleri bu dönemde
başlamıştır.
II. Kılıç Arslan Dönemi
I. Mesut'un 1155 tarihinde
ölümü üzerine oğlu II. Kılıç Arslan başa geçti.
1176 tarihinde Miryakefalon'da
Bizanslılar bozguna uğratıldı.
UYARI : Bir daha Anadolu için
"Türkler'in işgali altındaki ülke" deyimi kullanılmadı.
Miryakefalon'dan sonra
Türkler'in Anadolu'ya yerleşmesi kesinleşti.
1178 tarihinde Danişmenliler
Beyliği'ne son verildi.
II. Kılıç Arslan, 1192 yılında
öldü. Selçuklu tahtına Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.
Süleyman Şah Dönemi
Rükneddin Süleyman, 1192
tarihinde tahta geçen Gıyaseddin Keyhüsrev'i tanımayarak, 1196 tarihinde başa
geçti.
Bizans'ı vergiye bağladı,
Çukurova Ermenilerini Torosların güneyine çekilmeye zorladı.
Saltuklu Beyliği'ne son verdi.
Süleyman Şah, 1204 tarihinde öldü.
UYARI : Bu tarihten itibaren
Anadolu Selçukluları Gürcülerle komşu oldu.
I. Gıyaseddin Keyhüsrev Dönemi
Süleyman Şah'ın 1204 yılında
ölümü üzerine tahta Gıyaseddin Keyhüsrev yeniden geçti.
Karadeniz seferi sonunda
Trabzon Rum Devleti'ni yendi.
Akdeniz seferi sonunda
Antalya'yı aldı.
UYARI : Anadolu Selçukluları
ilk kez Akdeniz'e indi. Antalya ithalat ve ihracat yapılan yer haline geldi.
Ticareti geliştirmek amacıyla Venedik'le ilk defa ticaret anlaşması
yaptı.
İlk defa bir ticaret anlaşması
Venediklilerle bu dönemde yapıldı.
Gıyaseddin Keyhüsrev 1211
tarihinde öldü.
I. İzzeddin Keykavus Dönemi
Gıyaseddin Keyhüsrev'in 1211
yılında ölmesi üzerine tahta geçti.
Trabzon Rum İmparatorluğu'nu
yenerek Sinop'u fethetti.
Böylece Anadolu Selçukluları
ilk defa Karadeniz'e ulaştı.
Kıbrıs Krllığı ve Venedik
Cumhuriyeti ile ticaret antlaşmaları imzaladı.
I. İzzettin Keykavus 1220
yılında öldü.
Alaaddin Keykubat Dönemi
İzzettin Keykavus'un 1220
yılında ölümü üzerine tahta geçti.
Kırım'a bir donanma göndererek
Kırım'ın Suğdak Limanı'nı fethetti.
UYARI : Anadolu Selçuklu
Devleti böylece ilk deniz aşırı sefer yapmış oldu. Karadeniz ticareti tam
güvenliğe kavuştu.
1228'de Mengücek Beyliğine son
verdi.
1230 tarihinde Yassı Çimen
Savaşı'nda Harzemşahları yendi.
UYARI : Bu savaşın tek olumsuz
yönü Anadolu'yu Moğol istilasına açık hale getirmesidir. Bunun nedeni
Harezmşahların Anadolu Selçukluları ile Moğollar arasında tampon bölge
olmasıdır. Bu tampon bölge ortadan kalkınca Anadolu Moğollarla komşu
oldu.
I. Alaaddin Keykubat 1237
yılında bir ziyafet esnasında zehirlenerek öldü.
Yıkılış Dönemi
Alaaddin Keykubat'ın ölümü
üzerineoğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tahta geçti.
Asya'da başlayan Moğol istilası
bir çok Türkmen boyunun Anadolu'ya göç etmesine neden
oldu.
Baba İshak, 1240 tarihinde
devlete karşı ayaklandı.
1242 yılında Moğollar,
Anadolu'ya girdi.
1243 yılında Kösedağ Savaşı'nda
Selçuklular yenildi.
II. Gıyaseddin'in ölümü üzerine
Rükneddin Kılıç Aslan tahta geçti.
Memlük hükümdarı Baybars
Anadolu'yu Moğol baskısından kurtarmak için Anadolu'ya gelerek Moğolları
yenilgiye uğrattı.
Anadolu Türk Beylikleri
Malazgirt Savaşı (1071) ile
başlayan ve bugünkü sınırlarımız üzerinde, Türklerin kurduğu devletlerin
tamamının birden oluşturduğu Türkiye Tarihi'nin üçüncü bölümünü Anadolu Türkmen
Beylikleri oluşturur.
Karamanoğulları
Karamanoğulları Beyliği,
Oğuzların Afşar Boyu'ndan olup Karaman merkez olmak üzere 1256 tarihinde
kurulmuştu.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin
yıkılması üzerine Anadolu'da en güçlü devlet olmuşlardı. Karamanoğlu Mehmet bey
döneminde Türkçe'yi resmi dil olarak kabul ettiler. Anadolu Türk Birliği'nin
kurulmasında Osmanlılara karşı en çok mücadele eden beylik Karamanoğlu Beyliği
olmuştur. Yıldırım Bayezıt döneminde Osmanlılara katılan beylik, Ankara
Savaşı'ndan sonra tekrar bağımsız olmuş, Fatih Sultan Mehmet döneminde
etkisizleştirilerek, II. Bayezıt döneminde 1487 tarihinde
yıkılmıştı.
Germiyanoğulları
1299 yılında kurulan
Germiyanoğlu Beyliği'nin kurucusu Yakup Bey'dir. Kütahya civarında kurulmuştur.
Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasından sonra Anadolu'da en güçlü devlet
olmuşlardır. Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerlemişlerdi. Germiyanoğlu
Süleyman Şah Karamanoğullarına karşı topraklarını koruyabilmek amacıyla kızını
I. Murat'ın oğlu Bayezıt'a vermiş, çeyizx olarak da Kütahya, Simav, Emet ve
Tavşanlı'yı bırakmıştı. Germiyanoğlu Beyliğinin varlığına 1390 tarihinde
Yıldırım Bayezıt son vermişti.
1402 Ankara Savaşı'ndan sonra
yeniden kurulan beylik 1428'de Osmanlı Devleti'ne katıldı.
Aydınoğulları
Aydınoğulları Beyliği,
Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Aydınoğlu Mehet Bey tarafından
Birgi merkez olmak üzere 1308 tarihinde kurulmuştur. Denzicilikte gelişen bu
beylik güçlü bir donanma oluşturmuştu. En ünlü denizcileri Gazi Umur
Bey'dir.
Aydınoğulları Beyliği 1390'da
Osmanlı Devleti'ne katılmıştı.
1402 Ankara Savaşı'ndan sonra
Cüneyt Bey tarafından yeniden kurulmuşsa da 1425 tarihinde II. Murat zamanında
Osmanlı Devleti'ne katılmıştır.
Saruhanoğulları
Saruhan beyliği,
Germiyanoğulları Beyliği'ne bağlı komutanlardan Saruhan Bey tarafından Manisa'da
kurulmuştu.
Denizciliğe önem veren Saruhan
Beyliği, 1390 yılında Yıldırım Bayezıt tarafından ortadan kaldırılmış Ankara
Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuşsa da, Çelebi Mehmet döneminde tamamen
Osmanlılara katılmıştı.
Karesioğulları
Karesioğulları Beyliği,
Germiyanoğulları beylerinden olan Karesi Bey tarafından Balıkesir ve Çanakkale
çevresinde kurulmuştu. Denizcilikte oldukça ilerleyen Karesioğlu Beyliği 1345
yılında Orhan Bey tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Hamidoğulları
Hamidoğulları Beyliği,
Felekeddin Dündar Bey tarafından 1300 yılında Uluborlu merkez olmak üzere
kurulmuştur.
Denizcilikle uğraşan
Hamidoğulları Beyliği Yıldırım Bayezıt zamanında Osmanlılara katılmasına rağmen
Ankara Savaşı'ndan sonra yeniden kurulmuş, 1423 yılında da II. Murat tarafından
yıkılmıştır.
Eşrefoğulları
Eşrefoğulları Beyliği,
Seyfeddin Süleyman tarafından Beyşehir merkez olmak üzere 1284 tarihinde
kurulmuştur.
1326 yılında İlhanlılar
tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Menteşoğulları
Menteşoğulları Beyliği, Menteş
Bey tarafından Milas merkez olarak kurulmuştur. Denizcilikle uğraşan bu beylik,
Yıldırım Bayezıt zamanında 1391'de Osmanlılara katılmıştı. Ankara Savaşı'ndan
sonra yeniden kurulan beylik, II. Murat tarafından 1425'te tamamen ortadan
kaldırıldı.
Candaroğulları
(İsfendiyaroğulları)
Diğer adı İsfendiyaroğulları
olan Candaroğulları Beyliği, Şemseddin Yaman tarafından 1292 yılında Sinop ve
Kastamonu civarında kurulmuştur.
1461 yılında Fatih Sultan
Mehmet tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Eretna Beyliği
Eretna Devleti 1335 yılında
Uygur Türkleri'nden Eretna Bey tarafından Orta Anadolu'da kurulmuştur. Devletin
merkezi önce Sivas, sonra da Kayseri olmuştur. 1381 yılında Kadı Burhaneddin
tarafından yıkılmıştır.
Kadı Burhaneddin
Kadı Burhaneddin 1381 yılında
merkezi Sivas olmak üzere Kadı Burhaneddin Devleti'ni kurdu. Candaroğulları,
Karamanoğulları ve Taceddinoğulları ile mücadele eden Kadı Burhaneddin Devleti,
Timur tehlikesi karşısında Sivas halkının 1389 tarihinde şehri Yıldırım
Bayezıt'e teslim etmesi ile Osmanlı'ya katılmıştı.
Dulkadiroğulları
1337 yılında Zeyneddin Karaca
Bey tarafından Elbistan'da kurulan Dulkadiroğulları Devleti, Osmanlılar'la,
Memlüklülerin arasını açan devlet olarak bilinir. Yavuz Sultan Selim tarafından
1515 Turnadağ Savaşı ile Osmanlı'ya katılmıştır. Bu beylik Osmanlı'ya katılanson
beylik olup, bu beyliğin alınmasıyla Anadolu'da Türk birliği sağlanmış
oldu.
Ramazanoğulları
Ramazanoğulları Beyliği,
Ramazan Bey tarafından 1353 yılında Adana ve çevresinde kurulmuştur. İlk önce
Memluk devletine bağlı iken Yavuz Sultan Selim ile birlikte Memlüklere karşı
savaşmış, bundan sonra da Osmanlı Devleti'ne bağlı bir beylik olarak
yaşamışlardır.
1608 tarihinde Osmanlı
Devleti'ne bağlı bir vilayet haline getirilmiştir.
Diğer Müslüman Türk Devletleri
Fatimiler
Şii Müslümanlar tarafından 969
yılında Tunus'ta kuruldu.
969 yılında Mısır'ı alarak
Akşid devletine son verdiler.
Abbas halifesine saldırılarda
bulunması üzerine Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından Suriye'den
çıkarıldılar.
Haçlı saldırılarına karşı
koyamayan Fatimiler, 1171 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından
yıkıldı.
UYARI : Batıni mezhebinden olan
Fatimilerin 972'de kurdukları El-Ezher medresesi dönemin en önemli eğitim
kuruluşudur.
Eyyubiler
Mısır'da, 1174 tarihinde
Selahaddin Eyyubi tarafından kuruldu.
Selahaddin Eyyubi, Filistin,
Suriye, Irak ve Yemen'i fethetti.
Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla
büyük savaşlar yaptı.
Haçlıların elinden Kudüs'ü geri
aldı.
Eyyubi Devleti, 1250 yılında
Kölemen komutanlarından Aybeg tarafından yıkıldı.
Memlük Devleti
1250 tarihinde Aybeg Türkmeni
tarafından Mısır'da kuruldu.
Haçlılar ve Moğollarla büyük
mücadeleler yaptılar.
Abbasi halifeliğinin
koruyuculuğunu üstlendiler.
Ayn-ı Calud Savaşı ile Memlük
hükümdarı Baybars, Mısır ve Avrupa'yı Moğol istilasından
kurtardı.
Hicaz, Filistin ve Suriye'de
egemen olna Memlüklüler bahrat yolu ticaretini ele geçirerek ekonomik yönden güç
kazandı.
Anadolu üzerindeki emelleri
nedeniyle Osmanlılarla uzun süre mücadele ettiler.
Memlüklüler, Yavuz Sultan
Selim'in Mısır seferi sırasında yapılan Merc-i Dabık ve Ridaniye Savaşları
sonunda yıkıldı.
UYARI : Hükümdarlığın veraset
yoluyla geçmediği tek Türk devletidir. Memlük Sultanları komutanlar arasından
seçimle gelirdi.
Harzemşahlar
Merkez Gürgenç olmak üzere 1097
tarihinde Atsız tarafından kuruldu.
Moğol saldırıları sonucunda
zayıfladılar.
Anadolu Selçukluları ile
1230'da yaptıkları Yassı Çimen Savaşı'nda yenildiler.
Moğol istilası sonrasında
topraklarını terkedip Selçuklulara sığındılar.
UYARI : Selçuklulara bağlı
atabeylerden imparatorluğa dönüşen tek devlettir.
Moğol İmparatorluğu
1196 yılında Temuçin, yani
Cengiz Han tarafından başkent Karakurum olmak üzere
kuruldu.
Cengiz Han 1227 yılında
öldü.
Cengiz Han ölmeden önce eski
bir Türk geleneğine uyarak topraklarını oğulları ve torunları arasında
paylaştırdı.
UYARI : Moğollar (Cengiz
Han)
Altınorda Hanlığı İlhanlılar
Çağatay Hanlığı Kubilay Hanlığı
(1256 - 1502) (1256-1335) (1227
- 1370) (1206-1368)
(Hazar Denizi'nin (İran ve Doğu
(Türkistan) (Çin)
Kuzeyinden Kırım'a
Anadolu)
kadar uzanan
topraklar)
Timur İmparatorluğu
Timur tarafından 1335 yılında
Semerkant merkez olmak üzere kuruldu.
1401 yılında Karakoyunlu
Devleti'nin topraklarının büyük bir kısmını ele geçirdi.
Karakoyunlu Hükümdarı Kara
Yusuf'un Osmanlı Devleti'ne sığınması üzerine Anadolu'ya
girdi.
1402 yılında Çubuk Ovası'nda
Osmanlı Devleti ile Ankara Savaşı'nı yaptı ve Yıldırım Bayezıt'ı
yendi.
Timur'un ölümünden sonra devlet
parçalandı.
UYARI : Bu dönem, ticaret ve
bilimde özenli gelişmelerin olduğu bir dönemdir. Astronomi alalında Uluğ Bey,
Edebiyat alanında Ali Şir Nevai ve Matematik alanında Ali Kuşçu gibi ünlü
isimler yetişti.
Hükümdar ve Saray
Devlet hanedanın ortak malı
olarak kabul edilirdi.
Bu durum hükümdarın ölümünden
sonra taht kavgalarına sebep olur, devleti zayıflatırdı.
Bazı Türk-İslam Devletleri'nde
hükümdar, Sultan sanını kullandı.
İlk Türk-İslam Devletleri'nde
hükümdar tahta çıkınca Abbasi halifelerinin tasdiğini
istedi.
Merkez Teşkilatı
Hükümet, Divan-ı Saltanat
denilenBüyük Divan'dan meydana gelirdi.
Divanın başkanı
hükümdardı.
Selçuklular bu kurumu
Abbasilerden almışlardır.
Büyük Divan'a bağlı olan dört
divan şunlardı:
İstifa Divanı; Mali işlerle
ilgilenen divandır. Başkanlığını müstevfi yapardı.
Tuğra Divanı; Devletin
yazışmalarının yapıldığı divandır.
İsraf Divanı; Mal işlerin
yolunda gidip gitmediğini kontrol eden divandır. Başkanına müsrif
denirdi.
Divan-ı Arz; Ordu ve asker
maaşları ile ilgilenen divandır.
Taşra Teşkilatı
Başkent dışındaki idari
birimlere vilayet denirdi.
Vilayetlerin başında şehzadeler
veya vali statüsünde naipler bulunurdu.
Anadolu Selçuklularında üç tip
vilayet bulunurdu.
Meliklerin yönettiği
vilayetler; bunlar hanedan tarafından gönderilen meliklerin doğrudan hükümdara
bağlı olduğu vilayetlerdi.
Divan Dairesi vilayetleri;
yönetimi divana ait olan vilayetlerdi.
Bizans sınırında bulunan
vilayetler;
Başında uç beyi denilen sınır
koruyucu beylerin bulunduğu vilayetlerdi.
Hukuk
İslamiyet'in kabulü ile hukuk
kuralları değişikliğe uğradı, Türk töresi ile İslami kurallar bir sentez haline
getirildi.
Adli teşkilat; Şeri Yargı ve
Örfi Yargı olmak üzere ikiye ayrılırdı.
Şer'i Yargı; kadıların
başkanlığındaki mahkemeler tarafından yürütülürdü.
Örfi Yargı; vergilere, askeriye
ile, ikta sahipleri ve ticarete ilişkin kanunlarla
ilgilenirdi.
Hükümdarların halkın
şikayetlerini dinlemek amacıyla düzenlediği Mezali Divanları da
görülürdü.
Askeri davalara kadı askerler
denilen kadılar bakardı.
Ordu
İlk Türk-İslam Devletleri'nde
ordu Türkmenlerden oluşurdu.
Karahanlılarda ordu Hassa
ordusu, Eyalet askerleri ve Türkmen kuvvetleri olmak üzere üç bölüme
ayrılmıştı.
Selçuklularda, Karahanlılar'dan
farklı olarak ikta askerleri, bağlı devletlerin askerleri ve gönüllü askerler
vardı.
Hassa Ordusunda, askerlik için
ayrılan çocuklar belirli merkezlerde yetiştirilir, sultanlar Hassa Birliklerini
burada yetişen askerler arasından seçerlerdi.
Eyalet askerleri; Şehzadelerin
ve valilerin yönetimindeki askerlerdi.
Türkmen birlikleri; Göçebe
Türkmen boylarının savaş anında orduya katılmaları ile oluşan
birliklerdi.
Toprak Yönetimi
Devlete ait ve miri arazi
olarak adlandırılan topraklar dört bölüme ayrılmıştı.
Has arazi ; Geliri hükümdara
ait olan arazilerdi.
İkta arazi; Gelirlerine göre
önemli devlet görevlilerine dağıtılan arazilerdi.
Mülk arazi; Başarılı devlet
adamlarına verilen arazi idi. Bu topraklara sahip olanlar toprak hakkında her
türlü tasarrufa sahipti.
Vakıf arazi; İlmi ve sosyal
kuruluşların masraflarını karşılamak amacıyla bu kuruluşlara tahsis edilen
arazilerdi.
Haraci arazi; Müslüman olmayan
halka ait arazilerdi.
Din
İslamiyet'in kabulünden sonra
İslam dinini yaymak için önemli çalışmalar yapmışlardı.
İslamiyet'te gaza denilen
Müslüman olmayan ülkelere yönelik savaşlar ile önemli fetihler
gerçekleştirmişlerdi.
İslam dini ile İslamiyetten
önceki kültürlerin birleşmesi ile Babalik, Bektaşlik, Ekberilik ve Mevlevilik
gibi çeşitli tarikatlar oluşturulmuştu.
İslamiyeti yaymak amacıyla
eserler yazılmış, Kur'anı'ın yayılması amacıyla çalışmalar
yapılmıştı.
Ekonomik Hayat
Tulunoğulları ve Akşidler, doğu
ve batı ticaret yolları arasında oldukları için ticarette oldukça
gelişmişti.
Eyyubiler ve Memlüklüler'de ise
Mısır'la ticaret çok gelişmişti.
Memlüklüler döneminde Trablus,
Şam, İskenderiye, Dimyat, Yafa ve Akka önemli ticaret merkezleri haline
geldi.
Ümit Burnu'nun buluması ile bu
ticaret merkezleri önemini yitirdi.
Gazneliler, Hindistan
topraklarını ele geçirerek ekonomilerini canlandırmıştı.
Büyük Selçuklular'da, Orta Asya
ve Hindistan'dan gelen ticaret yollarının geçmesi ülkeyi zengin bir hale
getirmişti.
Anadolu Selçuklu Devleti,
ticaret yolları üzerinde yaptığı vakıf kuruluşları, han ve kervansaraylarla
ticari alanda gelişmişti.
Sosyal Hayat
Türk-İslam Devletleri'nde
göçebe bir hayat görülmüş, göçebecilikten dolayı hayvancılık
gelişmişti.
Yerleşik hayata geçildikçe
köylerde oturanlar tarımla, şehirlerde yaşayanlar ise ticaret ve el sanatlarıyla
uğraşmışlardı.
Şehirlerde ticaretle uğraşanlar
Ahi teşkilatını oluşturmuşladı.
Anadolu Selçukluları zamanında
Türkler zengin ve mutlu bir hayat sürmüşlerdi.
Bilim
Türk İslam Devletleri'nde
medreseler bilim merkezi idi.
Büyük Selçuklu Devleti
zamanında, dünyanın ilk üniversitesi olarak kabul edilen Nizamiye Medresesi
yapıldı.
Medreselerde Kur'an, hadis,
kelam, fıkıh, Arap dili ve edebiyatı, matematik, mantık geometri ve tarih
okutulurdu.
Önemli bilim adamlarının
başlıcaları; Farabi, Biruni, İbn-i Türk, İbn-i Sina, Gazali, Ömer
Hayyam'dır.
Sanat
Türk-İslam devletlerindeki
sanat eserlerinde mimari ağırlıkta idi.
Türk-İslam Devletleri
tarafından yapılan ve günümüzde hala ayakta duran sanat eserlerinden bazıları
şunlardır:
Tulunoğlu
Camii
Baybars
Camii
Mescid-i
Cuma
Sultan Sencer
Türbesi
Alaaddin
Camii
Burmalı
Minare
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)